Analiz: Türklük Üzerinden Gönderme Yaparken Türkleri Harcamak!

0
0

Ergin Ataman bilinçli ve imalı bir şekilde Türk vurgusu yapıyor ama unuttuğu ya da kendini sorgulattığı bir şeyi de es geçiyor.

Ergin Ataman son verdiği röportajda Fenerbahçe’ye gönderme yaparken, ”İnşallah onlar da bir gün kendi Türk kahramanlarını yaratır. O zaman bizimle uğraşmayı bırakırlar.” ifadesini kullanıyor. Aslında bu noktada söylenecek o kadar şey var ki, susmak en iyisi diyorum ve o konuya fazla girmiyorum.

Bu kadar Türklük söylemi üzerinden giden bir koçun, bu sezon Türklere kaç dakika süre verdiğini ve onlarla ilgili sözlerini de bir masaya yatıralım. Sadece bu sezon değil, geçmiş sezonlarda da Ataman’ın Türklere karşı olan yaklaşımını ve yabancılardan oluşan rotasyonunu biraz tartışalım.

İnsanın aklına şu soru gelmiyor değil, Ataman bugüne kadar Türk basketboluna hangi Türk gencini kazandırdı?

Biz daha bugüne kadar Ataman’ın çalıştırdığın hiçbir takımda kahraman olarak lanse edilen bir Türk görmedik. Mesela çok sevdiği ve saygı duyduğu, Fenerbahçeli olduğu da bilinen Aydın Örs’ün bu ülkeye kazandırdığı çok Türk kahraman oldu. Kahramanlık kriterinde Türklük bu kadar yer tutuyorsa, bir camia için bir Sırp vatandaşının kahraman olmayacağına inanıyorsan, o zaman çalıştırdığın takımların kahramanları da Türk olsun ki bir anlamı olsun.

Anadolu Efes’in şampiyonluğunda bir kahramanlık hikayesinin altına imza atan Shane Larkin’in Türk olduğu iddia edilecekse o başka..

Koç Olunca Başka Oyuncu Olunca Başka

Koçların iş kendi mesleklerine geldiğinde gösterdikleri milli hassasiyeti, söz konusu oyuncular olunca göstermemesini daha önce işlemiştik aslında.

Bazı Türk koçlar, kendi meslekleri söz konusu olunca yabancı koç kriterini sonuna kadar savunup, Türkiye’de 2. sınıf antrenörler çalışmasın diyebiliyor. Ama iş sahadaki oyuncu topluluğuna gelince değil 2. sınıf, 3. hatta 4. sınıf yabancılara bol bol süre verebiliyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dediğimiz zamanda kızıyor bazıları.

Çok bir şey istemiyoruz aslında biraz tutarlı olunmasını bekliyoruz o kadar.

Bu kadar popülist söylemlerde bulunup, yerli ve özellikle genç oyunculara hor davranmanın izahını nasıl yapacaklar? Daha doğrusu yapamıyorlar zaten, çünkü iş koçluğa gelince yerli ve milli olalım ama oyunculara gelince her şey serbest olsun kafasındalar. Bu işin bir ortası var aslında, var ama bu kafayla o ortayı bulmak zor.

Çünkü bunları sık sık yazması ve işlemesi gerekenler suskun. Yazarlarsa eğer bizim gibi bir taraftan antipati toplama riskini alacaklar. Bu muameleye maruz kalan oyuncu topluluğu da sinmiş. Bu da ayrı bir tartışma konusu aslında. Bu kadar sinmiş ve pusmuş bir topluluğa her türlü zulmü hak görürler, görüyorlar da. Ki maalesef bazılarının umurlarında bile değil bu durum. Tehlikenin farkında değiller ama çöküş süreci hızlandığında havasını bastıkları mesleğin pastasındaki pay düşüşü en çok onları vuracak.

Gerçekçi Ol İmkansızı İste

Che, tam olarak böyle söylemiyordu ama 1968’in Paris sokaklarında, o söz buna evrilmişti; gerçekçi ol, imkansızı iste..

Günümüz dünyası, o dönemin gençliğinin hayal ettiği ve istediği bir dünya değil elbette. Onlar, bir fark yaratmak için yola çıkmışlardı. Belki istedikleri farkı yaratamadılar ama karanlık zihinlerde bir ışık yaktılar.

Bizim gerçekten çok değerli, çok yetenekli ve çok potansiyelli gençlerimiz var. Bunu sıklıkla dile getiriyorum. Üstüne basa basa, sıkılmadan dile getirmeye devam edeceğim, elbette yazdığım sürece. Ancak onların da bir fark yaratacaklarına, bu olmasa bile bir ışık yakabileceklerine inanmaları lazım. İnsanlar, o ışığı mutlaka görecekler ve sönmemeleri için de elinden geleni yapacaklardır.

Elbette gençler de, zaman zaman nerede hata yaptıklarını ve işin tribün kısmında neden bu kadar sahipsiz bırakıldıklarını sorgulamalılar. Siz, insanların yüreğine ne ekerseniz, karşılığında onu alırsınız.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz