Analiz: Kartlar Yeniden Dağıtılıyor!

2
0

Basketbol Süper Ligi‘nde ilk devrenin tamamlanmasıyla birlikte genel bir değerlendirme yapmak şart oldu.

Ancak hem okuyucu sıkmama, hem de konuların çok fazla birbirine karışmaması adına, bu haftayı bölüm bölüm geçmenin daha doğru olacağına karar verdik.

Haftanın ilk değerlendirmesine 3 başlık altında başlıyoruz…

Ayağa Kalk Sakarya!

Adatıp Sakarya’da ödemelerin yapılması ve krizin şimdilik aşılmasıyla birlikte ligin dibinde kartlar yeniden dağıtılacak. Küme düşme hattında mücadele vermesi beklenen bazı takımların en büyük umudu Sakarya’nın içinde bulunduğu durumdu.

Özellikle ligin dibindeki İstanbul BBSK, ki sadece 2 galibiyeti var ve Afyon Belediye SK gibi takımların en büyük güvencesi Sakarya’nın çekilme ya da krizde devam etmesi olacaktı. Ancak Sakarya’nın yeniden ayağa kalkmak için bir hamle yapması ve hafta içinde yaşanan sorunlara kısa vadede çözüm bulması bütün hesapları değiştirdi. Artık Sakarya düşme adayı bir takım değil, ligde gidebileceği en iyi noktaya gitmeye aday bir takım haline geldi.

Dürüst olmak gerekirse, bizler dahil hemen hemen bütün basketbol çevreleri bu takımdan umudunu kesmişti. Hatta takımdaki oyuncular bile. Bir kişi hariç; Ozan Bulkaz. Kendisi her zaman umudunu taze tuttu ve bu şehri ayaklandıracağının mesajını verdi. Ki bu kadar sıkıntılı ve krizdeki bir takımı da Bulkaz’dan başka hangi koç bu kadar sahiplenir ve bu riske girerdi, bilinmez. Hoca çok zor bir zamanda elini taşın altına koydu. Bundan sonrası saha içinde oyuncular kadar, tribünde takımlarını desteklemeye gelen taraftarlara da düşüyor.

Sakarya’nın ateşli bir taraftarı vardır, Ozan Hoca’nın da taraftar desteğiyle iç sahada coşkulu bir basketbol oynatan yapısı. Bu bütünleşme doğru şekilde sağlanırsa, ligin ikinci devresinde çok farklı bir Sakarya bizleri bekliyor demektir.

Necip Fazıl’ın dediği gibi;

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

Şehmus Hazer’e Ne Oldu?

Banvit’in heyecan veren gençleri arasında yer alıyor 1999 doğumlu Şehmus Hazer. Özellikle geçtiğimiz sezon yakaladığı çıkışla adından söz ettirmiş ve bu sezona da iyi başlamıştı. Ancak ne olduysa oldu, koç değişiminden sonra genç oyuncunun süreleri bıçak gibi kesildi.

İnsan merak etmiyor değil hani, geçen sezondan itibaren ivmeli bir şekilde performansını yukarı çeken, All-Star’da aldığı oylarla ilk 5’e yerleşmeyi gerçekten hak eden ve uzun vadede Türk basketbolunun çok şeyler beklediği bu çocuk birden bire neden bu kadar geri plana atıldı.

Kazandığın sürece kimse bu tip şeyleri sorgulamadığı için şu an pek sesli dile getirilmiyor bu olay. Oysa işler kötü gitseydi ilk bu konu dillendirilecekti. Bizim artık düşünce yapımızı değiştirmemiz ve işler iyi gidiyor gibi gözükürken de bazı şeyleri sorgulamamız lazım. Ki bizim Şehmus gibi gençleri kaybetmemiz değil, kazanmamız için bu konuları daha şeffaf bir şekilde tartışmaya açmamız ve birilerinin de bundan rahatsız olmaması gerekiyor.

Son 3 lig maçında Şehmus sırasıyla 7, 4 ve 1 dakika süre aldı. Son Avrupa maçında oynamadı, ondan bir önceki maçta ise sadece 2 dakika süre alabildi. 7 dakika süre aldığı Sakarya maçından önceki Beşiktaş maçında 36 dakika süre almış ve 12 sayı-2 ribaunt-1 asist yapmıştı. 2 dakika süre aldığı Ventspills maçından önceki Le Mans maçında ise 28 dakika süre alıp 11 sayı-2 ribaunt-5 asist yapmıştı.

Şehmus, Banvit’in kötü döneminde aldığı süreleri iyi değerlendiren ve ayakta kalan oyuncuların başında geliyordu. Yani form anlamında herhangi bir şekilde düşüşü yoktu. Gayet verimli oynamaya çalışıyordu. Bildiğimiz bir sakatlığı da yok. Zira öyle olsa hiç maç kadrosunda yer almaz ve büyük düşüş gösteren 3-5 dakikalık süreleri de alamazdı.

Henüz 19-20 yaşındaki bu çocuğa, kimin isteğiyle yapıldığı belli olmayan ama üstü kapalı bir şekilde yapılan göndermeleri görünce benim açıkçası bir basketbolsever olarak vicdanım yaralanıyor. Üstü kapalı diyorum, zira adresi Şehmus olduğu belli olan bazı eleştiriler okuyoruz. Ancak kendileri açık açık isim vermediği için, ben de onların ismini veremiyorum. İsimler ve yerler de önemsiz zaten. Koca koca adamlar oturup, 20 yaşındaki gencecik bir çocuğun dedikodusunu yapıyorsa zaten, düştükleri bu zavallı durum onlara yeter.

En başa tekrar dönersek, Şehmus’a ne oldu açıkçası bilmiyorum, duyduğumuz şeyler dedikodu düzeyinde, yazamıyorum. Basketbol artık amatör ruhunu kaybedip, menajerlerin ve büyük bir pastanın kreması olduğu için bu yolda ayakta kalmak zor. Hele ki, yolun henüz başında ve çok genç iseniz daha da zor. Allah kolaylık versin diyorum, elimizden bunu demekten ve ucundan kıyasından yazmaktan başka bir şey gelmez.

Serhat Şehit’in Yolu..

Arel Üniversitesi Büyükçekmece ilk devreyi 6 galibiyet, 8 mağlubiyetle tamamladı. Olaya nereden ve nasıl baktığınıza göre başarı kriteriniz değişebilir. Bana göre eldeki imkanlarla değerlendirirsek, özellikle oynadıkları basketbolla başarılı bir ilk devre geçirdiler. Üstelik çok şanssız bir şekilde kaybettikleri 1-2 maç var ki, o maçları alsalardı şu an ilk 8 içinde olup, Türkiye Kupası’na katılmaya hak kazanacaklardı.

Önce Büyükçekmece organizasyonu hakkında bir şeyler söylemek gerekiyor. Serdar Çağlan ve daha sonra takım menajeri olarak göreve getirilen Emre Ekim gibi sağduyulu, sessiz ve sakin bir şekilde işlerini yapmaya çalışan emekçiler var. Bu noktada ’emekçi’ kelimesini özellikle kullanıyorum. Basketbolun dışına çıkan tek işlerini duymadık, duyamazsınız. Rakiplere olan saygıları, basketbola olan katkıları üst düzeyde. Ne rakibi rencide eden ne de kötü dönemlerde başkalarını hedef gösteren tek bir açıklamaları yok bugüne kadar. En kötü süreçlerde bile, geçmişte koç koltuğunda oturan Özhan Çıvgın’a da ve bugün Serhat Şehit’e de tam destek verdiler. Bir koç ve oyuncu grubu için çalışmak isteyecekleri iki yönetici tipi karşımızda duruyor kısaca. Bizim bu tip emekçilere daha fazla yer verip, aslında daha fazla destek olmamız gerekiyor. İyiyi sürekli ön planda tutmak lazım ki, kötünün reytingi olabildiğince azalsın.

Serhat Şehit, ki henüz 1980 doğumlu bir koç, yaptıklarıyla ilk devrede alkışı hak eden isimlerin başında geliyor. Elbette koç olarak eksikleri ve geliştirmesi gereken noktaları mutlaka vardır. Yolun henüz başında ve bunun içinde önünde uzun bir zaman var. Lakin Büyükçekmece’ye oynattığı basketbol gerçekten keyif verici. Ben bir basketbolsever olarak, salonda ya da ekran başında onları izlerken keyif alıyorum. Basketbolun seyir zevkine hitap eden bir oyun oynatıyor. Bazen sırf bu yüzden kaybettiği maçlar da oluyor. Ancak şu an birçok koçun önünde bir hücum koçu olduğunu düşünüyorum. Belli ki bu işlere fazlaca kafa yoran biri. Bizim ülke olarak en büyük eksiliğimiz aslında yeniliğe çok açık olmamamız. Ama Şehit, statik setlerin dışına çıkarak, kendi felsefesini oluşturma yolunda ilerliyor, ki bu cidden hiç geri plana atılmaması gereken bir durum.

Kenny Hayes’in bu sezon zaman zaman gösterdiği sıradışı performanslar, sadece bireysel yetenekle açıklanacak bir şey değil, aksine şutunu kullanırken bu kadar rahat hareket etmesinde, ona bu imkanı tanıyan perdelemelerin de payı büyük. Bu da kendinden olmuyor. Belli ki bunlara çalışıyorlar. Sezon başında birçok kişinin burun kıvırdığı, bence sistem içinde iyi iş çıkaran Matthew Tiby’e hazırlanan dış şut setlerini de fark etmek mümkün. Bu örnekleri çoğaltabiliriz, zaten önümüzdeki günlerde ilk devrenin takım analizlerinde yer vereceğiz bu konuya.

Ben kendi adıma Serhat Şehit’in yaptıklarını fazlasıyla önemsiyorum. Son yıllarda Türk koçluğu kısır bir döngüye girmişti. Serhat Hoca, sadece kendi yolunu belirlemiyor yani, arkasından gelecek jenerasyona da cesaret veriyor. Şehit’in başarılı olması demek, yeni çıkacak genç koçlara güvenin artması demektir. Şehit ne kadar başarılı olursa, bir sonraki jenerasyonun önü de bir o kadar açılacak ve Türk basketbolu kısır döngüden çıkacaktır.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

2 YORUMLAR

  1. şehmus konusunda size katılmamak elde değil. herşeyden önce banvit kulübü kendi çıkarını düşünürek hareket etmeli. eğer koç oynatmak istemiyorsa(gerçekten hakan hocanın yerli oyuncular ile ilgili söylediği genç oyuncularla demek bu iş olmuyordan yola çıkarak) hala piyasası olan ve şehmusdan bonservis bedeli kazanabilecekken mutlaka ve bir an önce kiralık gönderilmeli ki şehmus daha sonra tekrar gelip banvite hizmet etsin veya kulübe yüksek bir bonservis bedeli kazandırsın. ama görüyorum ki banvit yöneticileri sizin ve bizim kadar endişelenmiyor bu konuda. umarım fazladan aldığı 4-5 galibiyet banvit felsefesine ters düşen bir antrenörle çalışmasına değer

  2. Nihayet biri cikti sehmus olayını yazdi. Yazik gunah cocuga hakan demir kimden emir alip oynatmiyor belli ama banvit yonetimi nasil sessiz kalir buna?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz