Analiz: Zeljko Obradovic’i Tartışanı Allah Çarpar!

8
0

Türkiye’de olayları basketbol açısından değerlendirirsek uygulanan ya da uygulanmayan kurallar her zaman tartışma konusu olmuştur.

Doğanın kanunu bu aslında. Hangi kuralı getirirseniz getirin mutlaka tartışılacak bir tarafı bulunur. Bir de kuralları kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayan, uygulayan ve esnetenler var. Yani çoğu kişi aslında görünürde ‘değerlerimiz’ edebiyatı yaparken, esasında ‘değer’ olarak sadece kendisini görüyor. Birazdan bu ‘değer’ karmaşasına açıklık getireceğim.

Zeljko Obradovic’i Tartışanı Allah Çarpar

Taraflı duygulardan sıyrılarak olayları değerlendirmemiz ve çok net bir şekilde Zeljko Obradovic’e teşekkür etmemiz gerekiyor. Geldiği günden bu yana Türk basketbolunun seviye atlamasındaki 1 numaralı isimdir kendisi.

Bugün eğer Avrupa’nın en iyi 2 liginden biri olduğumuzu, birçok oyuncunun bu lige gelirken tereddüt yaşamadığını ve spor branşları içinde basketbolun açık ara yaptığını söylüyorsak bunda Obradovic’in payı çok büyük. Fenerbahçe’yi Euroleague’in en önemli markası haline getirmesi, çıtayı en yükseğe çıkarması, rakiplerine de bir şeyler yapma zorunluluğu doğurtuyor. Obradovic’in çıtasına gelmek imkansız olsa da, kendi kapasitelerine göre en yüksek seviyeye gelebilme uğraşına giriyorlar. Bugün gelinen noktada Obradovic’in Fenerbahçe’si bu heyecanı yaratmasa, Avrupa’nın 1 numaralı kupasını almasa, salonlarda halen yeterliliği tartışılan seyirci sayısındaki düşüşü varın siz hesap edin. Basketbol son yıllarda büyük bir ivme kazanmışsa eğer efsane koçun bundaki etkisi tartışılmaz bile.

Bizler genel olarak Obradovic’e gereken değeri veriyoruz ancak vermesi gerekenler ne kadar veriyor? Geçtiğimiz hafta koçun bir açıklaması vardı, ”Yabancı kuralı için kimse fikrimi sormadı.” diye. Ülke basketboluna bu kadar hizmeti dokunan ve senin marka değerini doğrudan yükselten bir efsaneye, bir basketbol aklına hiçbir şey sorulmaması ciddi anlamda düşündürücü ve üzücü. Ki bunu sadece Obradovic’le de sınırlandırmıyorum. Obradovic dışındaki diğer koçlarla da bu konu hakkında daha detaylı bir konuşma yapılabilirdi.

Şimdi gelelim en can alıcı meseleye. Bu ülkede düzenli olarak her maç 30-40 sayı fark yiyen, sahaya kaybetmek için çıktığı bariz belli olan, saçma sapan transferlerle kadrosunu şişiren koçlara tek laf etmeyen zihniyet, Euroleague şampiyonluğuna kadar Obradovic için neler yazdı çizdi biliyoruz. Çirkin ithamlarıyla karalama kampanyası yapmaya kalktılar. Bu tutmadı. Fenerbahçe taraftarı omurgalı davrandı ve koçunu yedirmedi. Şimdi ise açık açık yazamadıkları ve içinde tuttukları kinlerini Marko Guduric üzerinden kusmaya kalkıyorlar. Guduric’in performansını sabaha kadar eleştirelim, buna varım. Ancak Guduric’i bahane ederek Obradovic’e, ”Sırpları kolluyor, Türklere aynı krediyi vermiyor.” diyeni Allah çarpar. Ya da neye inanıyorsanız döner o sizi bulur.

Vakti zamanında Nemanja Bjelica’yı sahadan kovan, en çok azarladığı oyuncu Bogdan Bogdanovic olan ve çalışmak, çalışmak, çalışmak diyen bir adamla ilgili cümle kurarken biraz dikkatli olun. Bugün birçok takım için büyük başarı olarak gösterilen Final Four, Fenerbahçe için sıradan bir durum haline geldi. Bunu dünya üzerinde başarabilecek bir ikinci koç daha yok. Siz ne kadar balçık toplarsanız toplayın malum o güneşe hiçbir balçık yetmiyor.

Yalandan Milliyetçilikle Başarı Geliyor Mu?

Bu yaz yabancı koçlarla ilgili yeni kriterler getirildi. Ki bana göre insan haklarına aykırı durumlar söz konusu o kriterlerde. Şöyle örnek verelim ki herkes daha iyi anlasın. Geçtiğimiz yıllarda Banvit’te başarılı bir dönem geçiren Saso Filipovski, günümüz kuralları o dönemde geçerli olsaydı bu ülkede koçluk yapamayacaktı. Yani siz koçluğuna ve getirisine güvendiğiniz bir yabancıyı kriterlere takılacağı için getiremiyorsunuz. Ya da şöyle düşünelim, Zeljko Obradovic gibi bir basketbol dahisi kariyerine Fenerbahçe gibi bir takımda başlayamayacaktı, zira kriterlere takılacaktı.

Burada elini kolunu sallayan her yabancıyı alıp koç yapalım gibi bir şeyi de savunmuyor kimse. Ancak dayatmalarla, zorunlu olarak görev alan koçlarla bu iş oluyor mu? İşte tam bu noktayı tartışalım istiyor basketbolseverler.

Yazın bu konuyla ilgili bir haber çıkmıştı bizim sitede. Habere olumlu tepki verenler kadar olumsuz tepki getirenler de oldu. Olumsuz eleştiri getirenler arasında bazı Türk koçlar ya da adayları da vardı. Olaya tamamen ‘milliyetçi’ bir çerçeveden bakıp, kendi değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğini söylemişlerdi. Saygı duymak lazım, bu tip konularda her görüşün dikkate alınması taraftarıyım. Ancak sıkıntı bundan sonrasında başlıyor.

Şimdi gelelim konu kenardaki ekip olduğunda ‘milliyetçi’ damardan bakanların, işin saha içi boyutunda nasıl değiştiğine…

Kendilerine şans verilmesi ya da gelmesi için yabancıların kriterlere uyması gerektiğini savunanlar, bir takımın koçu oldukları zaman bir anda değerlerini unutup, ortalamanın altındaki ikinci sınıf Amerikalı bir oyuncuya 30-35 dakika süre verebiliyor. Ki bu oyuncunun sahada her türlü özgürlüğü de olabiliyor. Benim gariban yerli oyuncum ise kaçırdığı ilk şuttan sonra 35 dakika kenarda oturmak zorunda kalıyor. Yani kendi çıkarlarınız olduğunda, ‘milli değerlerimiz’ diyerek yabancı serbestliğini savunanlara karşı çıkıyorsunuz ama iş oyuncu konusunda geldiğinde, ”Rekabete girmekten korkmasınlar kardeşim.” diyebiliyorsunuz.

O zaman size şöyle bir soru sorma hakkı doğmaz mı; Siz neden yabancı koçlarla rekabete girmeye korkuyorsunuz?

Ben kişisel fikrimi daha önce yazmıştım. Tekrar etmekte fayda görüyorum. Bana göre koç ya da oyuncu fark etmez, yabancı serbestliği olmalı ve hiçbir şekilde kısıtlama olmamalı. Bu tip konularda hiçbir kısıtlama sorunu çözmez. Zaten çözmediğini de çok açık bir şekilde görüyoruz. Herkes kuralı elinde oyuncak yapmış ve kendi işine nasıl geliyorsa öyle kullanıyor.

Dusko Ivanovic’in Yaptığını Türk Türk’e Yapmıyor!

Geçen hafta Beşiktaş koçu Dusko Ivanovic’in kadrosunaki yerli oyunculara nasıl süreler verdiğini haber yapmıştık. O habere basketbolseverler olumlu tepki verirken, yine bir kısım yerli antrenörler garip bir şekilde rahatsız olmuştu. Hatta saçmalama seviyesini yükseltenler, ”Yabancı kuralı var ondan mecbur oynatıyor.” gibi tuhaf cümleler de kurmuştu. Yabancı kuralını bilmesek yedirecekler hani. İstatistik diye bir bilim olmasa bunu da yutturacaklar.

Ivanovic, hiçbir zorunluluğu ve mecburiyeti olmadan çıkıp 3-4 tane yerli oyuncuyla aynı anda oynayınca bu sizi niye geriyor? Sizin yapamadıklarınızı çatır çatır yaptığı için mi, yoksa foyanızı meydana çıkarttığı için mi bu kadar rahatsız oluyorsunuz? Çünkü artık insanlar olan biteni görüyor. Eğer bir koç isterse cesurca çıkıp istediği oyuncuya, istediği kadar süre verebilir ve aksi bir durum için de hiçbir bahane üretmez. Ivanovic, ‘yerli oyunculara ancak yerli koçlar değer verir…’ gibi hiçbir dayanağı olmayan bir tezi de çürütmüştür.

Uzun lafın kısası, kenardaki koçun pasaportu belirlemiyor bazı şeyleri. İnsanların karakterleri ve tutarlılıklarıdır önemli olan. Ivanovic’in bugün yerli oyunculara verdiği değeri, birçok yerli koç veremiyorsa demek bizim kriterlerden ziyade farklı şeyleri sorgulamamız gerekiyor.

Maske Düşünce Görüntü Hoş Olmuyor

Yazının ana fikri yerli koçlar kötüdür, yabancılar kraldır gibi bir şey değil. Bunun altını özellikle çizelim ki, bazen ne kadar söylersek söyleyelim kast edilmeyen anlamlar çıkartılabiliyor. Kaldı ki, basketball.com.tr bu konularda yerli koçlara en çok değer veren sitelerin başında gelir. Burada konu tutarlılık. Eğer bu kadar milliyetçi perdeden bakıyorsan olaya bütün felsefeni bunun üzerine kur. Yoksa maske düşünce ortaya çıkan tablo hiç hoş olmuyor.

Saha içinde yabancı serbestliği isteyen biri, iş kenara gelince aksi bir fikir beyan etmesin. Ya da koç konusunda yabancı serbestliği isteyen bir oyuncu da, iş saha içine gelince aksi bir tavır sergilemesin. Bütün derdimiz bu. Çelişkiler yumağına kapılınca sonrasında çıkamıyorsunuz işin içinden.

Bizim Çok Değerli Koçlarımız Var

Bu ülkenin yetiştirdiği nice iyi koçlar var. Gecesini gündüzüne katan, ciddi mesai harcayan ve bu işe gerçekten emek veren. Yeri geldiğinde bu isimlerin bazıları çıkar lobisinin de kurbanı olabiliyor. Ama pes etmiyorlar, savaşmaya devam ediyorlar ve günün sonunda hak ettiği değeri de alıyorlar.

Orhun Ene’nin yıllardır yaptıklarına saygı duymayan biri mi var? Orhun Hoca’nın hakkını kim yiyebilir? Senin Orhun Ene gibi bir değerin olduktan sonra takımın başına niye yabancı getiresin? Selçuk Ernak ne zor şartlar altında Sakarya’da savaş veriyor. Kim çıkıp Ernak’ın hakkını gasp etmeye kalkabilir? Kalktığı anda buna herkes karşı çıkmaz mı? Hoca’nın arkasında durmaz mı? Sakarya böyle bir koçla çalışırken tutup yabancı koç arayacak kadar aklını yitirebilir mi?

Hazır yerli koçlardan konu açılmışken Ozan Bulkaz’a da ayrı parantez açalım. Son dakikaya kadar Trabzonspor’u bekledi ve ısrarla gelen bazı teklifleri kabul etmedi. Sonrasını zaten biliyorsunuz, Trabzonspor ligden çekildi ve oradaki birçok kişi mağdur oldu. Amatörden aldığı ve 15 yılını verdiği Uşak’ı Avrupa kupalarına kadar taşıdı. Trabzonspor’u ne halde aldı, ki süreç içinde maddi nedenlerden dolayı ne hale geldi, buna rağmen neredeyse 6 kişilik rotasyonla o takımı kümede tuttu.

Yıllar önce Ozan Hoca’ya yabancı kuralı olayını sorduğumda, ”Ben bir Türk koç olarak yabancılarla rekabet etmekten çekinmem. Oyuncularımız da çekinmesin ve serbestlik tanınsın.” demişti. Her zaman bu felsefeyle hareket etti ve hiçbir zaman tutarsızlık göstermedi. Ozan Hoca hiçbir zaman tribünlere oynamadı. Kariyeri boyunca doğru bildiğini söyledi ve onu savundu. Onunla çalışmış nice yerli ve yabancı oyuncu ise hakkında hep güzel açıklamalar yaptı. Yerlisi, ”Ne kadar süre hak ediyorsan onu veriyor.” dedi, yabancısı ise ”Gelişimimize büyük katkısı oldu.” diye teşekkür etti. Galatasaray forması giyen Zach Auguste geçen senelerde bize verdiği bir röportajda, ‘‘Üzerimde emeği çok büyük, her zaman saygıyla anacağım.” demişti. Ligde bu dengeyi kurabilen koçlarımız da var bizim. Ozan Hoca buna güzel bir örnek teşkil ediyor. Bütün meselenin özü insanın kalbinde, yüreğinde, karaterinde bitiyor. İyi insanın, iyi karakterin ırkı olmaz.

Daha böyle ismini sayamadığımız birçok koçumuz var. Ve bu isimlerin hiçbiri de rekabetten korkmayan koçlar. Sen kendine güvendikten sonra isteyen istediği kadar önüne engel çıkartsın, su akar yolunu bulur.

İstanbul BBSK Felakete Sürükleniyor

Hakan Yavuz yönetimindeki İstanbul BBSK Avrupa’da öyle bir performans ortaya koyuyor ki, bunun adı tek kelimeyle skandaldır. Ki bu kadar skandal sonuçlara rağmen resmi olarak koç çıkıp iki kelam etmiyor konuyla ilgili. Gayriresmi yayın organında ise, ”Maddi nedenlerden dolayı elenmek istiyorlar.” bahanesi üretiliyor. Bu kafayla sizi gayriresmi akıl hocalarınız da kurtaramaz. Sonra bir bakmışsınız küme düşmüşsünüz.

Tonla oyuncu gidip geliyor, sahadaki görüntü felaket, sonuçlar desen ortada. Tabii buradaki bir diğer soru ise şu olmalı; Maddi nedenlerden dolayı Avrupa’dan elenmek istiyorsanız eğer, bu kadar oyuncu akışını çakıl taşıyla mı yapıyorsunuz?

Bir takımın üzerine bu kadar kolay bir şekilde ‘kaybeden’ havası sinerse bunu toparlamak zor olur. Tutarsız bir şekilde yapılan rotasyonlar, oyuncuların da direncini fena halde düşürüyor. Ki oyuncuların, koça olan inancının yüksek olmadığını görmek de zor değil. Mola esnasında oyuncularıyla konuşmayan ve bu işi asistanlarına bırakan kaç koç var? Asistanlara güvenmek güzel bir şeydir ancak sahada tel tel dökülen bir takım varsa bu takımı da ayaklandırmak koçun görevidir.

Yazdıklarımıza kızan, alınan kişiler olabilir. Dost acı söyler diyelim, zira yalandan gaz vermekle hiçbir araba hıza ulaşmaz. Biz, basketbolseverler olarak İstanbul ekibini daha iyi yerlerde görmek isteriz.

Mert Konuk’a Dikkat

Tofaş’ın çifte lisansla Yalova’da oynayan 2000 doğumlu genç oyuncusu Mert Konuk’la ilgili geçtiğimiz haftalarda da birkaç şey yazmıştık. Olumlu dönüşler oldu o yazıdan sonra. Ciddi anlamda önemli bir potansiyele sahip ve sağlam adımlarla gelişimine devam ederse üst düzey bir skorer olabilir.

Konuyla ilgili bir koçumuzla sohbet ederken, ”Hiç yaşına başına bakmam, mola dönüşü üzerine set çizer ve en kritik şutu attırım. Bu şutu tereddütsüz yollayacak kapasitesi var.” demişti. Mert, Yalova’da iyi maçlar çıkartıyor, yakından takip etmekte fayda var zira jenerasyonunun en heyecan verici oyuncusu olarak göze çarpıyor. Bizde zaman zaman oyuncular bir noktadan sonra duraklama dönemine giriyor. Benzer bir duraklamanın olacağını sanmıyorum. En azından sahadaki hırsı ve isteği bu mesajı veriyor.

Türkiye’de son yıllarda şut potansiyeli ve skor tehditi açısından oyuncu çıkartmakta zorlanıyoruz. Bu sinyalleri veren gençlerin değerini bilmeli ve biraz daha ilgi göstermeliyiz.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

8 YORUMLAR

  1. Hakan Yavuz kim abi?Bu adam Tbl’de ne yapmış buraya ödül gibi getirmişler adamı.Bence işin içinde iş var arkasında siyasi güç olmasa 1 dk tutmazlar.

  2. Bu Mert harbiden iyi topçu bence Tofaş’da süre alıcak yetenekte ama onunda hedefleri büyükse Obradovic’le en az 1 sene çalışması lazım

  3. Bursalı bir basketbol izleyicisi olarak Mert’i yakından takip ediyorum. Bence savunmasını biraz daha geliştirirse çok iyi yerlere gelebilir. Kendisi hakkında böyle şeyler okumak bizi mutlu ediyor.
    Obradovic ve yerli-yabancı koçlarla ilgili yazdığınız şeyler yazı değil destan olmuş herkese okutulmalı helal olsun diyorum. Türkiye’de şunları cesurca yazabilecek basketbol yazarı yok.

  4. Mert bu aksam mamak a temizinden 3 uclukle 15 sayi birakti. Obradovic le ilgili bilezik gibi gecirmisin ustad super tespitler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz