Bir Basketbol Aklı; Obradovic

0
130

Normal sezona göre vites yükselterek Nisan aylarında farklı bir basketbol oynamaya 3 yıldır alıştıran Fenerbahçe, yine yeni bir Final Four’a daha kendini attı. Arka arkaya 3.kez, Avrupa’nın Kulüpler seviyesinde en büyük kupasında, en iyi 4 takım arasına kalmak kolay değil.

Bir ‘basketbol aklı’ olarak nitelendirebileceğimiz Obradovic, serinin başındaki saha dezavantajına rağmen ne yaptı etti, yine sihrini kullandı, şapkadan tavşanı çıkardı. Favori olarak gösterilmeden başladığı seriyi 3-0 ile süpürdü. Şimdi seriyi geçmesi zor denilen Fenerbahçe’nin Şampiyonlukta favoriler arasında adı geçiyorsa bunda Obradovic faktörünü yok sayamayız.

3 yılda 9-0 yaptıysa…

Çünkü 3 yıldır Fenerbahçe, Final-Four’un bir ‘tık’ altı olan çeyrek finali, hem de bu kadar üst düzey takımlara karşı hiç kaybetmeden (Maccabi 3-0, Real Madrid 3-0, Panathinaikos 3-0) geçiyorsa orada Obradovic’in, yılların verdiği tecrübesi kadar, basketbol zekasından, rakibi iyi analiz etme becerisinden, fiziksel yorgunluğun ve bitkinliğin arttığı bu dönemde tüm takımın motivasyonun artıracak mentörlüğünden bahsetmezsek başarıyı eksik tanımlamış oluruz.

Kimi zaman, sezon başından bu yana rotasyonu dar tutmasından, bench katkısının az olacağı bir kadro yapısı kurmasından, ‘olmuşu’ varken Bennett ile uğraşmayı seçmesinden dolayı eleştirdiğimiz Obradovic (Bu konuda fikrimiz değişmedi) , son 3 yılda play-off’u 9-0 ile geçtiyse ve bunu aynı takıma 3 kez üst üste yaptırıyorsa hakkını vermek gerekir.

Savunma Direnci artınca…

Panathinaikos son şansını kullandığı için Fenerbahçe’ye karşı sert başlamayı tercih etti. Aynı savunma sertliği ile karşılık veren Fenerbahçe’nin ilk devrede maçı koparamamasının tek nedeni top kayıpları ve rakibin içeriyi iyi kullanmasıydı. Panathinaikos’un 30 sayısının 14’ünü pota altından çıkardı ve boyalı alanda 17 atış kullandı (7/17). Buna karşılık Fenerbahçe hücumda top paylaşımını iyi yapamadığı için 37 sayısının ancak 6’sını çember altından üretebildi. Pota altından kullanılan atış sayısı da 6’da kaldı. Bu sebeple Obradovic, ilk devre Ahmet hariç bütün uzun rotasyonlarını denedi.

Fenerbahçe’nin maçın 2.yarısında yapması gereken Panathinaikos ‘u çemberden uzak tutmaktı. Bunu da yaptı. İlk yarıda içeriden 17 top kullanan Panathinaikos’un 3.periyotta aynı bölgeden atış girişimi 3, isabet ise 0 (sıfır). Daha çok çembere gidip daha çok faul alan Fenerbahçe, rakibini dış atışlara hapsedince de (Panathinaikos 5/24 üç sayı) istediğini aldı. Panathinaikos önce çemberden sonra da maçtan adım adım uzaklaştı.

Pana 61 attı ama..

Hücumda zaman zaman aceleci davranmaları, uzun-kısa eşleşmesi yakaladıklarında bu avantajı kullanamamaları, daha seri top çevirememeleri gibi kabuledilebilir hatalarının yanında, 19 top kaybı gibi uyarıcı nitelikte ciddi yanlışları da vardı. Bunlar dışında aksayan yönleri pek yoktu. Savunmada yüksek konsantrasyonun getirdiği, baskı ve yardımlaşma isteği sayesinde çemberden uzaklaştırdıkları Panathinaikos’u sindirdiler. Bakmayın siz Panathinaikos’un 61 sayı attığına. Fenerbahçe, biraz vidaları gevşetmeye başladığında (33-34.dakika) Yunan ekibi 40’lı sayıların başındaydı. Son bülümlerde bazı erken atışlar ve savunmadaki sertlik dozajının azaldığı dakikalarda tribünde taraftarlar ve oyuncular ‘zafer’ havasına girmişken sahada bu gevşemeden dolayı öfkesinden kıpkırmızı olan bir kişi vardı, o da Obradovic’ti. 

İlk iki maçın kahramanı Bogdanovic‘in ‘aktif’ dinlenmeye geçtiği ve daha az çembere baktığı basketbol gecesinde Luigi Datome ve James Nunnally ‘in devreye girmesiyle hücumdaki üretkenlik probleminin üstesinden geldiler.

Mike James ‘in ritim kazanmasını iyi engelledikleri gecede maçın başlarından sıkıntı yaratan Singleton‘ın önlemini de değişmeli savunmayla aldılar. KC Rivers ise eşleşme avantajı yakaladığı durumlarda ancak devreye girebildi. Ancak hiç bir Panathinaikoslu oyuncunun maçı sürükleyecek yapısı, hatta vücut dillerine bakarsanız inancı da yoktu.

Bourousis 3 dakika!

Seride Fenerbahçe’nin en çok zorlandığı bölümü düşündüğümüzde ilk maçta Bourousis’in oyunda olduğu ve Panathinaikos’un üstünlük sağladığı süreç aklımıza geliyor. Bu maçta Panathinaikos’un, coachluğunu hiç bir zaman beğenmediğimiz Xavier Pascual’ın, Bourousis’i sadece 3 dakika kullanması da ilginç geldi bize. Geçen yılın defalarca (hafta ve aylarda) MVP olmuş Bourousis’in kayıp bir yıl yaşamasında Pascual’ın payı büyük.

Levent Yücelman
levent.yucelman@basketball.com.tr

https://twitter.com/levyuc70

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz