Petar Naumoski: Aile Ortamı Artık Fenerbahçe’de Var!

0
0

Günümüzde Makedonya Basketbol Federasyonu başkanı olan efsane basketbolcu Petar Naumoski önemli açıklamalar yaptı.

Ülkemizde bir dönem Efes Pilsen forması altında oynadığı basketbolla birçok kişinin beğenisini toplayan Naumoski, Hürriyet gazetesine özel açıklamalarda bulundu.

İşte Naumoski röportajı:

– Türkiye deyince aklınıza ilk olarak neler geliyor?

Türkiye, benim annem gibi… Muazzam his ve anılar yaşadığım bir yer. Kendimi asla yabancı gibi hissetmedim. O muhteşem havayı soluyabildiğim için gerçekten çok mutlu ve şanslıyım. Türkiye’de yaşayan bazı insanlar, “Şimdi şu şöyle olumsuz oldu, bu böyle olumsuz oldu” diyorlar ama bu şu anda birçok ülke için geçerli… Yalnızca şunu söyleyebilirim; Türkiye’nin her zaman apayrı bir havası ve ortamı vardır.

– Peki ya Efes Pilsen?

Oyuncu olduğum dönemdeki Efes ile şimdiki 180 derece farklı. Eskiden 10 Türk, 2 yabancı vardı. Oyuncular arasında aile ilişkisi ve kardeşlik söz konusuydu. Şimdi bu ortam Fenerbahçe’de var. İnsanlar ilk olarak Fenerbahçe’yi, sonra oyuncuları içten destekliyor. Geçmişte Efes de böyleydi. İnsanlar Tamer Oyguç’u, Volkan Aydın’ı, Petar Naumoski’yi seyretmeye gelirdi. Günümüzde Türkiye’de çok sayıda yabancı isim forma giyiyor. Sporseverler adlarını ezberleyene kadar, 1 ya da 2 yıl kalıp gidiyorlar! Efes’te de bir enerji alışverişi yok. Çoğu kişi sanki, kendi istatistiklerini artırmak için oynuyor! Efes, İtalyan ve İspanyol kulüpleri gibi geçmişteki yıldızlarını, takım yönetiminde belli yerlere getirirse, o eşsiz hissiyat geri gelir.

– Euroleague’deki ekiplerimiz ve Türk hayranlarınıza dair neler söylersiniz?

Türk insanını özlüyorum. Umarım Fenerbahçe, Efes ve Darüşşafaka, Avrupa’da başarılı sezonlar geçirir ve bu sezon Final Four’a katılan takım ya da takımlar olurlar.

– Cedi ve Furkan’a ilişkin görüşlerinizi alabilir miyim?

Belki, “NBA’e biraz erken gittiler” diyebiliriz. Ama kötü bir şey söyleyemeyiz, çünkü iyi kontratlar aldılar. Kendilerine inanmaları gerek… Performanslarını, karakterlerini hep geliştirirlerse başarılı olacaklarından şüphem yok.

– Kariyerinizde, “Asla unutmam” dediğiniz anlar hangileri?

Benetton’dayken, Antibes’e 44 sayı attığım maç ilk sırada… İkinci, Efes’te Koraç Kupası’nı kazandığımız anlardı. Üçüncü ise biraz negatif… Efes Pilsen’deyken, deplasmanda Asvel’e kaybettiğimiz o maç… Sonraki 3 gün boyunca neredeyse durmadan ağladım. İnsanlar bize inanmıştı. Final Four’a gideceğimize biz de çok fazla inanıyorduk. Onları mahcup etmenin yükü gerçekten çok ağırdı. O günleri asla unutamam…

– Yugoslavya’yı nasıl anlatırsınız?

1988’e kadar eşsizdi. Herkes güvenli ve mutlu yaşıyordu. Her gece sokakta uyusanız, kimse bir şey yapmazdı! Şimdi dağılan ülkeleri anlayamıyorum. İnsanlar ağlıyor! Hepsi yoksul… Spor, Yugoslavya’nın DNA’sında, havasında ve suyunda var! Tabii yönetimin kapitalist değil, sosyalist olması, devlet politikasının spor odaklı olmasının başarıda payı büyük. Ülkede çok sivrilen ‘zengin’ yoktu. Bu durum da normal bir yaşantı ile herkese eşit rekabet ortamı ve adalet sağlıyordu.

– Bana ve tüm insanlara ilham veren ‘panyalı üçlüklerinizin’ sırrı neydi? Gençlere tavsiyeleriniz var mı?

3 sayılık atışlarda başarılı olmamın 3 sebebi vardı: Bu konuda sahip olduğuma inandığım yetenek, çok çok fazla çalışmak ve potaya atacağım şut öncesi her kafamı kaldırdığımda, daima isabet bulacağıma inanıyor olmam. Asla kaçırma ihtimalimi düşünmezdim. Genç arkadaşlar; kendilerine daima inansın. Hedeflerine ulaşabilecekleri yollardan şaşmasınlar ve ne olursa olsun pes etmesinler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz