Analiz: Bu Rezilliği Yaşatmaya Hakkınız Var Mı?

0
0

Malumunuz FIBA Avrupa Kupası diye bir organizasyon var ve bu organizasyon bir anlamda Kupa-4 olarak adlandırılıyor.

Euroleague, Eurocup ve Şampiyonlar Ligi’nin ardından prestij açısından son sırada yer alıyor FIBA Avrupa Kupası. Bu kupanın gerekliliği ya da prestiji tartışılır. Kimilerine göre oynanmasına bile gerek yok. Kimilerine göre ise orta ya da alt sınıf takımlar için sonuçta bir prestij anlamı taşıyor. Belirttiğimiz üzere bu kupanın varlığını ve anlamını tartışırız.

Ancak bu organizasyona katılım gösteriyorsanız eğer, hem organizasyona hem de basketbolseverlere bir saygınız olmalı.

İstanbul BBSK sırasıyla son 3 maçta 18, 26 ve 38 sayı fark yedi. Grupta 4 maç sonunda galibiyeti yok. Bunlar basketbolun içinde olabilir, 4 maçınızı da kaybedebilirsiniz. Ama sıkıntı kaybetme şeklinizde. Maça kaybetmek için çıkmak, buna göre kadro kurmak, rotasyona şekil vermek ve bunu zihinlere kazımak… Kimse kusura bakmasın ama bu hiçbir şekilde etik kurallara uymuyor. Hele dün akşam oynanan maç tam bir skandaldır. Kaybetmenin de bir asaleti olmalı. Böyle maç kaybedilmez, bilerek ve isteyerek böyle maç verilmez!

Bu yenilgilerin savunması olarak şu dile getiriliyor;

1- Maddi nedenlerden dolayı elenmek istiyorlar.
2- Tamamen lige konsantre olmak istiyorlar.

O zaman akıllara şu sorular geliyor;

1- Maddi anlamda sıkıntınız varsa eğer neden baştan katılım gösterdiniz?
2- Hadi gösterdiniz o zaman neden eleme turunda kaybetmediniz?

Eğer işi grup aşamasına kadar getiriyorsanız ve üstelik orada sonuç olarak Türkiye’yi temsil ediyorsanız, sizin bu rezilliği yaşatmaya hakkınız yok. Basketbol camiası -küçük bir camia olduğu için- bu skandal oyun ve sonuçlar fazla dillendirilmiyor. Ancak şu tablo futbolda yaşansaydı kıyamet kopardı.

Söz konusu maddi zorlukların ve sıkıntıların daha büyüğünü Adatıp Sakarya BŞB Basketbol da yaşıyor. Üstelik 3 maç kaybettiler. Ama sonuna kadar mücadele ettiler. Çok dramatik maçlar kaybettiler ve izleyenler gösterdikleri direnişe saygı duydular, alkışladılar. Yani sorun kazanmak ya da kaybetmek değil. Önemli olan oyuna saygı ve gösterilen mücadeledir. Sakarya gibi takımlar gösterdikleri mücadeleyle her zaman saygıyı söke söke alacaklardır. Maçı baştan altın tepside sunanlar ise vicdanları yaralamaya devam edeceklerdir.

Erving Walker’la Yaşamak Zor

Pınar Kaşıyaka’da Erving Walker’la ilgili geçtiğimiz günlerde bir haber yapmıştık. Şutları soktuğu zaman doğal olarak bir sıkıntı yaşanmıyor ancak o şutlar kaçtığı zaman takım tamamen oyundan düşüyor. Kazandığın sürece kimse kimin nasıl ve ne kadar şut kullandığına bakmaz ancak kaybettiğinde sıkıntılar su yüzüne çıkar. Dün maça kötü başladı Walker ve sonrasında toparladı. Toparladığı ve takım da kazandığı için halının altına itildi sorunlar. Ancak çok bariz bir sıkıntı olduğu gerçeğini atlamamak lazım.

Assem Marei ve İlkan Karaman gibi iki uzunu olan bir takımın (ki biri içerden, diğeri dışarıdan skor tehditi olan uzunlar) bu uzunları daha aktif kullanması gerekiyor. İstatistik kağıdı ele geldiğinde bu iki isim şut sayılarında ilk 2’de değilse sıkıntı var demektir. Walker bu ikilinin neredeyse tamamı kadar şut kullanıyorsa daha büyük sıkıntı var demektir. Marei çoğu zaman set üzerinden değil, ortaya düşen topları alıp skor üretiyor. Keza İlkan’ın da henüz orta mesafeden yeterli sayıda şut kullanmadığı aşikar. Sek Henry de zaman zaman Walker’ın düzen dışı şutları nedeniyle ritmini kaybediyor.

Berk Uğurlu oyunu yönlendirme ve savunma enerjisini yukarı çekme konusunda kendini zaten ispat etti. Ancak onun muazzam penetre yeteneği ve topu aldığı anda rakip potanın dibinde bitme beceresinden de fazla yararlanamıyor Karşıyaka. Berk de kendini takıma sorumlu hissettiği için çok fazla bireysel oynamaktan kaçınıyor.

Özhan Çıvgın, ekonomik nedenlerden dolayı istediği rotasyonu oluşturmadı bu da bir gerçek. Walker’a da çok güvendiğini biliyoruz. Ancak bu güven bazen oyuncunun kontrol dışına da çıkmasına neden olabiliyor. Hoca’nın da buna bir çözüm üreteceğinden şüphemiz yok.

Avrupa’daki Tablo Düşündürücü

Eğri oturup doğru konuşmak lazım. Avrupa’da oldukça istikrarsız bir görüntümüz var. Fenerbahçe’yi bir kenara koyarsak eğer kalan takımlarımızın performansları oldukça inişli çıkışlı.

Tofaş’ın şu grupta 4 mağlubiyet alması cidden düşündürücü. Geçen sene de beklentilerin altında kalmışlardı. Bu sene de gidişat onu gösteriyor. Üstelik kadronun bu derece istikrarsız sonuçlar alacak kadar da kötü olmadığı aşikar.

Potansiyelinin altında kalan bir diğer takım da Galatasaray. Bu kadar kötü savunma yapmayı başarabilmek de özel çaba ister. Sarı-kırmızılılar, bu sezon savunmasıyla tek maç kazanamadı.

Banvit’in gençlerine ayrı parantez açmak lazım ki her maç açıyoruz. İnanılmaz yetenekli gençler var. Ancak saha sonuçları istenen düzeyde değil. Gençleri, tecrübeli oyuncularla harmanlamak ve kazanma kültürünü oluşturmak için yanlış strateji izlediklerini belirtmek lazım.

Beşiktaş’ta ödeme krizi nedeniyle sıkıntılı bir hafta geride kaldı. Ancak saha içindeki her şeyi de buna bağlamak kolaycılık olur. Savunma direnciyle ayakta kalması gereken takımın savunması zaman zaman tel tel dökülüyor, ki bu da sonuca doğrudan etki ediyor. Beşiktaş’ın hücum potansiyeli sınırlı, bu açıklarını ancak iyi savunma ve iyi mücadeleyle kapatabilirler.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz