OAKA’da Kabustan Uyanmak…

0
89

11 Yıldır deplasmanda hiç bir Türk takımının kazanamamış olmasının, 18 bin kişilik OAKA atmosferinin, seride saha dezavantajının getirdiği baskıya rağmen Fenerbahçe, 16 sayı geriden gelip 14 sayı ile kazanarak hem müthiş bir iş çıkardı hem de Final Four yolunu açan en kritik eşiği döndü diyebiliriz. 2.yarıda Fenerbahçe resmen Kabustan uyanırken, OAKA’da Panathinaikos’un üstüne karabasan çöktü.

İpler ele geçti ama…

Saha dezavantajı ile girdiği play-off’ta şimdi ipler Fenerbahçe’nin eline geçti. Ancak kazanılan bu maç ile birşeyler bitmiş ya da kazanılmış sayılmaz. Her ne kadar rakibi, psikolojik olarak hırpalayan, yaralayıcı bir galibiyet alınsa da ‘zafer’ yerine buna ‘normal’ bir galibiyet ve de bir avantaj olarak benimsemek daha doğru olur.

İlk yarıda 42 sayı üreten bir takım, kendi sahasında 58 sayıyla maçtan çıkıyorsa, burada önemli bir geri dönüş ve Obradovic‘in rakibin elini kolunu bağlayan taktiksel hamle üstünlüğünden bahsetmeden geçmemez lazım. Savunma yapan bir Fenerbahçe’nin bir maçı nereden alıp nereler getirebildiğini gördük. Bardağın boş tarafından bakarsak da kötü bir savunma ve top kayıplarının bir takımı maçtan ne kadar uzaklaştırdığına da aynı maçta 2.periyotta, şahit olduk.

Atarak Kazanmak İmkansız!

Bir kere şunu bir kez daha anladık ki Panathinaikos maçları atarak değil savunarak kazanılacak karşılaşmalar. Fenerbahçe’den daha yüksek bir skor gücüne ve bench derinliğne sahip Panathinaikos’a atmasına izin verdiğinizde ortaya çıkan sonuç çok netti. Savunma karakterli bir takım olarak ve de bugüne kadar bununla varolan Fenerbahçe için bundan vazgeçmek maçı kaybetmekle eşdeğer.

Attırırsan atarlar…

Genel anlamda skor sıkıntısı yaşayan bir takım olan Fenerbahçe’nin ilk 7 dakikada 16 sayı üretmesine bakarsak deplasmanda bundan daha iyi başlangıç yapamazdı. Bu süreçte sadece ayakta kalan isim Nick Calathes‘di. Ancak bu noktada Panathinaikos’un Mike James ve KC Rivers hamlesini devreye alması, Fenerbahçe’nin hücum ritmini kaybettiği, Bogdanovic üzerinden hücum etmekten bir anda vazgeçtiği, uzun-kısa iletişimin koptuğu, herkesin kenara çekilip Sloukas‘ın ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalıştığı ve de basit top kayıpları yaptığı anlara denk gelince dengeler değişti. Bu noktada Bourousis‘in oyuna girmesi Fenerbahçe’nin oluşturamadığı savunma dengesini iyice sarstı. Çünkü pasör bir uzun özelliğine sahip olan Bourousis, pota altında ‘güreşe’ başlayınca KC Rivers ve Mike James gibi oyuncuların eli rahatladı. Bu da Panathinaikos’un havaya girmesini, ritm bulmasını sağladığı gibi istatistiklerini de yukarı çekti.

Bench katkısında uçurum!

İlk devrede 32’ye 7’lik bench katkısı Fenerbahçe için bu ve serinin bundan sonraki maçları için gerçek anlamda endişe vericiydi. Ayrıca kötü savunma yapmanın da Panathinaikos’u olduğundan daha yukarılara çıkardığını söylemek lazım.

2.çeyrek istatistiklerine baktığımızda da Panathinaikos kullandığı 16 şutun sadece 5’ini (2s: 6/10, 3s: 5/6) kaçırmış. 9 ribaunt alırken 8 asist yapmış. Buna karşılık Fenerbahçe 11 şutun 6’sında boş dönmüş. Sadece 3 ribaunt alırken sadece 1 savunma ribaundu çekebilmiş. Yine ilk 20 dakika sonunda istatistik kağıdında Fenerbahçe adına en olumsuz sayılar ise 10 top kaybı yapması. Yani bu yıl başını ağrıtan en büyük hastalığı. 

Aynı Gaziantep dönüşü!

2.yarıda aynı Gaziantep maçında olduğu gibi bir dönüş yaşandı. İki uzunla ve yardım savunmasıyla Fenerbahçe potasını yasak bölge ilan etti. Üstelik savunma ritmini yakalamış olan Fenerbahçe’ye karşı ilk devrede dengeleri bozan Bourousis hamlesi bile olumsuz etki yapmadı. Bogdanovic çok yorulmasına rağmen hücumdaki sayı üretim sorumluluğunu üstüne aldı. Üstelik Datome‘nin erken faul problemi yaşaması ve de Nunnally‘nin ofansif anlamda hiç giremediği bir maçta çembere bakan olmayınca omuzundaki yük daha da arttı. Hatta Dixon ‘ın devreye girememesi ve Sloukas ‘ın üretkenliğinin az olması Bogdan‘ı ayakta kalmaya mecbur bıraktı. Ancak hücumda belki yük Bogdanovic‘e kalsa da savunmada herkes aynı seviyedeydi. Takımı diri tutan da bu ve enerjileriydi. Bu da istikrarlı bir şekilde takım savunmasını daha yukarı taşıdı. Savunma kaynaklı fast break sayıları, Kalinic ‘in dış atış desteği, Udoh ve Vesely‘nin kendi aralarındaki pas alışverişi ile birbirlerinin skor üretiminini artırmaları, Dixon ‘ın da son bölümdeki katkısı ile Panathinakos’un dönüşüne izin vermediler. Ayrıca rakibin hamlelerini de tamamen bertaraf ettiler.

16 sayının 7’si serbest atış!

20 dakikalık müthiş bir savunma ile 16 sayıda tutarak rakiplerine iyi bir mesaj verdiler. Üstelik Obradovic’in şapkadan bir şey çıkarmasına da gerek kalmadı. (Belki serinin bir başka maçında cebinden farklı bir formül çıkarabilir) Fenerbahçe sadece, kendisini geçen yıl final taşıyan oyununu, savunmasını 20 dakikalığına yineledi, o kadar. Fenerbahçe’nin giden maçı savunma ile nasıl geri döndürdüğünü açıklamak için belki de Panathinaikos’un rakamlarını da bakmak lazım.

25’de 4

Fenerbahçe savunmasına karşı 3.periyotta Panathinaikos kullandığı 13 şutun 10’unu kaçırmış (2/6 iki sayı, 1/7 üç sayı). 4.periyotta ise Panathinaikos’un şut isabet oranı 12’de 1 (2s: 1/7, 3s: 0/5)

Yani Fenerbahçe, her iki yarıda rakibine 25 şut şansı vermiş. İlk yarıda rakip 14’ünde isabet sağlarken 2.devrede bu 4’e düştü. Panathinaikos 2.devrede 16 sayı atmış ancak bunların 7’sinin serbest atış olduğunu unutmamak gerekir. Yani bu durumda Panathinaikos 20 dakikada bulduğu gerçek sayı sadece ve sadece 9.

Şimdi çeyrek final serisini İstanbul’a taşımadan önce Fenerbahçe’nin yapması gereken rakibe bir psikolojik darbe daha indirmek, Türkiye seyahati öncesinde umutlarını kırmak. Bunun için de 2.devrede yaptığı müthiş işleri maçın daha fazla geneline yayması. Bir de geçen yıl takım olarak skor dağılımını eşit yaparken bu yıl Bogdanovic’e endeksli hücum anlayışına da alternatif üretmeleri gerek. Bu hem serinin kalan maçları hem de (olursa) Final-Four için gerekli. 

Levent Yücelman
@levyuc70

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz