Neden Böyleyiz; Mehmet Abinize Biraz Kulak Verin Gençler!

0
0

Yazının girişi belki biraz moralleri bozabilir ama sonlarına doğru gelindiğinde bu ülkede hala inanılacak güzel şeyler olduğunu da göreceksiniz.

TV100 ekranlarında Okan Bayülgen’in Uykusuzlar Kulübü programını birçok kişinin izlediğini tahmin ediyorum. 15 Haziran 2019’da yayınlanan programın konuklarından biri de son yıllardaki başarılı çıkışını devam ettiren Mehmet Erdem’di.

Burası bir basketbol sitesi ve konumuzla Mehmet Erdem’in ne alakası var diyenleri duyar gibiyim. Hayat dediğimiz olgu, birçok parçanın bir araya gelerek oluşturduğu bir bütündür. Bu bütünün içinde yer alan basketbolu da ayrı bir yerde tutamayız. Zira yazının ana teması da Mehmet Erdem’in o gün söylediği bazı sözlerdi.

İnsanlar Sana ‘Sen’ Olduğun İçin Değer Versin

Okan Bayülgen’in, ”Lüks araban var mı?” sorusuna Mehmet Erdem, ”Arabam yok, ben mülkiyete inanmıyorum. Hepimizin her şey.” cevabını veriyor. Hani ne kadar lüks içinde yaşarsan o kadar başarılı görünürsün kafasında değil. Yaptığın işin kalitesi ne kadar lüks ise sen de o kadar başarılısın felsefesinde.

Elbette buradan kimse araba sahibi olmasın anlamı çıkmasın. Konu bu değil. Buradaki temel nokta henüz çok genç yaşta bulduğu parayla kendini kaybeden, alacağı arabanın performansını kendi performansından daha fazla düşünen ve gelişimini saha içinde değil, saha dışında sürdürmeye başlayanlardır. Sizi ayakta tutan parayla aldığınız şeyler değil, taşıdığınız yürektir. Onu bir kere kaybettiğiniz zaman, bir daha bulamıyor ve karanlıkta kayboluyorsunuz.

Bizim böyle böyle kaybettiğimiz nice genç oyuncularımız kadar, düzene karşı direnen ve bu düzenin aksine hareket ederek çıkışını sürdürenlerimiz de oldu. Bugün ise kendini bu düzene kaptıranlar kadar, düzenin dışında sadece işine odaklanan gençlerimiz de var. Yani herkesi aynı kefeye koymuyoruz bu bağlamda.

Özelini Koruyamazsan İşini Yapamazsın

Bayülgen aynı programda, bugüne kadar özel hayatıyla hiç gündeme gelmeyen Erdem’e bunu da soruyor. Erdem, ”O tarafı koruyamazsak, müziğimizi de koruyacağımızı düşünmüyorum. Yaptığımız işten daha fazla öne geleceğini ve neredeyse bu işin geride kalacağını biliyorum. Yaptığımız işin de böyle bir yerde kalmasını istemiyorum.” diyor.

İşte bu işine olan sonsuz saygıdır. Elbette Erdem’in de ve o iş saygısıyla yaşayanların da bir özel hayatı var. Ancak bunu nerede ve ne zaman yaşayacaklarını, işlerinin önüne geçirmeyeceklerini de iyi biliyorlar. Bizim temel sorunlarımızdan biri de, özellikle işin yeni jenerasyon tarafında, maalesef bu.

Genç bir oyuncu, takımının elendiği akşam henüz aradan 2 saat bile geçmemişken gittiği bir bardan paylaşım yapabiliyor. Sana kimse oraya gitme, eğlenme ya da gezme demiyor. Ancak madem bunu yapıyorsun o zaman takımının elendiği akşam paylaşımda bulunma. Sonra herhangi bir yönetici ya da koç çıkıp, ”Bu mu geleceğin yıldızı olacak?” dediğinde alınma, kızma, hayıflanma.

Benimle nasıl olsa Fenerbahçe ilgileniyor, Anadolu Efes ilgileniyor, geleceğin uzunu da benim diyerek tembellik edersen, barlardan toplanırsan ve gitmen gereken yere uykudan uyanamadığın için gidemezsen, senin üzerini Fenerbahçe de çizer, Anadolu Efes de…

Elin yabancısı diyerek ötekileştirdiğin adam seni çalışmaya çağırdığında, sen güneşlenmeyi tercih edip, eğlenmene bakarsan, o zaman genç koçunu da beni oynatmıyor diye sağa sola şikayet etmeyeceksin. İlla edeceksen de o zaman işinin hakkını vereceksin.

Kısa Çöp Uzun Çöpten Hakkını Alır Elbette

Biz bu sayfalarda gençlere çok destek verdik, vermeye de devam edeceğiz. Onların başardıklarına ya da başaracaklarına kendilerinden daha fazla seviniyoruz, buna da emin olsunlar. Yukarıda da belirttiğim gibi her genç oyuncuyu aynı kefeye koymuyoruz.

Ancak hak eden ve etmeyen arasında da bir ayrım yapmak zorundayız. Bunu yapmadığımız zaman sırf birileri pompalıyor diye hak etmeyenler dünyanın süresini alırken, lobisi olmayan çocuklar ise 5 dakikayı bulabilirse şükrediyor. Özellikle işin 15-20 yaş arasında, üstelik genç milli seviyesinde yaşanan haksızlıkları var ki, bu ayrıca bir yazı konusu olur. Zira sen henüz bu kategorilerde ayrımcılığa başlarsan, haklının hakkını yersen, olabilecek yıldızı da yolun başında söndürürsün.

Yazıyı solandırırken karamsar bir tablo çizmeyelim. Bu ülkede gerçekten çok yetenekli ve çok potansiyelli gençler de var. İleride bambaşka bir seviyeye gelebilecek yıldız adayları. Zaman zaman sezon içinde bu isimlerden bahsettik. Ki onların içinde de bir türlü hak ettiği süreleri alamayanlar oldu. Bu oyunculardan bazılarını önümüzdeki sezon kendisine hak ettiği süreleri verecek takımlarda ya da koçların elinde görebiliriz.

Dün gece henüz 2000 doğumlu genç bir Türk oyuncu hakkında üst düzey bir gözlemcinin söylediği, ”Ona üst üste 10 maç, çok değil ortalama 15 dakika süre ve biraz kredi verilsin. Bir sonraki maçında zaten süresini 20’lere kendi çıkartacaktır. Şut ritmini bulduğu anda kusursuz bir silaha dönüşebilir.” sözleri beni heyecanlandırdı.

Bu genç oyuncunun ismini, eğer sakatlıklar engel olmazsa, U20 için gidilecek turnuvada herkes duyacak. Biz sözümüzü tutalım ve büyüyü bozmayalım, o gün geldiğinde herkesle birlikte yazalım.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz