Analiz: Biz Bu Gençleri de FIBA Yüzünden Mi Kaybediyoruz?

7
0

Geçtiğimiz günlerde oynanan FIBA 18 Yaş Altı Erkekler Avrupa Şampiyonası final maçında Türkiye belki de son saniyelerde gelen hakem hatasının da etkisiyle İspanya‘ya finalde kaybetti.

Belki de diyorum zira hakem o kritik hatayı yapmasaydı, yani top bizde olsaydı sayı bulma garantimiz yoktu. Hücumdan boş dönüp yine kaybedebilirdik. Bu nokta her türlü ihtimale açık. Çocukların verdiği emeklere yazık oldu mu, oldu. Maçtan sonra gösterilen tepkilerde haklı mıyız, haklıyız. Bana kalırsa bu yaş grubunda ve bu seviyede final oynamak, şampiyon olmak kadar değerlidir. Şampiyonluk işin kremasıdır.

Buraya kadar her şey normal aslında. Bizim altyapı seviyesinde ‘başarı’ anlamında son yıllarda hiçbir eksiğimiz yok. Hatta fazlamız var da diyebiliriz. Her yeni jenerasyon, en az bir öncekiler kadar başarılı turnuvalar geçiriyor ve adından söz ettiren de birçok genç oyuncumuz yer alıyor.

Peki yine son yıllara baktığımızda bu gençlerden hangileri A Takım seviyesinde kendine yer edinebiliyor? Hangisi altyapılarda verdikleri ışığı uzun yıllar sonra aynı şekilde yakabiliyor? Adı geçen hangi oyuncuyu, ”Altyapılardan belliydi böyle büyük oyuncu olacağı…” diye övebiliyoruz? Hemen hemen son 10 yılda bu şekilde olumlu bahsettiğimiz oyuncu sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Yani bir anlamda ilk 5 dahi çıkartamaz haldeyiz. Gerçekler bazen can acıtır ama birçok potansiyelli gencin yıllar geçtikçe kaybolup gittiğini görüyoruz. Kaybolmayanlar ise beklentilerin altında vasata yakın bir kariyer çizgisinde devam ediyor.

Gençleri de FIBA Yüzünden Mi Kaybediyoruz?

Hadi kaçan şampiyonluğu FIBA’ya ve onların hakemlerine yazdık diyelim. Peki bu gençlerin uzun vadede kayıplara karışmasını da mı FIBA’ya ihale edeceğiz? Bu gençlerin, bu yaş seviyesinde girdikleri turnuvalarda şampiyonluk kazanması mı daha önemli, yoksa onların ileride bir üst basamağa çıktılarında verecekleri katkı mı?

16, 18, 20 yaş fark etmez. Alın elinize bir kağıt kalem ve hem bizim gençlerin hem Sırpların hem de İspanyolların adını bir yere not edin. 5 yıl sonra o listeye tekrar bakın. Sırplar ve İspanyollar nerede, bizimkiler nerede olacak! Falcı olmaya gerek yok, onlar ellerindeki gençleri birbir üst seviyede önemli parçalar haline getirirken, biz yine ah edip vah edeceğiz. Dönüp geriye baktığımızda işi ihale edecek bir FIBA da bulamayacağız.

Bu gençlere gerçekten sahip çıkmak istiyorsak, emeklerinin ziyan olmaması için çabalayacaksak, sadece 1-2 hatalı düdük sonrası isyan ederek değil, onların gelişimlerine devam edebileceği bir zemin hazırlayarak bunu yapabiliriz.

Partizan/Kızılyıldız Tarzı Bir Model Uygulanmalı

Partizan ve Kızılyıldız kadar hem yarışmacı hem de yetiştirici bir kulüp hayali kurmuyorum. Henüz o kadar hayalperest olmadım! Ancak bu kulüplere benzer ama biraz daha farklı bir yapının kurulması ve uygulanması hayal olmamalı.

Çok basit bir örnek üzerinden gidelim. İstanbul BBSK yıllardır bu ligde ne uzuyor ne de kısalıyor. Playoff baskısı yok, başarı diye tutturan bir bünye de yok. Yarışmacı bir takım kimliği hiç yok. Buraya, TBF’nin de yapacağı bir teşvikle, yerli oyuncu fabrikasına dönüştürülecek bir statü kazandırılabilir. Elbette kadroya gençlere örnek olacak, onların gelişimine katkı sağlayacak ve takımı belli bir seviyede tutacak 2-3 yabancı da dahil edilebilir. Ancak özellikle 18-22 yaş grubundaki potansiyelli gençlerin pişmesi, yetişmesi ve yarışmacı olmayı öğrenebilmesi için bir fırsat da sağlanabilir.

Bu gerçekten çok zor bir şey değil ve eğer biz samimi bir şekilde bu gençlere sahip çıkmak istiyorsak, FIBA’ya ya da hakemlere çıkışarak değil, onlara bu içten güveni göstererek bunu yapabiliriz. Günü geldiğinde bu gençler daha da büyürler ve dünün rövanşını er meydanında bir güzel alırlar zaten.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

7 YORUMLAR

  1. su yazinin altina imza atmıycak bir insan evladi tanimiyorum ama keske gencler kendilerini senin kadar dusunseler. emin ol cogu senin kadar kafa yormuyor bu ise belki bikac istisna vardir. federasyon, kulupler, coachlar aynaya baksin ama genc oyuncularda aynaya baksin hocam. kari kiz pesinde kostukları kadar sut calissalar boyle olmazlar.

  2. Yazının altına imza atıyorum ama aynı şekilde Abdullah Fidan arkadaşın söylediklerinede imza atıyorum. Udoh, Bogdanovic burdan gittiler ama hala herkesle twitter dan, instagram dan konuşuyorlar. Bizim Türkler cinsiyetin kadın değilse bi tane mesajına cevap vermezler. Hayatlarında düşündükleri tek şey gece kimi götürsem adamların övündükleri şey bu olmuş bence birazda bunlarada eleştiri yazısı yazın.

  3. Gençleri kaybetmek kolaydır kazanmak zordur 🙂
    Böyle böyle onlara sahip çıkılır devam basketball.com.tr

  4. Federasyonda o vizyon olduğunu sanmıyorum. Bizim gençlerin aklındada paradan başka birşey yok. Sizin kadar kafa yormuyorlardır bu işe eminim.

  5. Abi tamam yaziya sonuna kadar katiliyorum cok hakli bir yazi. Tr’de genclere is bile vermiyorlar guvenip hepimiz bunun sikintisini cekiyoruz. Ama bu sirplardaki caliskanligin kaci bizimkilerde var? Bizdekiler ne extra calisir ne duzenli calisir. Hayatlarini yasamasinlar demiyoruzki ama yaptiklari tek bisey var sahilde denizde barlarda story paylasmak. Yabancilara bi bakin abi adamlar hem hayatlarini yasiyor ama hemde islerini daha cok on planda tutuyor.

  6. Yazıya herkes hak vermiş sonra ama-lı cümleler başlamış. Yani biz Türk insanı kendi değerlerimize güvenmiyoruz 🙂 Kasanın içinde 3-5 tane çürük elma var diye hepsini birlikte çöpe mi atacağız arkadaşlar. Sırbistan’da, Fransa’da, İspanya’da, Almanya’da, İtalya’da her yerde çürük elma çıkar. Çünkü biz oradaki çürükleri görmüyoruz hep iyilerini yiyoruz. Kemal Erdem’in dediği gibi önce bir sistem kuralım eğer yine olmuyorsa o zaman hepimiz tekrar değerlendirelim durumu AMA önce şans verelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz