Hiç Hesap-Kitap Yapmadan…

0
63

Fenerbahçe bu yıl sahasında 14 maçta 13 galibiyet alan Panathinaikos’u 48 saat arayla iki kez yenmeyi başararak gerçekten de büyük bir iş başardı. Saha dezavantajıyla girdiği seride bütün ipleri eline aldı ve de Final-Four yolunu kendi elleriyle açtı. Obradovic, Bogdanovic ve Udoh dersek maçı da özetlemiş oluruz aslında.

Kaybetme kredileri vardı

Aslında ilk iki maçtan birini kazanması gereken Fenerbahçe bu oynadığı 40 dakikayı kaybetme kredisi vardı. Ancak Fenerbahçe, İstanbul’a düşünerek ve hesap kitap yaparak değil tamamen seri 0-0’mış gibi oynadı. Atmosferin getirdiği baskıya rağmen ‘kaybetme korkusu’nu karşı takıma transfer ettiler. Oyunu 40 dakika domine ederek Panathinaikos’u hep ‘takip eden’ taraf yaptılar. Coaching konusunda da Obradovic ağır bastı.

40 dakikaya yaydılar

Fenerbahçe bu maçı kaybetse gerçekten de yazık olacaktı. İlk maçın sadece 2.yarısında iyi oynarken bu kez iyi oyunlarını 40 dakikaya yaydılar. Üstelik ilk maça göre daha iyi, telaşsız ve bilinçli hücum ettiler, savunmada ilk 2-3 dakika dışında hep ayakta kaldılar, geri adım atmadılar.

İlk maçtan ders alan coach Xavi Pasqual, bu kez Bourousis’i ilk beş başlatırken KC Rivers’a da yer vererek, Fenerbahçe’nin savunma dengesini bozmayı planladı. İlk 5 dakikada yüksek yüzdeli dış atışlar sayesinde Panathinakos lehine oluşan 16-6’lık skor zaten aldatıcıydı. Sonrasında Mike James hücum odaklı oyuna döndüler. Bu dönüş de Fenerbahçe’nin işini kolaylaştırdı.

Obradovic’ten erken hamle

Obradovic, ilk maçta Udoh-Vesely ikilisine 2.yarıda dönünce Panathinaikos’a darbe vurmuştu. Sırp coach bu sefer bu kozunu kullanmakta çok beklemedi. Tek uzunla (Vesely) ile başlayıp, Udoh-Antic’i de denedi sonrasında Vesely-Udoh’a döndü. Maçın büyük bölümünü de bu şekilde oynadı.

Bogdan ve Udoh herkesin açığını kapadı

Bu seride tüm skor yükünü sırtlayıp adeta Russell Westbrook’laşan üstüne üstlük savunmasından da ödün vermeyen Bogdanovic’in ve de herkesin açığını kapayan performansını % 130’a çıkaran Ekpe Udoh’un liderliği tüm takımı ayakta tuttu, sürükledi. Üstelik bu ikili, Kostas Sloukas ‘ın çembere bakmamasının, savunmada adam kaçırmasının, bu seride durgun olan Datome’nin skora verimliliğinde aşağılarda kalmasının bunun da bireysel savunmasına olumsuz yanısmasının, Bobby Dixon ‘ın baskı karşısında yaptığı top kayıplarının, benchten katkı alamamanın açığını da kapatmak zorunda kaldı.

Bu kez hücumda da..

Bu maç özelinde en beklenmedik olan belki de Panathinaikos coachu Xavi Pascual’ın hesaplamadığı şey, Fenerbahçe’nin tüm bu handikaplarına ve çok az serbest atış çizgisine gitmesine rağmen bu sezonun iyi hücum performanslarından birini sergilemesiydi. 60 top kullanıp 32’sinde isabet bulan (% 53.3), 2 sayıda 38’de 21 (% 55.3), 3 sayıda 22’de 11 (% 50) isabet, 18 bin kişilik bir ordu önünde üstelik deplasmanda 80 sayıya ulaşmalarını sağladı. Bu skor gücü maçın kilit noktalarından birisiydi.

Yine ilk maçta ilk yarıda 10 top kaybı yapan Fenerbahçe’nin bu kez tüm maçı 10 top kaybı ile bitirmesi, 12’si ilk yarıda olmak üzere 18 asist üzerinden sayılar bulması bu maçın kağıt üstündeki önemli artılarıydı. Bu yıl kimi zaman sahasında bile bu istatistiklerin uzağında kalan Fenerbahçe işte bu sebeple maçı kaybetse çok yazık olacaktı.

Seriye baktığımızda, Fenerbahçe için, üzerinde durulması gereken en olumsuz yön, Bobby Dixon’a yarı sahada uygulanılan baskı, ikili sıkıştırmaların hücum ritmini bozması ve sahaya iyi yerleşememekten kaynaklanan top kayıplarına yolaçan hatalar zinciri.

Bu iş bitti

Şimdi deplasmanda iki maçı kazanıp seriyi İstanbul’a taşıyan Fenerbahçe için ‘işi bitirdi’ diyebiliriz. Çünkü İstanbul’a gelecek Panathinaikos’un moral motivasyonu Atina’daki kadar olmayacak. Yanlarından da 18 bin seyici getiremeyecekler. Üstelik iki kez yenildilerini rakibini, Final Four için üst üste 3 kez yenmeleri gerekiyor. Fenerbahçe işi uzatmadan 3. maçta işi bitirip Final-Four hazırlıklarına başlayabilir.

Levent Yücelman
levent.yucelman@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz