Tutunamayanlar…

0
50

[vc_custom_heading text=”Serinin kalan maçlarında ya patlama yapacaklar ya da kapasitesinin altında kalan bir takım olarak fişi çekecekler. Bireysellikle maçı kazanabilirler ama seriyi asla!” font_container=”tag:h3|text_align:left” google_fonts=”font_family:Libre%20Baskerville%3Aregular%2Citalic%2C700|font_style:400%20regular%3A400%3Anormal”]

Anadolu Efes için belki de bir daha hatırlamak istemeyeceği bir maç oldu. 40 dakika boyunca hiç bir direnç gösteremeyen, rakibi izleyen, daha baştan yenilgiyi kabullenmiş, “bu maç olmuyor bir sonrakini düşünelim” havasında oynayan dolayısıyla da tutunamayan bir Efes izledik.

Takım Gibi Takım!

Hem fiziksel açıdan hem de kafa olarak bu kadar ‘dip’lerde olan Anadolu Efes’in serinin ilk maçını kazanması için olumlu hiç bir şey yapmadı dersek abartmış olmayız. Savunma karakterli bir yapıya sahip olduğunu bildiğimiz daha ‘takım gibi takım’ görüntüsündeki Olympiakos’un grup maçlarının bir ‘tık’ üzerinde bir performans ortaya koymasına ihtiyaç kalmadan, 15 sayıyla maçı alması, belki de Efes’in üzerinde düşünmesini hatta seri için endişelenmesini sağlayacak en önemli konu.

Bireysellikle zor!

Oyunun hiç bir anında ‘tutunamayan’ Anadolu Efes hiç mi bir şey yapmadı? Evet kazanmak adına maalesef hiç bir şey yapmadı. Maçta üretilen sayıların çoğu bireysel performansa dayalıydı. Set hücumlarında gereksiz ve anlamsız dik-ep-olybir telaşla oynadıkları gibi oyun kurgusunu da hep çemberden uzakta gerçekleştirerek kendi hücum sürelerinden çaldılar. Bu durumda uzunları hiç besleyemediler. Topu çembere yakın bölgede uzuna geçirdikleri nadir zamanlarda ise, uygun atış pozisyonunu bulamadıklarında (ikili sıkıştırmalar gibi) tekrar dışarı dönecek ikinci hücum opsiyonu için zamanları kalmadı.

Heurtel ikilemi!

İki ucu keskin bıçak Heurtel oyunda kalmalı mı çıkmalı mı ikilemini coach Perasovic defalarca yaşadı. Hatta sadece o değil belki izleyen herkes.. Hatta bizler de.. Oyunda olduğunda Olympiakos kısaları hiç bir baskı görmediklerinden istedikleri gibi, cirit atıp, oyunu yönlendirdiler. Hem çembere yönelip sayı üretip hem asist yaptılar. 

Heurtel kenara alınınca da bu kez Anadolu Efes’in hücum üretkenliği tamamen tükendi ve top kayıpları arttı. Heurtel ve Granger ‘ın tamamen bireysel performansı ile de zaten maçı geri döndürmek mümkün olmadı. Olympiakos, Heurtel’in savunma zaafını iyi kullanırken Green ve Waters gibi iki dış atıcı ile hem Efes savunmasını delip geçtiler hem de uzun-kısa herkesin pozisyon bulmasını sağladılar.

Olympiakos kendi standartlarının üzerine çıkmadı ama…

Olympiakos Anadolu Efes’e karşı kendi standartlarının üzerinde bir savunma yapmasına bile gerek kalmadı. Hücumda topu çok iyi paylaşan, her hücumda her oyuncunun topa elinin değdiği, iç-dış dengesini iyi kuran, kolay çembere giden, boş kalmadıkça kimsenin el üstünden ve zorlama atış kullanmadığı sabırlı bir takım. Bu hücum düzeni ile kolay sayı buldukları gibi aldıkları ribauntları da fast breaklerle bitirip rakibin direncini kıran bir yapıya sahipler. Ancak bu onların (grup maçlarında da gördüğümüz gibi) yenilmez bir takım olduklarını göstermiyor. Çeyrek finalin ilk maçını bu kadar kolay kazandılarsa kendi oyun karakterleri kadar Anadolu Efes’in dağınıklığının, istikrarsızlığının, takım olgusundan çok uzak oluşunun, bireyselliği hep ön planda oluşunun da çok büyük payı vardı.

İlk maç kaza, herşeyi sıfırla!

Cuma günü serinin ikinci maçı oynanacak. Çok iyi kumaşa sahip oyunculardan kurulu ancak ne zaman nerede nasıl oynayacağı bilinmezlerle dolu Anadolu Efes, bir sonraki 40 dakikaya bu seriyi ‘takım olmadan’ kazanamayacağını unutmayarak başlamalı. Çok çabuk ritmden çıkan, kolay dağılan, istikrarsız görüntülerinden sıyrılmazlarsa seriyi İstanbul’a taşımaları umut olmaz.

Anadolu Efes ikinci 40 dakikayı kazanmak istiyorsa bu ilk 40 dakikada yaptığı herşeyin neredeyse tersini yapmalı ve de ilk maçı ‘kaza’ olarak kabul edip herşeyi sıfırlayarak bu kadar kolay teslim olmamalı. Ayrıca direnç göstererek ‘ben de varım’ mesajını karşıya vermeli.

Halen potansiyelin çok altında

15 sayı ile kaybetmesine rağmen Anadolu Efes’ten halen umutlu olmamızı sorgulayanlar olabilir. Bu biraz da Anadolu Efes’in kendi içinde gizli diyebiliriz. Yani Anadolu Efes halen kadro kapasitesinin ve de potansiyelinin çok gerisinde oynuyor. Bu kadro yapısı daha iyi birşeyler yapabilir.

Normal sezonda olduğu gibi çeyrek finalin ilk maçında da halen bu ‘kapalı kutu’ görünümünden uzaklaşamadılar. Serinin kalan maçlarında ya patlama yapacaklar ya da kapasitesinin altında kalan bir takım olarak fişi çekecekler. Bireysellikle maçı kazanabilirler ama seriyi asla!

Levent Yücelman
levent.yucelman@basketball.com.tr

https://twitter.com/levyuc70

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz