Basketbol Süper Ligi’nde İlk Yarının En İyileri

6
0

Basketbol Süper Ligi‘nde 2019-20 sezonunun ilk yarısı geçtiğimiz günlerde geride kaldı.

Geçtiğimiz sezonlarda olduğu gibi, yine ilk yarının en iyilerini, dikkat çekenlerini ve öne çıkan performanslarını değerlendirdik.

Mutlaka atladığımız, köşeye sığdıramadığımız şeyler olmuştur. Onların da telafisini ilerleyen zamanlarda yapacağız.

İşte bizim gözümüzden ilk yarının öne çıkanları:

İlk Yarının Takımı: Teksüt Bandırma BK

Anadolu Efes ve Pınar Karşıyaka’nın performansları karşısında Teksüt Bandırma seçimini bir an yadırgayanlar olabilir. Ancak şunu unutmamak lazım, bu tip seçimlerde kulüplerin bulunduğu şartları ve o şartlar altında neler yaptıklarını gözönüne almamız gerekiyor. Bandırma, özellikle genç oyunculara verdiği şansla bile birçok takımdan kendini keskin bir şekilde ayırıyor. Eleştirilecek noktaları da elbette var. Ancak genel anlamda, lige renk kattıklarını ve 15 maçta aldıkları 9 galibiyetin de kendileri açısından büyük başarı olduğunu vurgulamakta fayda var.

İlk Yarının Koçu: Ufuk Sarıca

Ufuk Sarıca’nın Pınar Karşıyaka’ya dönüşü tam anlamıyla ‘muhteşem’ oldu desek abartmış olmayız. Kadro mühendisliği açısından elindeki bütçeyle maximum verim alacağı bir yapı oluşturdu. Ergin Ataman ve Ufuk Sarıca arasında ikilemde kalmıştık. Ancak biz Sarıca’yı çeyrek adımla önde gördük. Karşıyaka’da yaptıkları, ilk yarı itibariyle ödüllendirilmeyi hak ediyor.

İlk Yarının Yabancı MVP’si: Vasilije Micic

Anadolu Efes’in başarısında en az Shane Larkin kadar payı olan bir başka oyuncu Micic bize göre. Zaman zaman inişler çıkışlar yaşasa da, Euroleague’de hiç maç kaçırmaması ve BSL’de ise sadece 2 maç kaçırarak, sezonun ortasında 30 maç görmesi önemli bir veri. Maç başına 12.8 sayı-6.5 asist-1.9 ribaunt ortalamasıyla oynuyor. Yeri geldiğinde takımını yönlendirirken, yeri geldiğinde skor yükünü çekmekten de geri kalmıyor.

İlk Yarının Yerli MVP’si: Metecan Birsen

Metecan, belki de kariyerinin en verimli sezonunu yaşıyor. Sakarya’da yaptığı çıkışın bir benzerini, hatta üzerine koyarak daha iyisini yapıyor. Maç başına 10.2 sayı-5.8 ribaunt-2.0 asist ortalaması var. Onun Karşıyaka’ya verdiği enerjiyi kağıda dökecek bir istatistik ise bulunmuyor. Uzun yıllar sonra potansiyelini tamamen açığa çıkartacak bir sistemde, olabildiğince göz kamaştırıcı bir performans ortaya koyduğunu söylemek lazım.

İlk Yarının Genç Oyuncusu: Şehmus Hazer

Şehmus’un 99 doğumlu olduğunu bazen biz de unutuyoruz. Oyununu o kadar olgunlaştırdı ki, sanki 10 yıldır onu seyrediyormuşuz hissini bize veriyor. Geçirdiği dönüşüm inanılmaz boyutlarda. Ki hala önünde çok uzun bir yol var. Bu da onu şu an ligin en heyecan verici genç oyuncusu yapıyor. Ligde 6.7 sayı-1.9 ribaunt-1.5 asist ortalaması var. Avrupa’da istatistikleri çok daha iyi. Şehmus eğer bu kararlılıkta ve bu olgunlukta devam ederse, onu Euroleague seviyesinde görmemiz de çok uzun sürmeyecek. Zaten o seviyelerin takımları kendisini dikkatle takip ediyor.

İlk Yarının Çıkış Yapan Oyuncusu: Burak Can Yıldızlı

Burak Can aslında her zaman çalışkanlığıyla öne çıkan bir oyuncu oldu. Beşiktaş kariyeri öncesi de onun iş ahlakı konusunda olumsuz hiçbir şey duymamıştık. Bu sezon, o çalışmaların meyvelerini toplamaya başladı. Ligde 9.4 sayı-5.6 ribaunt-1.7 asist ortalaması var. Bu noktada, ona güvenen ve hiç çekinmeden süre veren Beşiktaş’ın eski koçu Dusko Ivanovic’e de bir parantez açmak lazım. Ivanovic, birçok Türk koçun bile süre vermeye çekindiği yerli oyunculara sadece süre vermekle kalmadı, onları rotasyonun önemli parçası haline getirdi. Burak Can da, bir anlamda kendisine inanları yanıltmadı.

İlk Yarının En İyi Yabancı Beşi:

Vasilije Micic (Anadolu Efes): 12.8 sayı-6.5 asist-1.9
Nando De Colo (Fenerbahçe): 16.2 sayı-2.6 asist-3.3 ribaunt
Shaq McKissic (Beşiktaş): 15.7 sayı-4.0 ribaunt-3.1 asist
Devin Williams (Tofaş): 16.2 sayı-7.8 ribaunt-1.9 asist
Elmedin Kikanovic (Ormanspor): 20.5 sayı-7.1 ribaunt-1.3 asist

İlk Yarının En İyi Yerli Beşi:

Barış Ermiş (Tofaş): 8.5 sayı-6.5 asist-2.3 ribaunt
Melih Mahmutoğlu (Fenerbahçe): 11.9 sayı-1.1 asist-2.1 ribaunt
Metecan Birsen (Karşıyaka): 10.2 sayı-5.8 ribaunt-2.0 asist
Burak Can Yıldızlı (Beşiktaş): 9.4 sayı-5.6 ribaunt-1.7 asist
Cevher Özer (Ormanspor): 11.8 sayı-5.8 ribaunt-2.9 asist

Dikkat Çekenler

Berk Uğurlu

Tofaş’ın 96 doğumlu oyun kurucusu Berk Uğurlu, sezon başında ve sezon içinde yaşadığı sakatlıklara rağmen çok çabuk toparlandı. Karşıyaka’da kariyerinin en verimli 2 sezonunu yaşamıştı ve Tofaş’ta Eurocup seviyesinde neler yapacağı merak ediliyordu. Bunun da üstesinden gelmeyi başardı. Artık son topları da hiç çekinmeden kullanacak kadar özgüven patlaması yaşıyor. Yeniden Euroleague seviyesine geleceğinin sinyallerini de güçlü bir şekilde veriyor. Berk’le ilgili ayrı bir parantez açmamız gerekir. Genç oyuncu, Fenerbahçe dönemlerinde de kimsenin selamını yerde bırakmaz, herkese ‘kolay gelsin’ diyerek salondan çıkardı. Kariyerinin hiçbir döneminde karakterinden taviz vermedi. Onun yakaladığı bu çıkışta sağlam duruşunun, karakterinin ve çalışkanlığının payı çok büyük. Berk sadece saha içinde değil, saha dışında da kendini en üst seviyeye taşıyan biri. Türk basketbolunun geleceğini temellendirirken, Berk ve onun gibi oyunculara çok ihtiyacımız var.

İsmail Cem Ulusoy

Gaziantep Basketbol sallantılı bir ilk yarı performansı gösterirken, gelecek adına umut verici şeyler de gördük, 96 doğumlu Cem Ulusoy gibi. Bandırma’da gösterdiği performansla yavaş yavaş adından söz ettirmeye başlamıştı ancak Gaziantep kariyeri onun için önemli bir eşik olabilirdi. Aslında öyle de oluyor. Cem’in tarzında oyuncuların yaşadığı en büyük handikap, yaptıkları birçok olumlu işin istatistik kağındında bir karşılığının olmaması. Getirdiği enerji, savunmadaki hırsı ve tüm bunlara inat bir şekilde sakin duruşu rakamlarla ifade edilemiyor. Birkaç maçta sert müdahalelere maruz kaldığına şahit olduk. Ancak o, bunlara ‘çirkeflikle’ karşılık vermek yerine, tansiyonu düşürecek hareketlerde bulundu. İşin savunma kısmında takımına seviye atlatan Cem’in, hücumda üzerine koyması gereken şeyler elbette var. Bu da zamanla alabileceği bir yol. Bu yolda, ki Türk oyuncuların karşılaştığı temel problemdir, onun arkasında sağlam bir şekilde durulması gerekiyor. Şut kaçıran oyuncudan değil, kaçırma korkusuyla denemeyen oyuncudan rahatsız olunmalı. Şut kaçırmak da dünyanın sonu değildir. Hem taraftar bazında hem de teknik ekip bazında bazen daha toleranslı olmak gerekebilir. Hepimiz yürümeyi düşe kalka öğrendik, uzun mesafe koşucusu olarak dünyaya gelmedik.

Alperen Şengün

Teksüt Bandırma’nın 2002 doğumlu genç uzunu Alperen Şengün bu sezon adından en çok söz ettiren oyuncular arasında yer aldı. Birçok kişiye ‘heyecan’ verdiğini söylemek gerekiyor. Onun sahada yaptıklarına, kendi yapmış gibi sevinen bir kitle oluştu ve ciddi anlamda büyük sempati topladı. Bu kadar genç yaşta, üstelik bu kadar yolun başında, hemen hemen herkesin sevgisini kazanmak zor iştir. Ama daha zoru bunu devam ettirmek olacak. Alperen, şu ana kadar sadece saha içi performansıyla gündem oldu. Saha dışında da olabildiğince özenli ve efendi bir görüntü verdi. Onu, bazılarından ayıran ve daha değerli kılan nokta da, belki kendisi bile bu kadar fakında değildir, bu oldu. Birçok kişiye göre yolu NBA. Olur ya da olmaz bunu zaman gösterecek. Çok değil, 1-2 yıl içinde Euroleague’de üst düzey gençler arasında yer alabileceği görüşü de hakim. Elbette bu düşüncelerin temelini şu ana kadar potansiyelini ve karakterini en iyi şekilde kullanması oluşturuyor. Eğer bu potansiyelinin üzerine koyarak devam ederse, performansı ‘korkunç’ seviyelere gelebilir.

Muhsin Yaşar

Tofaş’ın 1995 doğumlu uzunu Muhsin Yaşar aslında dikkat çekmekten öte bir performansla oynuyor. Hatta şu an Fenerbahçe ve Anadolu Efes seviyesinde kendine yer edinebilecek bir yapısı var. Euroleague’de alır başını gider gibi bir iddiamız yok. Ancak bu iki takımın kadrosunda yer alsa, özellikle işin BSL tarafında rotasyonun parçası haline gelebilecek bir oyun isteği var. Orhun Ene, ona ne zaman süre verse bu süreleri çarçur etmeden, en verimli şekilde kullanıyor. Bu sezon Tofaş’ın kazandığı birçok maçta skora doğrudan etki eden isimlerden biriydi. Biraz geri planda kaldığı ya da medya tarafından atıldığını söylemek boynumuzun borcu. Muhsin, belki şu an Avrupa’nın herhangi bir takımda forma giyiyor olsaydı, bugün belki başka bir seviyenin oyuncusu olabilirdi. Türkiye genel anlamda elindeki potansiyelleri, varolan yeteneklerine göre değil de, varolmasını istediği yeteneklere göre değerlendiriyor. Bu da Muhsin ve onun gibi oyuncuların en büyük handikapı olarak karşımızda duruyor.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

6 YORUMLAR

  1. yazidan cikan sonuc cem ulusoy ve alperen sengun’un acilen zeljko obradovic’le calismasi lazım

  2. Cem’i alıcı gözle izledim yalnız bence şöyle bi sorunu var topu aldığında boş kaldığı zaman bile gözü sürekli pas vereceği uzunda. Oyun kurucu bunu yapmalı diyenler çıkıcak ama bazen sorumluluk alıp şutu yollamalı. Türkler ve yabancılar arasındaki fark bu.

  3. Emin Gökova
    dediğin şey sadece cem’le alakalı bi sorun değil ki her türk oyuncu şut atarken bu son şutum olur kenara gelirim korkusuna atmıyor. son yıllarda melih hariç üzerine koyan türk yok zaten o da zeljko’nun zorlamasıyla bi seviyeye geldi. yukardaki arkadaşın dediği gibi oyununu geliştirecekse zeljko gibi bi koçla olur bu.

  4. TBF’ye kalsa yetenek düşmanı D.Özdemiroğlu hariç genç oyuncu yok ülkede. Bağımsız siteler olmasa çoğu oyuncudan haberimiz olmayacak. İş telaşına haftada 1-2 maça anca bakıyoruz gerisini okuyucu olarak takip ediyoruz. Bence böyle listeleri daha genişletin daha sık yazın. Kemal Erdem özellikle bu lafım sana üşenme fazla daha çok yaz 🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz