Analiz: Yönetimler Beceremiyor Ama Fatura Başka Yerlere Çıkıyor!

0
0

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi‘nde ilk devrenin artık son maçlarına doğru yol almaya başladık.

Fenerbahçe Beko’nun dominasyonuyla geçen bu dönemde Anadolu Efes ve Tofaş da öne çıkan diğer takımlar olarak dikkat çekiyor. Ki zaten Anadolu Efes yaptığı yatırımla şampiyonluk hedefleyen bir takım. Tofaş ise bu iki takıma göre daha mütevazi kadrosuyla ve Orhun Ene’nin oluşturduğu sistemle zaman zaman keyif veren bir basketbol ortaya koyuyor.

Kalan takımlardan bazılarının istikrar açısından ciddi sıkıntılar yaşadığını söylemek lazım.

Sakarya’da Kazan Kaynamaya Devam Ediyor

Adatıp Sakarya BŞB Basketbol’da geçen sezondan beri aslında maddi anlamda yaşanan sıkıntılar biliniyordu. Bu konu hakkında birçok haber yapıldı. Burada sorgulanması gereken, daha doğru bir deyimle bazı insanların sorgulamaya başladığı konu ise; madem bu kadar sıkıntılı bir tablo vardı ortada, o zaman sezon başında (yetersiz olduğu belli olan bir bütçeye göre) neden bu kadar transfer yapıldı?

Alınan yabancıların parası karşılanamadı, ki zaten bir çoğu gönderildi. Koç Selçuk Ernak’la karşılıklı olarak anlaşıldı ve yollar ayrıldı. 2-3 seneyi geçtim, 2-3 ayın bile hesabı nasıl yapılamadı ve ortaya böyle bir enkaz çıktı? Türkiye’de kulüp yönetmek bu kadar basit ve bu kadar kolay mı?

Elbette bu sorunların tamamı cevapsız kalacak. Kimse çıkıp tek kelam etmeyecek, etmeye de gerek duymayacak.

Ozan Bulkaz, Sakarya’da çok zor bir dönemde göreve geldi. Kulübün yaşadığı bu kaotik ortamda, bu kadar sorun ve yanlış yapılanmayla nasıl baş edecek bende herkes kadar merak ediyorum. Hoca’nın savaşçı ve mücadeleci bir yapısı olduğunu biliyorum. Ancak sadece onun savaşması ve mücadele etmesi bu fırtınalı dönemde gemiyi ayakta tutmaya yetmez. Sakarya eğer bu süreci sağlam bir şekilde atlatmak istiyorsa, çok acil bir şekilde birilerinin elini taşın altına koyması ve kulübü sahiplenmesi gerekiyor. Aksi halde bırakın sezon sonunu, aldığımız bilgilere göre takımın sezon ortasında ligden çekilme ve kapanma ihtimali bulunuyor.

Yönetimler Beceremiyor Ama Fatura Başka Yerlere Çıkıyor

Takım sporlarının kaderinde bu var aslında. Basiretsiz yönetimlerin faturası ya koça ya da oyunculara çıkar. Daha çok koçlara çıkıyor, zira oyuncuları komple gönderemeyince tek bir kişiye işi ihale edip, onu kurtların önüne atmak en kolayı.

Eline iyi imkanlar sunulan, kadrosunu kendi oluşturan koçları bir kenara koymak lazım. Sen, koçuna o ortamı hazırladıktan sonra olası bir başarısızlıkta istediğin hesabı, istediğin gibi sorarsın. Ancak koçun iradesi dışında transferler yapıp, üçüncü sınıf yabancılar niye oynamıyor diye veryansın edersen kendini kandırmış olursun.

Şimdi diyeceksiniz ki haklı olarak, o zaman o koç da böyle bir yönetim zihniyetinin hakim olduğu bir takıma gitmesin. Türkiye’de maalesef işler böyle yürümüyor. Zaten yürümediği için kulüpler bu bataklığa sürükleniyor. Adın Zeljko Obradovic ya da Ergin Ataman değilse isteğin dışında yapılan işlere de sesini çıkartamıyorsun. Çıkartmaya kalkarsan da, senin gitmeni dört gözle bekleyen biri ertesi gün takımın başına geçiyor.

Gençleri Sırtınızda Taşımanız Lazım

Bu konuyu çok sık tekrar ediyoruz bu sayfalarda ama basketbolumuzun geleceği açısından önemli bir nokta.

Geçen hafta dile getirmiştim bütçesi doğrultusunda hedef takım olan Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes’i bu kategorinin dışına koyuyorum. Gerçi bu da yanlış anlaşılabiliyor. Burada Zeljko Obradovic ya da Ergin Ataman’ı koruyup, kollamıyoruz. Ancak bu takımların, bu koçların hedefi ligde ve Avrupa’da şampiyonluklar yaşamak. Bütçelerini ve kadrolarını buna göre oluşturuyorlar. Sezonun başlamasına birkaç gün kala ya da sezon ortasında da rezillikler yaşamıyorlar. Planlı ve programlı hareket ediyorlar.

BSL’yi geçtim, artık TBL’de bile kimse kusura bakmasın ‘çöp’ diye tabir edeceğimiz yabancılar var. İyi yabancının başımızın üstüne yeri var. Her genç oyuncu da muazzam işler yapıyor diye bir iddiamız yok. Ki en alt bölümde buldukları şansı iyi değerlendiremeyen bazı genç oyunculara ve bütçelerine göre iyi yabancı seçimi yapan takımlara da değindim.

Ancak elmayla armutu birbirine karıştırmamak gerekiyor. Mali olarak sıkıntın varsa, bütçe olarak dibe vurmuşsan, senin tek çaren bu gençlere sığınmaktır. Birçok potansiyelli ve değerli gençler var, al bunlarla oyna. Kaybediyorsan da bunlarla kaybet. Yetiştireceğin ve çıkartacağın gençlerin sana maddi olarak getirisini zaten kısa süre içinde göreceksin. Bu ligin hedef takımları var, verir bonservisini sana da nefes aldırır. Sağlıklı ve sağlam bir yapılanmayla uzun vadede seviye atlayacak noktaya zaten otomatik olarak gelirsin.

Türk Telekom Koçu Burak Gören Kısmen Haklı

Türk Telekom son olarak Galatasaray’ı 87-81 mağlup ederken, üst üste 6. galibiyetini aldı ve maçtan sonra Burak Gören de biraz sitem etti. Gören, Telekom’a hak ettiği değerin verilmediğini ve yakaladıkları başarının yeteri kadar ilgi görmediğini söyledi kısaca.

Gören, bana göre de kısmen haklı. Kısmen diyorum zira önce haklı olduğu kısmın hakkını verelim. Bir takım bu ligde 6 maçlık galibiyet serisi yakalıyorsa, ilk 4 içinde yer alıyorsa elbette o takımla ilgili gayet güzel şeylerin konuşulması ve bizlerin de böyle bir takıma daha fazla yer vermesi lazım. Ama Türk Telekom’un da herkese eşit davranması ve ayrım yapmaması lazım. Aksi halde, ‘orası bizden, burası değil’ kavramı sizinle ilgili olan düşünceleri de bir o kadar etkiler. Neyse işin bu kısmı açıkçası bizi çok ilgilendirmiyor. En azından biz doğru ya da yanlış gördüğümüzü yazmaya devam edeceğiz.

Gelelim Gören’in kısmen haksız olduğu kısma…

Türk Telekom, Eurocup’ta 6 takımlı gruptan 4 galibiyet, 6 mağlubiyet alarak 5. olarak elendi. Yani ilk 4 takımın bir üst tura çıktığı ve 6 takımın yer aldığı grupta kendini bu 4 takımın arasına yazdıramadı. Final niteliğinde oynanan Partizan maçını da deplasmanda 87-72 kaybetti. Yeni kurulmuş bir takım, adaptasyon süreci ve alışma evresi gibi şeyler söylenebilir, haklılık payı da olabilir. Ancak bunun adı sonuçta başarısızlıktır. Açıkçası bu başarısızlık sonrası da kimse Türk Telekom’u hak ettiği şekilde eleştirmedi. Gayet sessiz ve sakin bir şekilde bu konu es geçildi.

Elbette sadece Türk Telekom’un değil, Tofaş ve Galatasaray’ın da Eurocup performansları son derece yetersizdi. Şimdi bu yetersizlik henüz tazeyken çok fazla övgü beklemeyi de ben kendi adıma doğru bulmuyorum.

Serhat Şehit Büyükçekmece’de Güzel İşler Yapıyor

Kazanırken değil de kaybederken yazmak benim açımdan daha önemli. Arel Üniversitesi Büyükçekme son maçında malum Afyon Belediye SK’ya 94-84 kaybetti.

Sezon başından beri Serhat Şehit’in orada sessiz sedasız güzel işler yaptığını söylemekte fayda var. Çok fazla gündeme gelmiyor Büyükçekmece ama hakikaten Serhat Hoca’nın keyifli bir basketbol oynatmaya çalıştığını belirtmemiz gerekiyor. En azından ben izlerken keyif alıyorum. Elbette her takımda olduğu gibi mutlaka zaman zaman düşüşler yaşıyorlar ama basketbolun doğrularını yapmaya çalıştıklarını da görebiliyoruz.

Bütçelerine göre yabancı seçimlerinin hemen hemen doğru olduğunu not edelim. Ki bazı isimler zaten eskiden de burada oynamıştı. Yabancılardan maximum verim alıyorlar, ki zaten bizim bazı kulüpleri eleştirdiğimiz nokta buydu. Madem yabancı getiriyorsun sistemine ve takımına uyacak, yeri geldiğinde maç kazandıracak yabancılar al. Şehit ve ekibi bunu en güzel şekilde yapmış.

Yerli oyuncu konusunda ise sıkıntı yaşıyorlar. Açıkçası Serhat Şehit’i biraz araştırdığınız zaman yerli oyuncular açısından bir şans olduğunu hemen görüyorsunuz. Ama oyuncunun da en az hoca kadar istekli olması lazım bu durumda. Arda Erdoğan’a süre verdiği birkaç maçı izledim. Oyuncunun da aldığı süreler içinde reaksiyon vermesi şart. Kendini hazır tutması ve oyuna girdiği anda koçuna, ”Beni bir süre daha oyunda tutacaksın…” mesajını vermesi lazım. Arda’dan henüz bu mesajı alamadık. Hiç hazır bir görüntü vermiyor ki, bu tip genç oyuncuların yemeden içmeden çalışması gerekiyor.

Oğulcan Baykan geçen sezon da bu takımda oynuyordu. Geçen sezon neyse bu sene de o maalesef. Bir sıçrama ve patlama emaresi göremiyoruz. Üstelik o performansı gösterebilecek süreler de alıyor. Bu ligde bu şansı bulamayan nice genç oyuncular varken, üstelik kendilerine bu kadar güvenen bir ekip de başlarındayken, çok daha fazla çalışmaları ve çok daha fazla efor göstermeleri gerekiyor. Aksi halde dışta oluşan ‘tembellik’ algısını üzerlerinden atamayacaklar.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz