Ders Almak ve Dersini İyi Çalışmak..

0
7216

Fenerbahçe için Final Four’u şaşırtıcı derecede kolay geçmesi, play-off’un ilk iki turunu hiç kendini sıkmadan domine ederek kazanması, bir çokları için, Beşiktaş ile oynanacak final serisinin ‘kolay’ olacağı algısını yaratmış olabilir, ancak görünüyor ki durum hiç de öyle kolay değil. Açıkçası bu seri çok da ‘süpürülecek’ bir seri gibi durmuyor.

Fenerbahçe maçı kazandı ama belki de Final Four’dakindan bile daha sert bir maç oynadı. Evet maçın belki de anahtarı buydu, Sertlik. Hakemler de keşke, savunma öncelikli iki takımın yüksek dozdaki sertliğine izin verdikleri bu maçta, daha istikrarlı, tutarlı düdükler çalsalar ve tansiyonun yükselmesine gereksiz katkı yapmasalardı.

Makine Düzeni Yoktu

Fenerbahçe, Final 4 ve play-off’taki ‘makine düzeninde’ değildi. Özellikle savunmada ‘yumuşak’ başlamaları, şut seçimlerinde aceleci davranmaları hücum ritimlerini de bozdu. Belki ilk defa bu yıl bu kadar dinlenince maç ritmini kaybetmiş olabilirler ama son dönemdeki ‘alışılmış’ görüntü yoktu.

İlk yarıda iki uzunla oynamanın avantajını hiç kullanamadılar. İlk devrede yapamadıkları en önemli şey, savunmadaki switchleri doğru zamanlamalı olarak uygulayamamalarıydı. Oysa Fenerbahçe’nin, başarılı olması hatta Avrupa şampiyonluğunu kazanmasındaki en önemli etken, savunmadaki bu adam değişimlerini mükemmel yapması, rakiplerinin ikili oyunlarını bozması, uzun-kısa eşleşmelerinde bile açık vermemesiydi.

Yapamadıkları süreçlerde Beşiktaş bunu iyi kullandığı gibi, Stimac ile hücum ribauntlarında da avantaj sağladı.

Savunmaya İyi Çalışmışlar

Fenerbahçe’nin yapamadıklarını sayarken Beşiktaş’ın da hakkını vermek lazım. Savunmada rakiplerine çok iyi çalışmışlar, switchleri çok iyi yaparak Fenerbahçe’nin ikili oyun üzerinden skor bulmasını, çember altında uzunlarını rahat kullanmasını engellediler. İlk yarının son bölümlerinde hücumdaki şut seçimleri 10 sayı geri düşmelerinin ana sebebiydi.

İlk devrede rakibin tepeden ikili oyunlarına engel olan Beşiktaş’a Fenerbahçe de switchleri daha iyi yaparak karşılık verince 2.yarı, iki taraf da savunmasıyla birbirini kilitlemiş oldu.

Beşiktaş şut tehdidi olan Earl Clark’ı oyuna alarak Stimac ‘ı içeride rakip uzunla tek bırakma girişimi, Siyah-Beyazlı takımın skor üretimini artıran ana etkendi. Fenerbahçe’ye karşı seri top çevirip fırsat bulduklarına içeri penetre etmeleri de maça tutunmalarını sağladı.

Üretkenlik krizi başlayınca…

Hiç kolay sayı bulamayan Fenerbahçe daha önceki maçlarda da gördüğümüz gibi, hücumdaki üretkenlik krizini Dixon- Bogdanovic’in insiyatif alması ile çözdü.

Oyun kalitesi vasatı aşmayan, coachların savunma kozlarını birbirlerini kilitledikleri, sertlik seviyesinin yüksek ve de gerilimli bir maçı geride bıraktık.

Alınması Gereken Ders

Buradan Fenerbahçe’nin alması gereken ders, ayakların yere basması, 40 dakika savunma istikrarını korumak, rakibin ikili oyundan skor üretimine daha erken önlem almak, hücumda işler iyi gitmeyince ‘panik’ butonuna basmamak olmalı. Ayrıca Fenerbahçe’yi Fenerbahçe yapan bazı şeylerden uzaklaşınca maç kaybetmenin hiç de o kadar uzak olmadığını anlamalılar.

Savunma yapmak yetmeyebilir

Beşiktaş ise Anadolu Efes’e 3 kez yenmesinin sürpriz olmadığını finalde olmayı hakettiğini kanıtladı. Savunma olarak belli ki bu maça çok çalışmışlar. Hem Fenerbahçe’nin uzunlarını içeride kullanmasını engellediler hem de rakibin içeri penetre yollarını iyi tıkadılar. Sanırız iki kez Kalinic’i kaçırmaları dışında hiç kolay sayı şansı vermediler. El üstünden atılacak şutlara yapacak birşeyleri yoktu.

Kadro kapasitesi açısından rakiplerinden biraz daha aşağıda olduklarından, Fenerbahçe’ye karşı kazanmak için şut seçimlerinde daha istikrarlı ve yüzdeli olmak, bunu da 40 dakikaya yaymak zorundalar. Çok iyi uygulamalarına karşın sadece savunma yapmak maç kazanmak için yetmeyebilir.

Levent Yücelman
levent.yucelman@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz