Obradovic Bizi Çok Yanılttı!

0
64

Bu seri başlamadan önce sitemizde yapılan ankette hepimiz tahminlerimizi, Fenerbahçe’nin eksiklerini, Real Madrid’in saha dışı oyunlarını iyi bildiğini yazmıştık.

Çoğunluk tahmin de serinin 3-2 Fenerbahçe lehine biteceği şeklindeydi. Yani “Fenerbahçe Final-Four’a gider ama bu o kadar da kolay olmaz” diyorduk. Bu konuda pek çokları gibi bizim de gerekçemiz Jan Vesely’nin yokluğu ve uzun rotasyonunun darlığıydı. Real Madrid’i gözümüzde büyüttüğümüzden midir yoksa Fenerbahçe’nin Vesely’siz bu seriyi çıkaramayacağına inandığımızdan mı bilemem ama açıkçası bu takım hepimizin tahminlerini altüst etti.

Geçen maçta Fenerbahçe’nin çok kısa bir sürede Vesely’siz oynamaya alıştığını rotasyonda Kalinic ve Antic’i özellikle savunmada daha verimli kullanarak açıkları kapadığını yazmıştık. Herkesin birbirinin açığını kapadığı bir savunma duvarı oluşturmak kolay değildi.

Bu maçta da Fenerbahçe deplasmanda tam da oynaması gerektiği gibi oynadı. Maçın başında, kaymalarda yaptıkları bazı hatalar sonucu pota altından Reyes ve Ayon’un bulduğu sayılar ve de yine ilk yarıda Ekpe Udoh’u kenara alıp 5 kısa ile oynadıkları anlardaki Real Madrid’in kısa süreli fırtınası dışında tüm maçın hakimiydiler. Rakip 2.yarıda savunmada sertlik boyutunu biraz da çalınmayan düdüklerin de desteğiyle abartınca dış şuta hapsolmayıp her hücumda çembere giderek Real Madrid’in direncini kıran doğru bir hamle yaptılar. Çünkü ilk yarıda bunu yapamayıp el üstünden çok zorlama atışlarla hücumda istediklerini alamadıklarını görmüştük. Çembere gitme konusunda en büyük pay Dixon’ın oldu. Her içeri drive edişinde Real Madrid savunmasının konsantrasyonunu dağıttı. Belki 3.periyotun sonunda, 1 ya da en fazla 2 top savunması gerekirken, fark da 10’un üzerine çıkmışken, Obradovic’in Dixon’ı sahada tutması doğru bir tercih değildi. Pekala Hickman ya da Sloukas ile son topu savunup Dixon’ı 3 faulle 4.periyota taşıyabilirlerdi. Dixon’ın 4 faulle 4.periyota kenarda başlaması, hücumdaki akıcılığın Sloukas ile sağlanamaması Real Madrid’in yükselen dış atış oranıyla aynı sürece denk gelince biraz bocaladılar. Ancak Dixon girince yine hücumdaki o ritmi ve köşelerden dış şut seçeneğini devreye sokarak sayı yolunu açtılar ve de kazandılar. Maç boyunca çok az sayıda kolay sayı yediler. İlk iki maçı kazandıran ve takımı bu duruma getiren savunmalarını 40 dakika boyunca ayakta tuttular. Ancak bu savunmanın olmazsa olmazının da Udoh olduğu bir kez daha ortaya çıktı. İlk yarıda kısa süreli Udoh’suz oynama denemesi asla üzerinde ısrar edilecek bir nitelikte değildi.

Real Madrid gibi bir takımı üstelik kendi evinde 63 sayıda tutmak kolay değil. Üç maçta toplam yedikleri sayı ortalaması da 70. Üstelik normal sezonu % 85.4, Top 16’yı % 83.7 sayı ortalaması ile geçiren bir takımı 60-70’li sayılara hapsetmek gerçekten büyük bir iş.

Bizce serinin uzaması Fenerbahçe’nin rotasyonu açısından önemli bir dezavantajdı. Yani açıkçası hem üzerindeki baskı hem de fiziksel yorgunluk olası bir seri eşitliğinde Fenerbahçe’nin işi zorlaştıracaktı.

Obradovic, elindeki malzemeyi çok iyi kullanan ve de bundan maksimum verim alan bir çalıştırıcı. Bizler seriye şüpheyle bakarken o takımına inandırmış. Bizler tahminlerimizi 3-2, 3-1 yaparken o 3-0’ın kurgusunu hazırlamış bile. Oynanan üç maça da takım fizik ve mental olarak eksiksiz hazırlanmış. Fenerbahçe’nin çok önemli bir eksikle oynayıp,  5 maçlık bir seride son şampiyonu süpüreceğine inanmak imkansızdı. Ancak gerçek oldu. Şimdi sıra Final-Four’a geldi. Bizce her ne kadar Laboral Kutxa Panathinaikos’u 3-0 ile geçmiş olsa da asla yenilmez bir takım değil. Sağlam bir Vesely ve sert, sıkı ve kenetlenmiş savunma yapısıyla finale bu yıl geçen yıldan daha yakınlar. Belki de final için, Obradovic’in, bizim de bilmediğimiz ve tahmin edemediğimiz saklanmış yeni maç kazanma formülleri vardır.

LEVENT YÜCELMAN
levent.yucelman@basketball.com.tr
@levyuc70