Üretkenlikten Vazgeçmek!

0
65

Anadolu Efes bir maç kaybetme lüksüne sahip olmanın verdiği rahatlıkla çıktığı maçta son bir darbeyi rakibine vuramadı. Hem Pire’de kazanarak gelmiş olmak hem de ‘kırılma’ maçı olan 3.karşılaşmayı kazanmanın getirdiği psikolojik avantajı çok iyi değerlendiremediler. Saha dezavantajıyla başladıkları seride bu 40 dakikayı daha iyi oynayabilirlerdi.

Fırtına aldattı

Maçın ilk 5 dakikasındaki ‘fırtına’ herkesi aldattı. Maçı izleyen herkes için her ne kadar Olympiakos’un bir şekilde döneceği bilinse de ‘Bu iş bitti’ düşüncesi erken oluştu. Hatta maçın sonlarında trübünlerden yükselen yuhalamala ile karışık protesto uğultularının ana sebebi de, salona gelen taraftarların, ilk 5-6 dakikadaki müthiş hücum-savunma performansının etkisinde kalışıydı.

İpler rakibe geçti

İlk 5 dakikaya 10’u Granger’dan olmak üzere 18 sayı sığdıran Anadolu Efes, sonrasında Olympiakos’un dönüşüne engel olamadı. Fırtına geçtikten sonra hücumda ritim kaybedince yavaş yavaş da ipler Olympiakos’un eline geçti. Maçın başlarındaki atletik bir takım olmanın getirdiği avantaj da giderek kayboldu ve takım olarak irtifa kaybettiler.

Çembere gittiğinde skor üreten ve de hep oyunda kalan Anadolu Efes, son çeyrekte rakibini savunmayla durdurmak uğruna hücumda üretkenlikten ödün verdi. Bu durumda da hücum ritmini kaybeden, Pire’de ilk maçtaki görüntüsüne dönmüş bir Efes ortaya çıktı son bölümde.

Savunmaya odaklanınca hücum ritimleri kayboldu

Oysa serinin 3.maçında savunmanın verdiği enerji ile birlikte bunu hücuma da yansıtan, maçı domine eden, rakibin önemli isimlerini neredeyse hiç oyuna sokmayan bir Efes vardı. Bu kez Spanoulis‘i savunmaya odaklanınca sahadaki beşle skor üretemeyen bir takıma dönüştüler ve sıradanlaştılar. Üstelik daha da kötüsü hücum edemedikleri dönemde savunmalarını da üst seviyeye taşıyamadılar. Kenar yönetimin arayışları, sık oyuncu değişiklikleri sahada ideal beşin bulunmasını engellediği gibi mevcut oyuncuların da oyun ritmini bozdu. Olympiakos da 6-7 sayı elde ettiği avantajı maçın sonuna kadar taşıdı. Efes’in son çeyrekte kullandığı 13 atışın 11’inde isabet bulamaması, 8 sayının 4’ünün serbest atışlardan gelmesi, hücumdaki kısırlığın bir göstergesiydi.

Ekonomik Kullandılar

Olympiakos, Spanoulis ve Printezis‘i ekonomik kullanarak maçı kazandı. Ancak asıl önemli olan Spanoulis ve Printezis’siz dönemi Erick Green ve serinin 3.maçında nedense hiç kullanmadığı Dominic Waters ile çok iyi geçirmeleriydi. Dolayısıyla sonradan oyuna aldıkla tecrübeli ‘winner’ oyuncuların omuzlarına ‘mucize’ atışları ve sorumlulukları yüklemediler. Spanoulis ve Printezis de son bölümü yıpranmadan oynadı. Spanoulis ve Printezis istatistik olarak önemli katkı sağlasa da Olympiakos maçı, aslında onlar benchte oturduğu süreçte kazandı diyebiliriz.

Anadolu Efes’in 62 sayıda kalmasına bakarak Olympiakos’un müthiş bir savunma yaptığı da sanılmasın. Coach Perasovic’in skor potansiyeli yüksek ancak buna liderlik edecek bir oyuncuyla oynamama seçiminin de son periyotta 8 sayıda kalmalarını sağladı diyebiliriz.

Avantaj gitti ama…

Şimdi seri 2-2 oldu. 5.maçın Pire’de oynanacak olması belki şanslarını biraz azaltmış gibi gözükebilir ama, atletizmi, yüksek skor potansiyeli, tüm istikrarsızlığına rağmen ritim bulduğunda savunulması en zor takımlar biri olmaları, istediğinde savunmadaki sertlik dozajını maksimum seviyeler taşıyabillmeleri gerçeğini unutmamak lazım.

Halen kağıt üstünde, Olympiakos’tan daha iyi ve kapasiteli bir kadroya sahipler. Son 40 dakikada bu potansiyellerini ne ölçüde ve ne kadar süre yansıtacaklarını bilmiyoruz. Ancak daha önce bir kez mağlup ettikleri Olympiakos’u neden bir kez daha yenmesinler?

LEVENT YÜCELMAN
levent.yucelman@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz