Fenerbahçe geçen yıl finalde bıraktığı yerden devam ediyor. Üstelik bu kez Kupa hedefi için ilk 40 dakikayı kazasız geçerken gövde gösterisi de yaptılar, finaldeki rakipleri Olympiakos’a de mesaj gönderdiler.

Final 4’da üst üste iki maç izledik, içlerinde hem kadro yapısı hem oyun anlayışı hem de başarıya açlık olarak en iyi gözüken takım Fenerbahçe. Açıkçası Real Madrid maçındaki 40 dakikayı seyredince geçen yıldan farklı bir şey gördük. O da Fenerbahçe’nin oturmuş bir takım olması.

İpler Sergio Llull’e teslim edilmiş

Real Madrid her ne kadar normal sezonu lider bitirse de özellikle son dönemde çok fazla Sergio Llull endeksli bir takım olduğunu göstermişti. Geçen yıl daha fazla takım içine dağılan roller bu kez Llull’de birleşmiş. Coach Pablo Laso kolayını seçmiş, bütün ipleri Sergio Llull’un eline vermiş.

Fenerbahçe de “Sergio Llull’u kilitle, maçı kazan” stratejisiyle oynadı. Daha maçın ilk topundan itibaren Llull’e baskı yaptı, maçın genelinde sürekli adam değiştirerek karşısındaki savunma oyuncusunu diri tuttu. Gerçi her ne kadar tutulsa da Llull yıldız bir oyuncu olduğu için 28 sayıya ulaştı ancak son bölümde yürüyecek hali kalmadı. Fenerbahçe için diğer bir tehlike de Jaycee Carroll ‘un perdelerden çıkarak attığı, kimi zaman da kesilmek nedir bilmeyen seri üçlüklerdi. İlk yarıda Llull, 2.yarıda onun yanına Carroll’ı monte ederek ayakta kalmaya çalıştılar. Ama güçleri o kadardı.

Domine eden taraf Fenerbahçe

Ancak şu netki oyunu domine eden, tempoyu ayarlayan taraf net olarak Fenerbahçe’ydi. Üstelik rakibine oyununu savunmasıyla kabul ettirdi. Sık oyuncu değişikliği zaman zaman savunmadaki “gevşek” anlar için biraz “ayar” görünümü taşısa da sadece iki maçlık bir turnuva olduğu düşünüldüğünde takım olarak gücünü ekonomik kullandı diyebiliriz.

Real Madrid’in Bogdanovic‘i tutarak maçı kazanma hayali artık ‘Çok yönlü’ bir takım olan Fenerbahçe’ye işlemedi. Udoh ve Vesely pota altını domine etti, kuş uçurtmadı. Öyle ki Real Madrid, pota altından 20 atış kullanırken bunlarında 12’sinde isabet bulamamış. Her topa el uzatan, her şutu bozan iki uzunla İspanyol ekibinin bütün hücum ritmini bozdular.Buna karşılık Fenerbahçe’nin pota altındaki isabet oranı 21’de 15. İşte belki de iki takım arasındaki en büyük farklılık bu boyalı alanda oluştu diyebiliriz.

Real Madrid’in maçın başlarında Gustavo Ayon ile içeriyi zorlama girişimine karşı ayakta kalmaları savunma direncinin oluşmasında büyük önem taşıyordu.

Sinir harbine dönüştüremediler

İstanbul’da defalarca kaybeden Real Madrid’in oyunu sinir harbine dönüştürme tuzağına düşmediler. Rudy Fernandez gibi bu konularda tecrübeli isimler ortalığı germe girişiminde başarısız kaldılar. Demekki Real Madrid ile yıllarca karşılıklı oynama böyle bir deneyim kazandırıp, bağışıklık da yaratıyor. Fenerbahçe için iyi olan tarafı ise bu gerginlikten beslenen Madrid’li oyuncular, oyuna giremediler.

Bogdanovic’i tutması için değil dövmesi için alınan Taylor da bu görevi iyi yaptı(!) Hakemlerin de ses çıkarmamasına bakarsak bu 40 dakikadaki düdüklerde hiç de ‘evsahibi avantajı’ yoktu. Sergio Llull‘un kendi gözlerinin içine bakarak alkışlamasına teknik faul çalamadıklarını ve Real Madrid’i maç boyu ezdirmediklerini de söyleyebiliriz. Gerçi Fenerbahçe’nin de bu yapısıyla herhangi bir hakem desteğine ihtiyacı zaten yoktu çünkü oyunun tek hakimi kendisiydi.

Bireysellik bir yere kadar..

Genel anlamda bakarsak bireyselliğin ön planda olduğu bir Real Madrid, ‘takım oyunu’ oynayan Fenerbahçe’ye karşı duramadı.

Şimdi final eşleşmesine bakarsak belki Olympiakos da belki Spanoulis sırtına binmiş gibi gözükebilir. Ancak Olympiakos’un herşeyden önce iyi bir savunma takımı özellikleri taşıdığını, hiç pes etmeyen bir karaktere sahip olduğu, ayrıca Spanoulis’i ekonomik kullanırken devreye girecek isimlerin fazla olduğuna dikkat çekmek gerekir.

Fenerbahçe şimdi kupanın bir kulbundan tutarken, bu yıl ne kadar istekli ve kararlı olduğunu gösterdi. Real Madrid gibi bir takıma karşı ‘Bu sahanın hakimi benim’ der gibi oynamak kolay bir iş değil. Ayrıca bir Final Four maçını normal sezon maçı kazanmak da. Olympiakos maçında da Fenerbahçe’nin pota altındaki hakimiyeti maçın rotasını etkileyecek gibi gözüküyor.

LEVENT YÜCELMAN
levent.yucelman@basketball.com.tr

1 YORUM

  1. Çok güzel bir yazı olmuş, lakin aklıma takılan bir husus var; Euroleague kupasının kulpu yok.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz