Bu Kafa Değişmediği Sürece Böyle Devam Eder

2
0

Bugün aslında biraz daha farklı bir konuyu gündeme almak istedik.

İnsan, her ne kadar bu aralar bir şeyler yazmakta zorlanacak noktada olsa da, hayat maalesef bir şekilde devam ediyor. İdlib’de verdiğimiz şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize sabır dileyerek başlayalım.

İnsanın değeri, kaybedildikten sonra anlaşılıyor. Orada şehit olanlar içinde farklı etnik kimliklere mensup, farklı renklere gönül vermiş askerlerimiz var. Bunu niye dediğimi birazdan anlayacaksınız.

Basketbolun içinde olan biri olarak hem bana hem de siteye zaman zaman birçok bilgi geliyor. Bu bilgilerin bir çoğunu kullanmak konusunda kararsız kalıyoruz. Hatta kullanmıyoruz dersek daha doğru bir tabir olur. Bunu yaparak doğru mu yapıyoruz yoksa yanlış mı, bu ayrı bir tartışma konusu. Zira ok yaydan bir kere çıkarsa, bir daha onu geri almak mümkün olmayabilir.

Şimdi akıllara nedir bu bilgiler sorusu gelebilir. Bir oyuncu, haz etmediği rakip takıma edilen küfürleri gayet güzel beğenebiliyor. Üstelik o takımda, arkadaşım dediği oyuncular da olmasına rağmen. O arkadaşım dediği oyunculara edilen ana avrat küfürlerden keyif alıyor. Bir oyuncu, kadınları taciz edecek seviyede işler de yapabiliyor. Kendisini doğuranın bir ana olduğunu unutarak, ablasının ya da kardeşinin de ‘genç kız’ olduğunu umursamadan…

Profesyonel olarak bu işi yapan insanların daha dikkatli olması gerektiği temel kuraldır. En azından normal bir ülkede bu böyledir. Zira sana ileride hangi takımın ‘ekmek’ vereceğini bilemezsiniz. Hangi taraftarın seni destekleyeceğini tahmin edemezsin. Bu işten para kazanıp, ailene bakıyorsan eğer, senin de ‘düzgün’ yaşama zorunluluğun vardır.

Gerçekten beslediğiniz nefrete, ektiğiniz düşmanlık tohumlarına değiyor mu yaptıklarınız?

Devrim Arabaları filmine Cemal Paşa’nın şu sözü, “Garp kafasıyla araba yaptık, şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk.” damgasını vurmuştu.

Türkiye basketbolunda durum bundan ibaret. Aslında bu, ülkenin genel kültür seviyesiyle paralellik gösteriyor. Bulunduğu yerlere yetinen, onun yukarısını düşünmeyen, daha doğrusu hayal bile edemeyen herkes, kendini bir yere yamamaya çalışarak hayatına yön veriyor.

Ucuz işler peşinde koşan, küçük hedefleri olan hiç kimse büyük hayallerin kahramanı olamaz. Zaten bir çoğunun da böyle bir düşünce yapısında olmadığı aşikar. Onun için çok fazla Luka Doncic, Bogdan Bogdanovic ve Nikola Jokic rüyasına girmeyin. Girdiğinizle kalır ve sonunda hüsran yaşarsınız.

Tribünlere oynayan, birilerine sevimlilik yapan, 564654654 kez ”Sayın bilmem ne” diye cümle kuran ve en büyük başarısı bu olan bir topluluktan yüksek seviye bir yıldız çıkmaz.

Biat kültürü, hayatının her alanına etki eder. Belli sınırlarda yaşamak zorunda kalırsınız ve o sınırı aşmaya cesaret edemezsiniz. Dar kalıplar içinde yetişen nesil de, kendini yetiştirenlerden ne görüyorsa bir benzerini uygulamaya başlar. Onun için bu ülke sporunda amigo oyuncuların sayısı artıyor. Taciz davaları sonuçsuz kalınca da sosyal medya sapkınlarına gün doğuyor.

Çünkü ne yaparsan yap, bir kesim sana karşı olsa da, bir kesim her şartta sahiplenmeye hazır bekliyor. Biri kutuplaşma mı dedi?

Bizlerin de bu süreçte hataları vardır. Hatasız kul olmaz. Mutlaka hak etmeyene, hak ettiğinden daha fazla değer verdiğimiz zamanlar olmuştur. Umut bağlamışızdır, olur demişimizdir ama yanılmışızdır. Hep başkaları yanılacak değil ya, bizim de yanılma ve aldanma payımız olsun.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

2 YORUMLAR

  1. belli isimler var ama bilmedikerimizde vardir isim vermediginiz surece farkinda olmadan sizde alet oluyorsunuz bu igrenclige

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz