Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde İlk Yarının Ödülleri

0
0

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi‘nde ilk yarı geçtiğimiz günlerde geride kalırken hafta içinde başladığımız analizlerle devam ediyoruz.

Analiz haftasının bu kısmında hem ilk yarının ödüllerini, hem öne çıkanları, hem de dikkat çekenleri sizler için derledik.

– Ödüller

İlk Yarının Takımı: Fenerbahçe Beko

Yaygın görüşe göre, beklentilerin üzerine çıkan takımlardan seçim yapılıyor genelde, ki haklılık payı var. Buna açıkçası ben de katılıyorum. Peki o zaman neden lider olması kimseyi şaşırtmayan Fenerbahçe Beko seçimi derseniz, onu da kısaca açıklamaya çalışayım. Sarı-lacivertliler elbette ligin 1 numaralı favorisi olarak duruyor. Ancak bu takımın hem Avrupa’da hem de Türkiye’de gösterdiği performansı baz alınca, hemen hemen her maç aynı ciddiyet ve konsantrasyonla oynamaları onları diğer takımlardan 1, hatta birkaç adım öne çıkartıyor. İlk yarıda deplasmanda kaybettikleri 2 maç var. Biri Galatasaray, diğeri uzatmada Banvit. Yıllardır süre gelen inanılması güç iç saha performansı devam ediyor. Obradovic’in öğrencileri iç sahada kaybetmek ne demek unutmuş durumda. Lige favori olarak başlamaları, onların üstün performansını gözardı etmemiz anlamına gelmemeli. Sezonun ilk yarısında en istikrarlı ve izlemesi en keyifli takım Fenerbahçe’ydi. Bu da sarı-lacivertli ekibi ilk yarının en iyi takımı yapmaya yetiyor.

İlk Yarının Koçu: Zeljko Obradovic

Fenerbahçe’nin şartlar ne olursa olsun, başarıya aç ve doyumsuz bir takım olmasında Zeljko Obradovic’in payı çok büyük. Takımın genlerine kazanma alışkanlığını aşılamış durumda. Yıllar içinde birçok kilit yıldız bu takımdan geldi ve geçti. Ancak yarattığı sistemde değişmeyen tek şey istediği sonucu almak oldu. Obradovic’i özel kılan, onu Avrupa’nın en iyisi yapan ve çalıştırdığı takımların sürekli zirvede kalmasını sağlayan şey değişime olan adaptasyonu. Belki de değişim dediğimiz şey Obradovic’e adapte oluyor. Bir koç, kariyerinde başarabileceği her şeyi başarmasına rağmen, güne sıfırdan başlar gibi uyanıyorsa ve bu özelliklerini de oyuncularına enjekte edebiliyorsa, o koçun olduğu yerde başka bir koçu buraya yazmak biraz basketbolun ruhuna aykırı olur. Kendisi ve kadrosu çok iyi, zaten beklentileri karşılıyor diye Obradovic’i yazmamak bana biraz garip geliyor. En iyisi olmak ne zamandır suç oldu? Ki mesele en iyi olmak değil, sürekli en iyi kalmak. Obradovic her gün bunu başarıyor.

İlk Yarının Yabancı MVP’si: Jan Vesely

Jan Vesely bu sezon istatistiklerin ötesinde bir performans gösteriyor. Rakamlarla onu değerlendirmek, kendisine yapılacak en büyük haksızlık olur. Vesely, uzun yıllardır bu takımda ve yaptıklarıyla sistemin temel taşlarından biri haline geldi. Ancak bu sene başka bir seviyenin oyuncusu olarak ortaya çıkıyor. Fenerbahçe’yi, taraftarı, camiayı ve organizasyonu sanki daha bir başka sahipleniyor. Sahadaki tavrı, savaşçı ruhu ve mücadelesi ‘Bu takım, benim takımım’ diye bağırıyor. Sarı-lacivertli ekibin bu sezonki gidişatında saha içindeki 1 numaralı faktör olduğunu söylesek kimse itiraz etmez sanırım. Ki Obradovic’in sisteminde, yani herkesin elini taşın altında koyduğu bir sistemde, 13.2 sayı-6.9 ribaunt-1.9 asist yapmak demek, bir başka takımda 20-10-3 rakamlarına denk gelmek demektir. Bunu da unutmamak ve ona gör değerlendirmek gerekiyor.

İlk Yarının Yerli MVP’si: Berk Uğurlu

Berk Uğurlu geçtiğimiz sezon Pınar Karşıyaka’da kariyer sezonunun altına imza atmıştı. Bu sezon ise bunun üzerine koyup, koymayacağı merak konusuydu. Bir anlamda Berk için asıl sınav şimdi başlıyordu. Geçen seneki başarısının tesadüf olmadığını ve artık ligin önemli oyun kurucuları arasına adını yazdıracağını ispat etmesi gerekiyordu, ki etti. Hem istatistiksel olarak, hem de oyun anlamında üzerine koyarak devam ediyor. Savunmada gösterdiği enerjinin yanı sıra, hücumuna çeşitlilik katması onun öne çıkmasında büyük etken oldu. Düne kadar şutuna olan güvensizliğini geride bırakıp, artık daha güvenli şut atan ve yeri geldiğinde ceza kesebilen bir oyuncuya evrildi. Elbette bunlar yatarak olmuyor. Berk çalışıyor, sıkı çalışıyor ve sadece işini yapmaya çalışıyor. Karşıyaka onun oyunda olduğu dakikalarda top dolaşımını daha iyi yaparken, Berk de kazandığı özgüvenle takımını daha cesurca yönlendiriyor. Elbette geliştirmesi gereken bazı özellikleri var. Lakin son 2 yıl içinde gösterdiği gelişime bakınca onların da üstesinden geleceğinden kimsenin şüphesi yok.

İlk Yarının Genç Oyuncusu: Alp Karahan

Adatıp Sakarya’nın içinde bulunduğu durum belki de en çok 1998 doğumlu Alp Karahan’a yaradı. Kulübün yaşadığı kaotik ortamı kendi adına olumlu bir tarafa çekti. Sürelerinin artmasıyla birlikte istatistiklerini yukarı çekme fırsatı yakaladı. Dış şutlardaki güveni de göze çarpan en önemli noktaydı. Bu sezon 13 maçta 20.9 dakika süre aldı ve 7.7 sayı ortalama yakaladı. Üç sayı çizgisinde ise 26-51’le (%51) şut atıyor. Birçok genç oyuncunun aradığı ortamı ve fırsatı Sakarya’da yakalayan Alp, bu şansını böyle devam ettirdiği sürece sezon sonunda adından daha da fazla söz ettirecek gibi duruyor.

İlk Yarının Yabancı Beşi:

Vasilije Micic (Anadolu Efes): 13.3 sayı-6.8 asist-2.3 ribaunt
Kenny Hayes (Arel Üniversitesi Büyükçekmece): 19.6 sayı-4.8 asist-1.8 ribaunt
Sylven Landesberg (Türk Telekom): 21.3 sayı-3.4 ribaunt-2.2 asist
Jan Vesely (Fenerbahçe Beko): 13.2 sayı-6.9 ribaunt-1.9 asist
Assem Marei (Pınar Karşıyaka): 18.7 sayı-10.8 ribaunt-1.7 asist

İlk Yarının Yerli Beşi:

Berk Uğurlu (Pınar Karşıyaka): 10.4 sayı-3.9 asist-2.6 ribaunt
Melih Mahmutoğlu (Fenerbahçe Beko): 9.2 sayı-1.3 asist-1.2 ribaunt
Göksenin Köksal (Galatasaray): 10.2 sayı-3.7 ribaunt-2.4 asist
İlkan Karaman (Pınar Karşıyaka): 10.0 sayı-4.9 ribaunt-1.1 asist
Cevher Özer (Afyon Belediye SK): 13.4 sayı-3.8 ribaunt-2.2 asist

– Dikkat Çekenler

Türk Telekom devreyi ilk 4’te bitirdi ve zaman zaman oynadığı basketbolla keyif verdi. Sezonun ilk maçlarında doğal olarak adaptasyon süreci yaşadılar. Bu bölümde belki de beklediklerinden fazla maç kaybettiler. Ancak sonrasında yakaladıkları 6 maçlık galibiyet serisi ve özgüven onların yukarı tırmanmasını sağladı. Burak Gören’in entresan bir koç performansı var. Bunu olumlu anlamda yazıyorum. Belli bir sistem ve şablondan ziyade, yani statik bir düzen kurmaktan farklı olarak, maç maç değişkenler gösteren bir takım yaratmış. Yeri geldiğinde çok iyi bir savunmma takımı, yeri geldiğinde çok iyi bir hücum takımı olabiliyorlar. Bunu da karşısındaki rakibe göre şekillendiriyorlar. Aynı maç içinde farklı düzenlerde oynamak kolay değildir. İlk devrenin belli bölümlerinde bunu başardılar.

– Türbülansa Girenler

Pınar Karşıyaka sezona yeni jenerasyonun önemli koçları arasında yer alan Özhan Çıvgın’la girdi. Kadro hemen hemen revize edildi ve yeni bir takım kuruldu. Sadece kulübün değil, ülkenin yaşadığı ekonomik krizi de değelerdirmeye alırsak, transfer piyasasında her istediğinizi almak mümkün olmuyor. Koçların ya da kulüplerin genel anlamda listeleri alternatiflerle doludur. Ki çoğu kulüp, maddi nedenlerden dolayı en son alternatiflere yönelmek zorunda kalıyor. Karşıyaka böyle bir dönemde kadrosunu önemli ölçüde değiştirirken, hem adaptasyon sürecinin uzayacağı, hem de sistemi şekillendirmenin zaman alacağı öngörülür bir şeydi. Ancak bu sürece beklenmedik sakatlıklar ve bazı oyuncuların beklentilerin oldukça altında kalması da eklenince bir ara epey sarsılma yaşandı. Baskının arttığı, dedikoduların yüksek sesle dillendirildiği ve kaosun kıyısına gelindiği dönemde Çıvgın’ın sağlam bir duruş gösterdiğini düşünüyorum. Şikayet edebileceği birçok argümanı olmasına rağmen bunları hiçbir şekilde kullanmadı. Ki baskının daha az, taraftar desteğinin daha çok ve şartların lehine olduğu ortamlarda bazı koçların ‘büyük fedakarlıklar’ yaptıklarını ballandıra ballandıra ima ettiklerine şahit olduk. İkinci devrenin Karşıyaka adına daha iyi geçeceğini ve playoff potasında yer alacaklarını düşünüyorum. Gerek Karşıyaka taraftarının, gerekse medyasının bu süreçte hem koçun, hem de oyuncu grubunun arkasında daha fazla olması gerekiyor.

– Hayal Kırıklıkları

Ligde 14 maç sonunda sadece 2 galibiyet alabilen, Avrupa’da ise 6 maçın tamamını kaybederek, 20 resmi maçta 18 mağlubiyet alan Hakan Yavuz yönetimindeki İstanbul BBSK hiç şüphesiz en büyük hayal kırıklığı olarak ortada duruyor. Sezon başından beri saha içindeki uyumsuzluk, kötü kadro kimyası, sıkıntılı rotasyon anlayışı, gelenler ve gidenler derken, İstanbul ekibi facia bir dönemden geçiyor. İkinci yarıda durum değişir mi, bilinmez. Basketbol çevreleri tarafından küme düşmenin en büyük adayı haline geldiler. Sıralamaya bakınca da mevcut yapıyla kümede kalmaları mucize gibi duruyor. Ya kan değişimine gidecekler ya da eldeki gençlerin sürelerini arttırarak yeni bir rüzgar yakalamaya çalışacaklar. Belki de bu ikisini bir arada yapacaklar.

– Akılda Kalanlar

Darüşşafaka Tekfen sezona Ahmet Çakı yönetiminde girdi. Yazın oyuncu kadrosu açısından yanlış bir yapılanma içinde olduklarını defalarca dile getirmiştik. Ancak mevcut bütçe ve kulübün geçmiş sezonlara göre küçülmeye gitmesiyle birlikte, Çakı’nın işinin oldukça zor olduğunu da belirtmiştik. Ahmet Hoca’nın tüm iyi niyetiyle yerlilere ve gençlere verdiği süreler adeta başına bela oldu. Kadroyu harmanlaması zaman alacaktı ve Euroleague önlerindeki en büyük handikap olarak duruyordu. Üstelik sezonun henüz çok başında koçla alakalı anlamsız bir güvensizlik ortamı yaratıldı. Yönetimin de Çakı’nın arkasında hiç durmadığını ve ona bu güveni göstermedikleri biliniyordu. Daha sezonun henüz başında yerinize birileri aranıyorsa, çalışma şartlarınız giderek zorlaşıyorsa, o noktada ağzınızla kuş tutsanız fayda gelmez artık. Daçka eğer Çakı’yla devam etseydi durum bundan daha mı kötü olurdu? Bence olmazdı. Daha mı iyiye giderdi? Belki çok iyiye gitmeyebilirdi ama kesinlikle belirgin bir düzelme olurdu. Zira şu dönemde Hoca’nın sistemi ve rotasyonu tam olarak otururdu. Ki arada ciddi anlamda çok şanssız maçlar kaybedildi. Ahmet Çakı gittiği günden beri ağzını açıp tek kelime etmedi. Karakteri gereği de böyle bir şey zaten yapmaz. Ancak bana göre kendisine çok ayıp edildi ve bazı şeyler bu şekilde olmamalıydı.

Hazırlayan: Kemal Erdem
İletişim: kemal.erdem@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz