Analiz: Zeljko Obradovic’in Fenerbahçe’yi Getirdiği İnanılmaz Seviye!

1
0

Turkish Airlines Euroleague‘in 17. haftasında yani dün Fenerbahçe Beko deplasmanda Khimki Moskova‘ya kaybetti ve 12 maçlık galibiyet serisi sona erdi.

Fenerbahçe, yarın Zalgiris Kaunas’a karşı da kaybedebilir. Konu bu kadar basit değil. Kayıplar mutlaka olacaktır, zira Euroleague gibi bir ortamda 30’da 30 yapmanın imkanı yok. Sezona öyle bir giriş yaptı ki Fenerbahçe, düşünün 17 maçta 15 galibiyet alıyorsunuz ve sadece 2 mağlubiyetiniz var ama Khimki maçı sonrası eleştiri sesleri yükseliyor. Bu basketbolda bir Türk takımının gelebileceği en büyük seviyedir. Üst üste gelen Final Four’lar ve Euroleague şampiyonluğu kadar değerlidir. Öyle bir noktaya gelmişsiniz ki, insanların 2-3 maçlık mağlubiyete bile tahamülü kalmamış.

Bazen kaybederken kazanmaya giden yolu bulursunuz. Fenerbahçe şu an bu süreci yaşıyor. Çok doğru bir zamanda ‘düşüş’ diye adlandırabileceğimiz bir sürece girdi. Hem eksiklerini daha net görüyor, hem bu eksikleri kapatacak geniş bir zamanı elinde tutuyor. Nisan ayına kadar ivmeli bir şekilde gelip, o dönemde bu mağlubiyetlerin gelmesindense, bu dönemde o mağlubiyetleri almak daha olumludur.

Obradovic maçtan sonra güzel bir konuya değindi ve daha fazla oyuncu katkısına ihtiyaç duyduklarını belirtti. Özellikle işin BSL tarafında Ahmet Düverioğlu, Egehan Arna ve Sinan Güler gibi isimlerin çok daha fazla ön plana çıkması gerekiyor. Aldıkları süreleri iyi değerlendirip, hem kendi dakikalarını yukarı çekmeleri hem de takıma katkılarının artması lazım. Erick Green konusunda koçun biraz daha sabırlı davrancağını tahmin ediyorum ancak şu ana kadarki performansı beklentilerin altında kaldı.

Sezonun en formda ismi Jan Vesely ve son dönemlerde performansını yukarı çeken Marko Guduric’le birlikte genel olarak Luigi Datome ve Kostas Sloukas’ın istikrarı takımın başarısında kilit faktör. Son maçta performansı eleştiri alsa da, Nikola Kalinic sistemin temel taşları arasında. Joffrey Lauvergne’in performansını çekeceği nokta takımın Euroleague şampiyonluğu yolundaki belirleyici faktör olabilir.

Son olarak ayrı bir parantez de Nicolo Melli’ye açalım. Zaman zaman oyun içinde yaşadığı düşüşler nedeniyle eleştiri aldığını görebiliyoruz. Ancak çalışkanlığı, disiplini ve sorunsuz karakteriyle Obradovic’in takımda görmekten keyif aldığı bir isim olduğunu da söylemek lazım.

Bu Adamlar Oyuncu Mu Yoksa Köle Mi?

Geçtiğimiz günlerde Afyon Belediye SK’da Tyrus McGee ve Marcos Knight ödemelerde yaşanan sorunlar nedeniyle takımdan ayrılma kararı almıştı. Bu karar sonrası Afyon cephesinden gelen açıklamalar aslında biraz düşündürücüydü.

Genel Menajer Cömert Küce, giden yabancı oyuncuları zor günlerde kaçmakla suçlamıştı. Hatta çok ağır ifadeler kullanarak, ”Takımını, arkadaşlarını, kulübünü hiçe sayarak; habersizce, sinsice yabancı menajerlerine dün akşam fesih sözleşmelerini yollatarak takımla ilişiği kesilen 2 oyuncumuz, ne spor ahlakına ne de profesyonelliğe sığmayan, yakışmayan şekilde ayrılmışlardır.” demişti.

Şimdi Türkiye’de 2 sorun var;

1- Plansız, programsız transfer savrukluğu.
2- Suçu hep başkalarına atma durumu.

Ülke olarak ekonomik anlamda sıkıntılı bir süreçten geçtiğimiz aşikar. Bunu zaten kimse inkar etmiyor. Ancak bu transferler ve planlamalar yapılırken bu sürecin zaten tam ortasında bulunuyorduk. Kaldı ki, bu kriz sadece kulüpleri değil, aynı zamanda etten kemikten oluşan ve insan olan oyuncuları da etkiliyor.

Adam hak ettiği parasını alamıyorsa, ödemeler sürekli gecikiyorsa, seni beklemek zorunda mı?

Söz verdik, ödemeleri şu tarihte yapacaktık demekle oluyor mu bu işler? Bu mantıkla bakacak olursak, kontratı yaparken de belli sözler ve tarihler veriyorsunuz. Ve hiçbirini yerine getirmiyorsunuz. Size niye güvensinler?

Elbette bu şu demek değil;

En ufak bir gecikmede herkes isyan etsin, sözleşmesini feshetsin ve kaçıp gitsin. Karşılıklı fedakarlıklar mutlaka olacaktır. Ve özellikle bu ligde oynayan Türk oyuncuların %99’u bu fedakarlığı yapıyor. Aylardır ödemesi geciken birçok oyuncu sesini dahi çıkartmıyor. Sahaya çıkıp işini yapmaya devam ediyor. Ama gün geliyor, artık iş dayanılmaz boyutlara ulaşıyor ve insanların sınırları zorlanıyor. Türkler olabildiğince sınırlarını zorlasa da, elinoğlu en doğrusunu yapıyor ve hakkını arıyor. Alamayınca da kimsenin nazını çekmeden çekip gidiyor.

Bu sadece Afyon’la alakalı bir sorun değil. Oradaki açıklamalar üzerine konuyu tartışmaya açmakta fayda gördüm. Sakarya başta olmak üzere bazı kulüplerde bu sorunlar yaşanmaya devam ediyor. İnsanlar, kendilerine verilen sözlere ve kontrat şartlarına göre bir hayat planlaması yapıyorlar. Bu insanları bu kadar mağdur etmeye, onlara oyuncu değil de, sanki köle muamelesi yapmaya ne hakkınız var?

Oyuncular haklarını alamadıkları için yollarını ayırmaya karar verdi diye sinsi ve ahlaksız olarak adlandırılabiliyor ama yönetimler verdikleri hiçbir sözü tutmadıkları halde sütten çıkmış ak kaşık olmaya devam ediyor, öyle mi? Sizce de bu biraz vicdanları yaralayan bir davranış olmuyor mu? Keşke oyunculara profesyonelliği öğretmeye kalkan zihniyet; profesyonelce kulüpleri yönetebilme yetisine kavuşsa da, bizler burada bu sorunları hiç konuşmasak.

Burada amaç ne Sayın Cömert Küce’yi, ne Afyon cephesini ne de bahsi geçen Sakarya’yı rencide etmek değildir. Ancak ortada yanlış giden bir şeyler varsa ve oyunculara sürekli ‘köle’ muamelesi yapılıyorsa, birilerinin de bunu dile getirmesi gerekiyor.

Darüşşafaka Tekfen Şapkasını Önüne Koysun

Darüşşafaka Tekfen maçlarında son yıllarda neden bu kadar tuhaf olaylar oluyor acaba durup hiç düşündüler mi merak ediyorum. Sadece saha içinde değil, aynı zamanda saha dışında da garip durumlarla karşı karşıya geliyoruz.

Vakti zamanında mezun oyuncuları Doğuş Özdemiroğlu, Fenerbahçe maçında Jan Vesely’i sakatlamaya yönelik, bilinçli ve planlı bir faul yapmıştı. O maçta da ortalık epey gerilmişti. Ki Doğuş’un bu ilk olayı değildi. Daha önce de tribünlere ana avrat küfür etmişliği vardı. Daçka ise oyuncusunun kulağını çekmek yerine, daha da şımarttı ve bugün gelinen noktaya zemin hazırladı. Şimdi yaşanan hiçbir olayın önünü alamıyorlar. Çünkü ortada yaratılan kötü bir model ve örnek var.

Ray McCallum gece kulüplerinden çıkmıyor, oyuncular saha içinde saçma teknik faullerle kenara geliyor ve son olarak Michael Eric rakibine kafa atıyor.

Burada Selçuk Ernak’ın hakkını verelim. Belli ki, onun etkisiyle Eric çıktı ve özür diledi. Daha önce yaşanan skandallar nedeniyle böyle bir durum gerçekleşmemişti. Bu da olumlu bir gelişmedir diyelim. Ancak Daçka bu yönetim anlayışıyla gittiği sürece daha çok olayın baş aktörü olur.

All-Star Oylaması Hakkında

Basketbol Süper Ligi’nde yaklaşmata olan All-Star öncesi yapılan oylama sürecindeki gariplikler birçok basketbolseverin tepkisini çekiyor aslında. Bunu sonuçlar açıklandıktan ve kadrolar belli olduktan sonra daha detaylı bir şekilde analiz edeceğiz.

Son baktığımda aklımda kalan enteresan durumlardan biri, Sakarya’dan Alp Karahan’ın 3.000 küsür oyu geçip, Fenerbahçe’den Marko Guduric’in 300 oyda kalmasıydı. Büyükçekmece’den Arda Erdoğan yine 3.000 küsür oyu geçmişken, Karşıyaka’dan Berk Uğurlu 1000 oyda falandı. Burada konu Berk ya da Guduric olsun, Alp ya da Arda’nın orada ne işi var meselesi değil. Mesela bu tip bir sonucun hangi akla ve vicdana sığacağıdır.

NBA’deki oylamada da insanlar favori oyuncularına oy veriyor, burada bir sorun yok. Ancak orada bir mantık işliyor. Oyuncu performansları ve kalitesi arasında uçurum olmuyor. Guduric’in de orada olmaya meraklı olmadığını biliyoruz, o sadece bir örnek. Yoksa yaşanan sıkışık takvimde All-Star’da olmak yerine, evde dinlenmeyi tercih eder bazı oyuncular.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

1 YORUM

  1. Fenerbahçe’yi eleştirenler hayatında 40 dakika maç izlememiş, basketbolla alakası olmayan futbol fanatikleri. Her mağlubiyetten sonra toplanırlar. Baştan beri böyleydi. Daha ilk gün basketbolun Mourinho’su dendi fakat Mourinho çarpı 5 bile koçun kariyerine yetmiyor. Obradović bu işi bilmiyor yazanı bile gördüm ki, o kişi ile aynı oksijeni tükettiğime üzülüyorum… Velhasıl bu ülkede biz basketbol izleyenler çok ama çok az.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz