Gençlere Dair; Bize Figüran Değil Başrol Lazım!

0
0

Bu köşelerde birçok kez değindiğimiz bir konuya yine yeniden, sıkılmadan ve ısrarla değinmekte fayda görüyorum.

Henüz 1999 doğumlu olmasına rağmen, Luka Doncic NBA’de öyle bir basketbol oynuyor ki, izleyenlerin ağzı açık kalıyor.

Haklı olarak biraz da hayıflanıyor insanlar, ”Bizim ne zaman bir Doncic’imiz olacak!” diye. Elbette herkes Doncic’in başka bir seviyenin oyuncusu olduğunun farkında. Herhangi bir ülkeden, uzun yıllar daha Doncic ayarında bir oyuncu çıkması zor. O işin biraz cilvesi. Yoksa gözümün önünde büyüdükçe büyüyen Bogdan Bogdanovic’i bulmamız o kadar da imkansız değil.

Bogdan neydi?
Bogdan hırstı, çalışmaktı. Hedeflediğin yere, adım adım ilerlemekti.

Bu bağlamda bakarsak, gençlerin de en az bu tip figürler kadar çalışkan, hırslı, kararlı ve disiplinli olması lazım. Bu potansiyeldeki gençlere de, kulüplerin ve koçların bir o kadar inançlı olması gerekiyor. Zaten bizim basketbol iklimimizde sorun burada başlıyor. Karşılıklı inanç ve kararlılık noktasında büyük sıkıntılarımız var.

Son yıllarda Cedi Osman ve Furkan Korkmaz’la bunu kırdığımızı düşünür gibi olduk ama yanıldık. Bu ikiliden sonra yine bir karamsarlık hakim oldu. Bizi, Balkanlardan ayıran en önemli özelliğimiz ise maalesef bu. Onlar, arayışlarına ve inançlarına istikrarlı bir şekilde devam ederken, biz arada kayboluyoruz.

Aslında o kadar potansiyelli oyuncularımız var ki, isim isim gitmek hem uzun sürecek hem de unuttuklarımıza haksızlık olacak diye onları başka bir yazıya bırakıyorum. Yoksa hem BSL’de hem TBL’de gelişime çok açık oyuncularımız var. Yani bu çocuklar, figüran olmaya isyan eden, başrolü hak ettiğini gösteren değerler.

Yanıltıcı Örnekler Aldatır

Teksüt Bandırma, yaptıklarıyla övgüyü hak eden bir kulüp. Ki zaten hemen hemen herkes bu konuda haklarını veriyor. Genç oyuncuların gelişiminde önemli rol oynuyorlar. Ancak tek bir kulüpten yola çıkarak olayı yorumlamaya başladığımızda işler çıkmaza giriyor. Bandırma özelinden bir genelleme yaparak, basketbolumuza o pencereden bakmak, her şeyi güllük güllistanlık olarak görmemize neden olur. Oysa durum bundan daha farklı.

Bir kulübün çabasını, tüm basketbol camiasının başarısı olarak adlandırmak, herkesi tembelliğe sürükler. Dikkat ederseniz eğer, bu hava yavaş yavaş yayılmaya başladı. Nasıl olsa yetiştiren bir kulüp var, bu işi iyi de yapıyor, tebrik eder önümüzdeki maçlara bakarız tadında demeçlere şahit oluyoruz. Hani hiç kimse, ”Biz de onlar gibi biraz bu işlere yönelsek.” demiyor.

İstatistik Mini Etek Gibidir

Biraz argo olacak ama Sir Alex Ferguson, “İstatistik mini etek gibidir, çok şey gösterir ama en önemli şeyi göstermez.” der. Gençlerle alakalı temel problemlerimizden biri de bu aslında.

Tamamen istatistik üzerinden olayı yorumlamaya başladığınız anda, verimsiz toprakları sulamaktan başka bir şey yapmamış oluyorsunuz. X takımda, fark 30 olduktan sonra maçın son bölümünde süre alan Y oyuncusu, bu tip süreleri 3-5 maç daha alırsa ortalama 10 dakika oynamış gibi gözükür. Buradan yola çıkarak, ”Gençlerimiz bol bol süreler alıyor.” derseniz eğer, hem kendinizi hem de basketbolseverleri kandırmış olursunuz.

Genç oyuncu böyle yetişmez, bu yetiştiriyor gibi gözüküp, günün sonunda yetiştiremediğinizi görmekten başka bir işe yaramaz.

Real Madrid, Doncic’i kaç yaşında, hangi maçlarda ve hangi anlarda sahaya atmış, Partizan, Bogdan’a nasıl yatırım yapmış, hangi yaşta nasıl sorumluluk vermiş, onu analiz etmek lazım. Altını tekrar tekrar çizelim. Kimseden bir Doncic ya da Bogdan olmasını beklemiyoruz. Kimseden de böyle bir yıldız yaratmasını istemiyoruz. Ancak bu yıldızlar da, doğrudan gökte parlamadı, parlamaları için göğe adeta merdiven dayandı.

Lafa gelince hepimiz bu tip yıldızlarımız olsun istiyor da, olmaları için gereken sabrı göstermeye razı olmuyor. En azından kendimize dürüst olalım. Doncic, Madrid kariyerinin başlarında yaptığı hataları, Türkiye’de herhangi bir takımda yapsaydı, bir dünya küfür yerdi. Asıp, keserdik. Bu zihniyet, içimizdeki potansiyelleri bastırıyor, açığa çıkmasına engel oluyor. Korku, insanı hataya sürükler. En çok hata yapan, en çok korkandır.

Bizim kendi çocuklarımızı, korkmadıkları, cesur oldukları ve onları hatalarıyla sahiplendiğimiz bir dünyada yaşatacağımıza inandırmamız lazım.

Gençlere Biraz Olsun Güvenelim

Yazının son bölümünde yine bir şeyin altını çok net çizmemiz gerekiyor. Zira bu tip yazılarda yanlış anlamaya müsait çıkarımlar yapılıp, hiç alakasız yerler adres gösterilebiliyor.

Gençlere güvenelim derken, elbette bunu hak eden gençler için söylüyoruz. Aralarında mutlaka çabalamayan, bulunduğu noktayla yetinenler vardır. Onlar zaten kendilerini çok çabuk belli ediyorlar.

Gençlere güvenelim derken, bizim burada bu çocuklara güven göstermesini istediğimiz kulüplerimiz belli. Daha önce defalarca bahsetmiştim. Fenerbahçe ve Anadolu Efes gibi üst seviyenin takımlarını, gençlik yetiştirme merkezi olarak görmüyorum. Ligin ortalarında ya da sonlarına doğru yer alan takımların bu olayı misyon edinmesi, maddi olarak da, kendi çıkarlarına.

Gençlere güvenelim derken, aslında koçları da bu noktada çok suçlayamıyorum. Zira 3 maç kaybedince arkasına teneke bağlanmak isteyen koçların, buna cesaret edip, ülke basketboluna genç kazandırma derdine düşmeyecekleri çok aşikar. Bu konuda basketbolu yönetenlerin, yönetici pozisyonunda olanların daha dirayetli olması gerekiyor.

Gençlere güvenelim derken, TBF’nin teşvikleriyle sadece gençlerin ve tecrübeli yerlilerin de rehberlik edeceği bir pilot kulüp kurulması hayalcilik değil. Elbette ince elenip, sık dokunulması gereken bir konu. Oraya da lobisi sağlam yöneticiler, koçlar ya da oyuncular atanırsa, bu amacın baştan sapmasına neden olur. Ama bizim bu tarz bir kulübe mutlaka ihtiyacımız var.

Bizim artık figüran olarak kullanılan değil, başrolün hakkını verecek gençlere ihtiyacımız var. Ve inanın, bunun hakkını verebilecek potansiyelde de birçok gencimiz var.

Nazım Hikmet’in sözlerini yazdığı, Edip Akbayram’ın da eşsiz yorumuyla ses verdiği bir şiirle/şarkıyla veda edelim;

”Çocuklar inanın inanın çocuklar,
Güzel günler göreceğiz güneşli günler..”

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz