Ergin Ataman: Galatasaray Yönetimi Vizyonunu Küçülttü

0
0

Anadolu Efes‘in başarılı koçu Ergin Ataman verdiği özel röportajda A’dan Z’ye her konu hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Ataman, Galatasaray’dan Anadolu Efes’e, Arda Turan’dan Türk Sporuna dair önemli açıklamalar yaptı. Başarılı koç özellikle Galatasaray’da yaşanan süreçle ilgili çok önemli tespitlerde bulundu.

Boxer Dergisi’nden Ece Şahan’a konuşan Ataman’ın öne çıkan sözleri şöyle:

– Anadolu Efes isim sponsoru olmaz

Efes, Ülker ve Doğuş grubundan çok farklı. Oralarda daha çok reklam amaçlı basketbol yatırımları yapıldı. Tabii ki 3 büyüklerin basketbolda iddialı olması basketbolu popüler hale getirdi. Özellikle son 7-8 yılda. Ama Efes gerçeği bambaşka. Efes, Türkiye’de en fazla Şampiyon olan, en çok Cumhurbaşkanlığı, en çok Türkiye Kupası kazanan, ilk kez Final Four’a kalan, ilk kez bir Avrupa Kupası kazanan takım. Türk basketbolunda yetişen oyuncuların neredeyse tamamında Efes’in parmağı var. NBA’ye Hidayet’leri Mirsad’ları, Cediler’i Furkan’ları yollayan bir kulüp. Efes bu işi sponsorluk amacından ziyade bir sosyal sorumluluk olarak yapan bir kuruluş. Kulüp başkanı Tuncay Özilhan’ı da işin çok fazla reklam kısmı ilgilendirmiyor. O, Anadolu Efes’in Avrupa’da bir basketbol ekolü olmasıyla ilgileniyor. Nitekim de Avrupa’nın en prestijli kulüpleri sayıldığında bunlardan biri Efes.

Ben hiç bir zaman Efes’in herhangi bir takımla isim anlaşması yapacağını da düşünmüyorum. Anadolu grubunun, ekonomi düzeldiğinde başka kuruluşları sponsorluk yapabilir. Ama Anadolu Efes başlı başına bir ekoldür. Bu söylentiler hep çıkar. “Tuncay bey BJK’lı, Ergin Ataman GS’lı.. Efes birleşiyor..” Bunlar hep spekülasyon. Ben bugüne kadar Efes’te hiç bir dönemde böyle bir konunun gündeme dahi geldiğini görmedim.

– Keşke Ülker de devam etseydi

Baktığınızda keşke Ülker değil de, basketbolda yatırım yapmayan başka bir müessese bu sponsorluğu yapmış olsaydı. Doğuş keza öyle. Bunlar hep basketbol adına büyük yatırımlar yapan kulüpler. İlk başta Ülker ciddi rekabet ortamı yaratan, Avrupa’da çeyrek final oynayan bir takımken bir anda kulübü kapatıp, bir sponsorluğa geçtiler. Daha sonra oradan da çekildiler. Bu tabi patronların kurumsal bir kararı sorgulanamaz. Ama bir basketbol adamı olarak baktığınızda keşke Ülker de Efes gibi devam edebilseydi.

Doğuş içinde aynı şey geçerli. İkinci ligden Darüşşafaka’yı aldı çıkardı, ilk sezonunda Euroleague’de çeyrek final oynadı. Ciddi bir yapılanma söz konusuyken bir anda vazgeçip Fenerbahçe’ye sponsor olup daha sonra çekildiler. Bunlar basketbol adına iyi değil bana göre. Tabiî ki Fenerbahçe ciddi anlamda güç kazandı ama keşke bu güç, basketbolun dışında olan müesseseler tarafından alınsaydı basketbol adına daha iyi olurdu.

– Arda Turan Türkiye’ye hiç gelmemeliydi

Milli takım Rusya’ya 2-0 kaybettiğinde bir kaç yazı okudum.. Keşke Arda bu takımda olsun diye. Türkiye’de spor yazarlarının bir kısmı günlük yaşıyor. Sabah söyledikleriyle akşam söyledikleri değişiyor. Hatta maç yazarları bile, devre arasında bir yazı hazırlıyorlar maç 90 +2 de tersine döndüğünde başka bir yazı yazıyorlar.

Arda Turan, Türk sporunun yetiştirdiği en önemli sporcularından bir tanesidir. Bugün Türkiye’de hiçbir futbolcu Barcelona’da ilk 11 de yer alacak bir çizgi yakalayamamıştır. Türk futbolu dünya klasmanında kaçıncı? Çok aşağılarda. Ama Arda, dünya klasmanında en yukarda olan kulüplerde ilk 11de top oynayabilmiş olan genç bir futbolcumuz. Tabii ki hataları var. Ama bu hataları yaptıranda bizim toplumumuz. Toplumumuzun bu denli yukarı çıkarıp aşağıya indirmesi onu hatalara sürükledi. Ama bu Arda’nın Türkiye için ne kadar önemli bir sporcu olduğunu değiştirmez.

Bugün bakıyorum son 2 yıldır çıkan Arda Turan haberlerine, inanamıyorum. Bana göre Arda’nın en büyük hatalarından bir tanesi Türkiye’ye dönmesi oldu. Arda Türkiye’ye hiç gelmemeliydi. Barcelona’da kadroya giremiyorsa da kalmalıydı. Ya da İtalya’da, İngiltere’de bir takıma gitmeliydi. Ben Arda’nın yerinde olsam kontratımı falan bırakır, Avrupa’da bir takımda futbol hayatıma devam ederim.

– Eğitim düzeyimizde sıkıntı var

Bizde sorunu yaratanlarda, sorunu haline getirenler de sorunlu. Bu eğitim düzeyimizden kaynaklanıyor. Bugün Avrupa’da birçok ünlü futbolcunun zaman zaman özel hayatlarında birçok sıkıntıları oluyor. Ronaldo’nun, Messi’nin yaşadıklarını duyuyoruz.. Ama bizdeki kadar medyanın bu kadar üzerine gidildiğini görmedim. Bizdeki kadar toplum tarafından bu çocukların bu kadar aşağılanmaya çalışılması olmuyor. Çünkü onlar birer yıldız. Onlar çocukların idolü. Tabi ki onların da hataları var ama onların başarılarını, emeklerini parlatmalıyız.

Ancak genel anlamda bakıldığında sıkıntı eğitim düzeyimizden kaynaklanıyor. Amerika’da, Avrupa’da spor üniversitelere girmiş durumda. Sporcu profesyonel olmadan önce üniversiteyi bitiriyor. Lebron’lar Kobe’ler Stephen Curry’ler.. Bunların hepsi üniversite mezunu. Çünkü 22 yaşına kadar profesyonel olamıyorlar, para kazanamıyorlar. Ondan sonra hakikaten iyi olanlar profesyonel takımlar tarafından seçiliyor.

Ama Türkiye’de bir sporcu biraz parladığında 15-16 yaşında okuldan kopartılıyor. Okulla beraber sporu götüremiyor. Bu sefer tabii ki eğitimi, kültürü eksik kalmış oluyor. O bizim tamamen sistemimizin bir hatası çocukların bir hatası değil.

Bir futbolcu kötü oynadığı zaman, hemen o hafta gece hayatında abarttığı söyleniyor. Aynı şeyler orada da oluyor. Bizde bunu abartan basın ve toplum. Biz sporcuların, sanatçıların özel hayatlarıyla çok fazla ilgileniyoruz. Bizim için önemli olan sahadaki performansı. Performansı kötü olduğunda sebebi sadece gece hayatı olmayabilir. Oyuncu formsuz olabilir, psikolojik olarak ailesinde bir sıkıntı olabilir. Bu konularda kamuoyu önünde sporcularımızın çok mağdur edildiğini düşünüyorum. Onlardan bundan etkilenip, performansları sahaya da yansıyor.

– Problemli oyuncunun biletini anında keserim

Ben genelde takım kadrolarını seçerken oyuncuların karakterlerine ve hayatlarına dikkat ederek seçerim. Çok büyük bir oyuncudur ama hayatı çok kötüdür. Bugün internet ortamında her şeyi araştırabiliyorsunuz. Aklıma gelmiyor ama öyle bir oyuncum olduysa da 1. aydan biletini vermişimdir.

– Galatasaray yönetimi vizyonunu küçülttü

Yönetimlerin anlayışı ile ilgili bir sorun. Ben 6 sene önce Ünal Aysal’ın başkanlığında göreve başladığımda, Avrupa’da büyük Galatasaray’ı kurmak için yapılanmaya gitmeye karar verilmişti. Real Madrid ve Barcelona’da olduğu gibi. Bizde büyük çaba sarf ettik. Çok kısa bir dönemde Galatasaray’ı Türkiye Şampiyonu yaptık, EuroLeague’e soktuk, EuroCup’ı kazandık. Ama daha sonra yönetimler değişti. Durgun Yarsuvat, Dursun Özbek, Mustafa Cengiz.. Sürekli olarak basketbol yönetimi de bir değişim içinde oldu. Bir yerde kabak basketbolun başına patladı. Tabi bakıldığında basketbolda da açık var ama bu her kulüpte olan bir şey.

Ama basketboldaki başarının kulübe yarattığı motivasyon, prestij, kulüpteki havanın değişimi maddi olarak ölçülemeyecek şeyler. Ki o sezon futbol çok kötü gitmişti. Galatasaray camiası bununla mutlu oldu, bununla ayakta kaldı. Fenerbahçe, yıllarca futbol takımı başarısız olmasına rağmen basketboldaki büyük başarılarla ayakta kaldı. Taraftarlık ruhu orada yaşandı.

Ama Galatasaray’da daha sonra gelen yönetimler bunu bir yük olarak gördüler. Sponsorunu kaybetti. Çünkü siz büyük düşüneceksiniz ki sponsor gelecek, taraftar gelecek. Ama Galatasaray küçük düşünmeye başladı. Bir gün değişir. Galatasaray çok büyük bir camia. Bir gün düşünce yapısı değişir.

– 5 yılda inşa ettiklerimizi 1 yılda yıktılar

İnşa etmek çok zordur ama yıkmak kolaydır. Bizim 5 yılda inşa ettiklerimiz 1 yılda yıkıldı Galatasaray’da. Buradaki en önemli şey vizyon. Galatasaray’ın basketboldaki vizyonu küçüldü. Bizi ters düşüren buydu. Ben hep büyük düşünen bir insanım Ama yönetim bundan çekindiği için ayrılma noktasına geldik. Yeni yönetim daha küçük bir vizyona sahip olalım düşüncesi içerisinde geldi. Biz bütçe düşürmemize rağmen, en son 2016 yılında, ben EuroCup şampiyonu olacağız dedim, o sezon EuroCup şampiyonu olduk.

Ben şimdi Galatasaray’da hiçbir yöneticinin böyle bir vizyon içersinde olduğunu görmedim. Evet, küçülebilirisin ama böyle bir vizyonla değil. O heyecanı vermiyorlar. O kaçınılmaz bir sondu. O dönem oyuncularımızın ayrılması bizim isteğimiz değil, o günkü Galatasaray yönetiminin basketbolu küçültme hamlesiydi. Bunu da başardılar.

– Ali Koç başarılı olur

Fenerbahçe çok büyük bir kamuoyu desteğiyle bu değişikliği gerçekleştirdiğine göre demek ki pozitif bir gelişme oldu onlar için. Zaten dernek şeklinde yönetilen kulüplerde değişimler olması gayet doğal. Bence 2 dönemden fazla, mutlaka bir değişim olmalı. Fenerbahçe’de bunu yaşadı. Başarılar diliyorum. Tabi insanlar yönetimsel bazdaki değişikliğin hemen sonuçlara yansımasını bekliyor ama saha başkadır yönetim anlayışı başkadır. Ben Fenerbahçe yönetiminin çok başarılı olacağını düşünüyorum çünkü Türkiye’nin en önemli sanayicilerinden biri kulübün başında.

– Futbolda UEFA Kupası dışında başarı yok

Alman futbolu ile Türk futbolu arasında büyük fark var. Biz olaya milliyetçilikle baktığımız için göremiyoruz. Türkiye futbolda dünya sıralamasında kaçıncı, Almanya kaçıncı? Almanya bir futbol ülkesi. Türkiye ise sahada oynanan bir futbol ülkesi değil. Türkiye’de futbol sadece çok konuşuluyor. Sahada oynanan futbolun kalitesini kıyasladığınızda çok aşağıdayız. Baktığınızda Galatasaray’ın 20 sene önce kazandığı UEFA kupası dışında bir tane kupamız yok. Şampiyonlar Liginde bir tek Beşiktaş biraz bir şeyler yapmaya çalıştı. Ama Alman takımları her sene Avrupa’da ilk dörtlerin içerisinde. Biz olaya sadece yatırımlar olarak bakıyoruz ama sonuçta Türkiye bir Avrupa Birliği ülkesi değil. Türkiye’nin son dönemlerde yaşamış olduğu ekonomik ve siyasi krizleri var. Tüm bunlar etken. Ben yinede oylamada başarılı sonuç aldığımızı düşünüyorum. Çünkü Almanya ile Türkiye arasında bir kıyaslama yaptığınız zaman çok daha farklı bir sonuç çıkar.

– Eleştirilerin amacı belli

Bu Türkiye’nin gerçeği. Türkiye’de başarılı insan aşağıya çekilmeye çalışılır. Benim Galatasaray’da yaptıklarım ortada. Bu gerçeği kimse değiştiremez. Galatasaray basketboluna 23 yıl sonra gelen Türkiye şampiyonluğu, tarihinde ilk kez EuroCup şampiyonluğu, Euroleague’de çeyrek final, tüm bunların yanında Galatasaray basketbolunda yaratılan heyecan, Avrupa’nın en iyi 12 takımından biri haline getirilmesi..Bunları kimse değiştiremez.

– Benim neler yaptığım ortada

Ben Beşiktaş’ta çalışırken de 3 kupa kazandım. Yarı finalde Galatasaray’ı yenerek şampiyonluk kazandım. Profesyonel olarak çalıştırdığım takıma en iyisini yaptırmaya çalışırım. Sonuçta siz Ergin Ataman’sanız ve Türkiye’de bu kadar çok kupa kazandıysanız tabii ki bu rakiplerinizin hoşuna gitmiyor. Benim Türkiye’de çok saygı duyduğum spor eleştirmenleri var. Birde ekranlarda, gazetelerde forma giyip, holiganlık yapanlar var. Onların ne amaçla eleştiri yaptıklarını herkes biliyor zaten. Onların görüşlerine zaten değer vermiyorum.

– 85 milyonluk ülkede sporcu yetişmiyor

Tabii ki, bunlarında revize edilmesi iyi adımlar ama bunlar popülist adımlar. Önemli olan yerli oyuncuların seviyesini küçük yaşta eğitebilmek. Baktığınızda takımlarımız yurt dışına neden gidiyor? Yerli oyunculardan 18- 19 yaşına geldiklerinde Avrupa’da başarıya ulaştıracak kalitede sporcumuz yok. Bugün futbol milli takımımıza baktığınızda neredeyse yüzde 80’i yurt dışında yetişen Türk çocukları. 85 milyonluk ülkeden bir sporcu yetiştiremiyoruz. İşin temelinin değişmesi lazım. Yabancı sınırı bugün azaltılır 2 sene sonra Avrupa’da eski başarıları yakalayamayınca hadi tekrar yükseltelim denir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz