Cem Ulusoy: Hedeflediğim Yere Varabilirim

3
0

Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Gaziantep Basketbol‘un 1996 doğumlu oyun kurucusu İsmail Cem Ulusoy‘la özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Basketbolla yakından ilgilenenler aslında onun genç takımdaki mücadeleci yapısını biliyorlardı. Ama adından daha sık söz ettirmeye ise geçen sezon dönemin Banvit takımıyla başladı. Sezonun ortalarına gelindiğinde Cem, hem enerjisi hem hırsı hem de savunmaya katkısıyla sivriliyordu. Bu yaz Gaziantep Basketbol’a transfer olarak, kariyerinde yeni bir adım daha atmış oldu. Aslında burada da, hem savunmasıyla hem de enerjisiyle oyun kimliği oturuyordu.

Ama o sadece böyle anılmak istemiyor, buna da niyeti yok. Hücumunu daha da geliştirerek, oyunun iki yönüne de katkı yapan ve seviyesini bir basamak daha yukarı çıkartarak, hedeflerine ulaşmak istiyor.

Uzun yıllardır bu işlerin içinde olan ve birçok röportaja imza atan biri olarak şunu not düşmek istiyorum. Kendini çok net ifade eden, samimi, içten ve olabildiğince sıcakkanlı biri. Hani bazen şu tanımlamayı yaparız, ”Aileden biri gibi!”, işte Cem gerçekten öyle biri ve bu karakterde oyuncuları gördükçe, Türk basketbolunun geleceği açısından her zaman bir umudumuz olacaktır.

Lafı fazla uzatmadan Cem Ulusoy’la yaptığımız röportaja geçelim:

Soru klişeydi ama onun hikayesi biraz daha farklıydı. Basketbola nasıl başladığını, ”Aslında ilk başlarda futbol oynuyordum ve oynamayı da seviyordum. Beden eğitimi dersinde basketbol oynamaya başlayınca, keyif aldım. Birkaç antrenör izlemeye gelmişti, onlar da beğenmişti. Ben de farkında değildim basketbola yeteneğimin olup olmadığının. Ama bir şeyler yapabildiğimi gördüm. Antalya DSİ’ye davet etmişlerdi. Arkadaşımlarla oraya gittik. Aslında amaç eğlenmekti ama bende bu işi yapabileceğimi görünce, öyle devam ettim.” diyerek anlattı.

İdolünü sorduğumuzda, ”İlk başlarda çok takip etmediğim için kafamda net bir isim yoktu. Ama işin içine girdikçe, daha fazla maç izlemeye başlayınca, Kerem Tunçeri’yi kendime idol olarak aldığımı söyleyebilirim.” dedi.

Kariyerinin bu noktasında hedeflerinin ne kadarını gerçekleştirdiğini sorunca, ”Gerçekçi olsun ya da olmasın biraz hayal kurmayı seviyorum. Şu an açıkçası hedeflediğim yerde değilim. Ama olabileceğimi düşünüyorum. Hedeflediğim yerde değilim derken, şunun altını çizmek istiyorum. Gaziantep’te oynamaktan ve burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Söylediğim şey bununla alakalı değil. Daha iyi bir noktada olabilirdim. Böyle gelişti, böyle oldu. Yine de şu anki durumumdan memnunum.” şeklinde cevap verdi.

Cedi Osman Gibi Sabırlı Hareket Etmek Lazım

Türkiye’de çok tartışılan altyapıdan, A takıma geçişlerdeki sorunla ilgili konuya biraz daha farklı ve net yaklaşan Cem Ulusoy, ”Altyapılarda çok yetenekli oyuncular var. Bizim zamanımızda da vardı. Şu an üst seviyeye çıkan çok az oyuncu var. Bence altyapıdaki oyun anlayışıyla, A takımdaki çok farklı. Genç takımda antrenörlerin, oyunculardan istediği şeyler çok farklı oluyor. A takımda yabancı oyunculara büyük paralar veriliyor, koçların da onlara daha fazla sorumluluk vermesi bu noktada normal. Genç oyuncuların, kredi kazanmak için savunma gayretinde olmaları ve oyunda kalmaları gerekiyor. Bunun içinde hata paylarını maç içinde düşürmeleri lazım. Genç oyuncular, genelde A takıma geldikleri zaman kendi oyunlarını oynamaya çalışıyorlar. Bence kaybedenler, bu nedenle kaybediyor. Bu da onların duvara çarpmasına neden oluyor.” ifadelerini kullandı.

Cem, aslında bir nevi sonraki jenerasyonuna da ışık tutarak, ”Cedi Osman her zaman çok yetenekli bir oyuncuydu. Ama A takıma çıktığı zaman süre alabilmek için savaştı. Savunma yaptı, hücumda yanlış tercihler yapmadı ve kredisini arttırdı. Güven kazandı ve ondan sonra kendi yeteneklerini sergileyerek, kendi oyununu oynamaya başladı. İşin özü aslında sabırlı olmak.” örneğini verdi.

Yine yaygın bir eleştiri konusu olan, oyuncuların önce parayı ve kontratı düşünüyor eleştirisine ise, ”Olan mutlaka vardır ama olmayan da var. Benim tanıdığım birçok genç bu kafada değildi. Elbette ilk başta kontratı, parayı düşünmek yanlış. Önce süre alabileceğin, gelişebileceğin bir takıma gidip, daha sonra üst seviyeye sıçrama yapmak en doğrusu. Fenerbahçe ve Anadolu Efes’in çok iyi oyuncuları var ve çok üst seviyede oynuyorlar. O seviyeye gidip süre alabilmek için kendini başka bir takımda geliştirmek daha önemli. Sonuçta sen iyi oyuncuysan, çalışıyorsan, illa bir noktada istediğin kontrat alacaksın.” yaklaşımında bulundu.

Genç oyunculara karşı önyargı olduğunu katılıp, katılmadığını sorduğumuzda ise, ”Genç oyunculara karşı bir önyargı olduğunu düşünüyorum ama ben Banvit’ten çıktığım ve orada gençlere yatırım yapıldığı için o konuda şanslıydık. Orada gelişime açık yabancılar da alındığı için, biz o fırsatı yakaladık. Diğer kulüplerde genç oyunculara karşı biraz daha önyargı olduğunu söyleyebilirim.” şeklinde cevap verdi.

Sadece Bunu Yaptığımı Düşünmüyorum

Modern basketbolda sistemler değişirken, bazı koçların tercih ettiği çift guard konusunda, ”Çift oyun kurucuyla oynamaktan ben de çok memnunum. Geçen sene Banvit’te Alex Perez’le beraber oynuyordum. Alex’in üzerindeki baskıyı ben biraz daha azaltıyordum. O işin hücum kısmında daha aktif olduğu zaman, biz de takım olarak rahatlıyorduk. Ben de işin biraz daha savunma ve oyun kurma tarafında oluyordum. Bu da epey rahatlıyordu takımı. Bu sene pek öyle oynamıyoruz ama oynadığımız zamanlarda da verimli oluyoruz.” ifadelerini kullandı.

Özellikle bu sezon üzerine yapışmaya başlayan ‘savunmacı’ etkiketiyle ilgili, ”Bu etiketten memnunum ama olmadığım dönemler de oluyor. Sadece bunu yaptığımı düşünmüyorum. Sonuçta bu takımda savunma yapmak, enerji getirmek ve ceza kesmek için çabalıyorum. Açıkçası hücumda çok fazla sorumluluk almıyorum. Ama alırsam da bunu iyi şekilde yapabileceğimi düşünüyorum. Sahada olduğum anlarda bunu yönümü de göstermeye çalışıyorum aslında.” diye cevap verdi.

Kendisinde gördüğü en büyük eksikliği ise, ”İşin hücum kısmında şutumu geliştirmeye çalışıyorum. Şutumu biraz daha geliştirebilirim. Zaten bu konuda idmanlarımı da yapıyorum. Bazen karar verme noktasında sıkıntı yaşadığımı düşünüyorum. Dışarıdan yönlendirmeye çok fazla bağlı kalmadan, kendi doğrumu yapmam gereken anlarda oluyor. Elbette bunu düzen dışına çıkmadan yapmaktan bahsediyorum. Çok fazla başka şeyler düşünmeden daha net oynamam lazım.” diyerek tarif etti.

Doğru Şutu Kullanmaktan Çekinmem

Bazı oyuncular zaman zaman şuta kalkarken tereddüt eder, hatta çekinirler. Kendisinin böyle bir sorun yaşayıp, yaşamadığıyla alakalı, ”A takım seviyesinde ilk oynadığım zamanlar elbette oluyordu. Ama oynadıkça, antrenörler neleri daha doğru yapmamı söyledikçe bunu aştım. Şu an açıkçası böyle bir tereddüt yaşamıyorum. Mutlaka zaman zaman bunu yaşadığım anlar da oluyordur. Acaba başka bir şey yapsam mı diye. Ama o şutu atarsam kenara gelir miyim diye bir korkum yok. Oyun içinde benden daha müsait birini bulabilir miyim diye zaman zaman düşündüğüm oluyor. Bu da aslında düzeltmem gereken bir şey. Şu an onu da yavaş yavaş törpülemeye başladım. Eskiye göre daha net, daha tereddütsüz şuta kalkıyorum. Eğer yanlış şuta kalkmışsam zaten bunun bende farkına varıyorum ama doğru şutsa kaldırıp atmaktan çekinmiyorum.” ifadelerini kullandı.

Kimi çevreler, Türk oyuncuların tembel oluşundan dem vururlar. Bundan rahatsızlık duyup, duymadığını sorduğumuzda, ”Beni rahatsız etmiyor. Benim ve çevremdeki insanların nasıl çalıştığını, antrenörler de iyi biliyor. Gaziantep’teki insanların bize bakış açısında bu yok. O nedenle herhangi bir baskı da hissetmiyorum. Birkaç tane çalışmayan olsa ve beni de bu kategoriye koysalar, elbette bir rahatsızlık duyardım. Şu an burada öyle bir ortamımız yok. Ama ileride başka bir kulübe gider ve böyle bir bakış açısıyla karşılaşırsam, mutlaka bu beni rahatsız eder. Genel olarak ben Türk oyuncuların çalışkan olmadığını düşünmüyorum.” şeklinde cevap verdi.

Türk oyuncuların, rotasyonda önemli bir yer tuttuğunu belirten Cem, ”Bir takımda Türk oyuncuların varlığı bence çok önemli. Onlardan katkı alamadığın sürece başarılı olamıyorsun. Elbette çok iyi yabancılar, çok iyi skorerler var ama sonuçta bu bir takım oyunu. Saha dışındaki bütünlüğü de o takımın yerli oyuncuları sağlıyor.” dedi.

Saha İçinde ve Dışında Çok Farklıyım

Zaman zaman onun sert müdahalelere maruz kaldığına şahit olmuştuk. Ama sakin tavrı da dikkatlerden kaçmamıştı. Bu konuyla ilgili olarak ise, ”Genelde kendimi dizginlemeye çalışıyorum. Kasti bir şey olduğunu düşünmediğim için sakin kalıyorum. Aksini düşünsem zaten tepkim farklı olur. Ama sakin kalabilmekte önemli. Sonuçta temasa dayalı bir oyun oynuyoruz. Mücadele üst seviyeye çıkıyor, herkes birbiriyle itişip kakışıyor. O tip durumlarda sakin kalmak benim içinde, karşı taraf içinde en iyisi. Bazen bende nasıl sakin kalabildiğimi bilmiyorum ama kalıyorum bir şekilde.” dedi.

Son olarak saha içindeki ve dışındaki yapısının farklı olduğunu belirten 1996 doğumlu Cem Ulusoy, ”Benim aslında saha içindeki ve dışındaki karakterim çok farklı. Ne olursa olsun, ne kadar geride olursak olalım, mücadeleyi bırakmak istemiyorum. Çocukken gazozuna maç yaparken de böyleydim. Ama saha dışında çok sakinim. İnsanlarla iletişim halindeyim. Ama saha içinde başka bir şeye dönüşebiliyorum.” diyerek sözlerini noktaladı.

Röportaj: Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

3 YORUMLAR

  1. guzel konusmus ama kerem tunceri gibi zaman gectikce itici olmak yerine sinan guler gibi herkesin sevgisini kazanan biri olur ins

  2. Okuduğum en doyurucu söyleşilerden biri olmuş. Önce teşekkür ederim sizlere. Röportajların bir çoğunda herkes şutunu geliştirmekten bahsediyor. Daha iyisini yapmak için çalışmak istemeleri normal ama aklımın almadığı şey bu oyunculara alt yapılarda hiç mi şut çalıştırmıyorlar? Sanki hepsi hücum yapmayı a takımda öğreniyorlar gibi oynuyorlar. Bence alt yapı düzeni tamamen değişmeli.

  3. Kendisi çalışkan olabilir ama genelde yerli oyuncuların çalışkanlığı konusuna katılmıyorum. Antrenörler zaten yerliler için tembel imasında bulunuyor. Obradovic, Ataman bunu hep açık söyleyen antrenörler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz