Analiz: Avrupa’nın En İyi Ligi Derken?

2
0

Aslında son yıllarda hepimiz bu sözü sıkça kullanıyoruz ve biraz da alışkanlık oldu bu durum…

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi seyir zevki açısından belki Avrupa’nın en iyi ligi olabilir. Gerçekten çok kaliteli koçlar, yabancılar ve takımlar var. Bunlar çıtayı oyun anlamında yukarı çeken unsurlar ancak en iyisi olmak için bu yeterli mi gerçekten?

Arşivi dolaşırken yaklaşık 2.5 yıl önce Ozan Bulkaz’la yaptığımız bir röportajı tekrar hatıladım. Ozan Hoca’nın, ekibin ve buraya umut bağlayan oyuncuların canı yandı bu yaz. Ozan Hoca, kendisine gelen başka teklifleri beklemeye alıp, Trabzon için fedakarlık yaparken bir anda sezona işsiz başlama noktasına geldi. Keza ekip ve oyuncular içinde bu durum geçerli. Hani Avrupa’nın en iyi ligiyiz diyoruz ya, Avrupa’nın hangi en iyi liginde sezonun başlamasına 3 gün kala bir takım ligden çekilir ve oraya umut bağlayan insanlar ortada kalır?

Ozan Hoca’yla yaptığımız röportaj demişken… Bundan 2.5 yıl önce Ozan Hoca’ya şöyle sormuşum, ”Şu an ligimiz Avrupa’nın en iyi 2 liginden biri olarak gösteriliyor.” ve bu sorum karşısında sanki bugünleri görür gibi, ”Bütçe ve oyuncu olarak öyle ama organizasyon olarak değil. Çok eksiklerimiz var. Salonlarda, standartlarda, ödemelerde. Bazı bölümlerde de Avrupa’nın en iyi ligi değiliz.” demiş Hoca… Ozan Hoca’nın o zamanki öngörüsü günümüzdeki gerçekleşti. Üstelik bunu kendi tecrübe etti. Belki o zaman Hoca’ya daha iyi kulak verilseydi bugün bazı sorunların önüne geçilebilirdi. Ancak Türkiye’de lafa gelince herkes birlik olsa da, iş birlikte tepki koymaya ya da bir şeyler yapmaya gelince ortada kimse kalmıyor.

Türkiye’nin yaşadığı ve yaşamaya devam ettiği ekonomik krizle birlikte henüz Trabzonspor Basketbol’un geldiği noktaya gelmese de, gelmeye yaklaşan kulüpler olduğunu biliyoruz. Lige devam etmesine rağmen, üstelik geçen sezon playoff biletini kapan bir takımımız ciddi anlamda maddi nedenlerden dolayı çekilmeyi düşünüyordu. Ki hala bu düşünceden vazgeçmiş olduklarını sanmıyorum. Bunların doğrudan dışarı yansımaması böyle sorunların olmadığı anlamına gelmiyor. Yerli oyunculara zaten, ”Bizim çocuk…” diyerek ödeme yapmayı geçtim, açıklama yapma gereği bile duymayan takımlar var. Onlar işin kolayını bulmuşlar. Yabancıya peşin peşin ödemeyi yap, nasıl olsa yerliler bizi bir şekilde idare eder. Gerçi hakkını yemeyelim, yerli-yabancı ayırt etmeden oyuncuların tamamını mağdur eden takımlar da var.

Silah Mı Dayadı Bu Adamlar?

Bazı kulüpler entresan bir şekilde algı yönetimi yapmaya çalışıyor ve yaptırıyor. Bunda da kısmen başarılı oluyorlar. Ancak kafası biraz çalışan insan ise yutmuyor en nihayetinde. 2-3 oyuncu üzerinden sürekli yüksek kontrat muhabbeti dönüyor. Basketbolu yakından takip edenler zaten bu isimleri az çok biliyor. Biri de demiyor ki, ”Bu adamlar, bu kontratları almak için kafanıza silah mı dayadı?” diye. Zamanında verdiğiniz doğru ya da yanlış kontratların ceremesini de kusura bakmayın ama çekmek zorundasınız. Yöneticilik böyle bir şey zaten. İyi yönetici hata yapmaz diye bir şey yok. En az hata yapana iyi yönetici denir zira insanın olduğu yerde hata vardır.

Ancak işinize gelince oyuncuları kaptırmamak için dünyanın parasını verip, işinize gelmediği zaman da oyunculara ‘feda’ dedirtmenin hiçbir mantığı yok. Kendi düşen ağlamaz demişler.

En Formda Yerli Uzun İlkan Karaman

Gerek istatistik olarak, gerekse saha içindeki enerjisiyle yerli uzunlar arasında sezona en iyi giren isim Pınar Karşıyaka’dan İlkan Karaman. Şu an çok net bir şekilde Milli Takım seviyesinde oynuyor ki, davet almaması ciddi anlamda adalet duygusuna hasar verir.

BSL’de 10.8 sayı-4.0 ribaunt-1.0 asist, Avrupa’da ise 11.0 sayı-6.5 ribaunt-2.0 asist ortalamayla oynuyor. Hem içerden, hem dışardan yarattığı şut tehditi, takımın temposunu bir anda yükseltmesi (ki bir uzun için bu kolay değildir), şu an Milli Takım’ın en çok ihtiyaç duyduğu parçalardan biri haline getiriyor onu. Seçilir ya da seçilmez bu tamamen koça kalmış bir durum. Ancak geçmişte seçilen oyuncuların ve İlkan’ın şuanki durumu baz alındığında tablo ortada.

İlkan konusundaki temel sıkıntının nedeni ona bakış açısındaki farklılık. Bugün İlkan’ın yakaladığı istatistikleri bir başka uzun yakalasa övgüler havada uçuşurdu. Hoş son zamanlarda İlkan içinde bu yapılıyor. Ancak sorun şu, İlkan vakti zamanında çıtayı o kadar yükseğe koydu ki, 10-15 sayı attığında bu çok sıradan karşılanıyor. Yapması gereken bu zaten deniyor. Elbette yapması gereken bu, potansiyeli bunu gerektiriyor ancak bundan daha iyisini yapan yoksa en iyisini yine o yapıyor demektir. Yerli havuzuna baktığımız da yarattığı fark ortada.

Ege Arar’a Nasıl Sahip Çıkılır?

Galatasaray koçu Ertuğrul Erdoğan geçtiğimiz günlerde eleştiri oklarının hedefi haline gelen Ege Arar’la ilgili güzel sözler söyledi. Ege’ye hep beraber sahip çıkmamız gerektiğini hatırlattı. Katılıyorum, gayet doğru bir tespit yaptı. Lakin bu tespiti yaparken bunun uygulamasını da kendisi yapmalı.

Ege benim kişisel olarak potansiyeline inandığım, başarılı olmasını istediğim, beğendiğim bir oyuncu. Lakin Ege’ye ısrarla her maç 15-20 dakika süre vermek benim elimde değil, Hoca’nın elinde. Ege’ye ısrarla ve inatla her maç 15-20 dakika süre verilirse onu kazanırız. Aldığı 2. faulde ya da yaptığı ilk hatada kenara alarak değil. Ege’nin bu sezon 15 dakika süre aldığı maç yok. Oyuncu, hele ki bir uzun oynaya oynaya pişer ve gelişir.

Ege’ye de ona inanan biri olarak şunu söylemek isterim aslında. Bu yaz Andre Drummond dış şutlarını geliştirmek için yoğun bir çalışma programı uygularken, ”Salondan çıkmadan önce her gün en az 200 kez üçlük deniyorum. Bunu tekrar tekrar yapıyorum.” demişti. Drummond’ı bilen bilir, değil dışardan, serbest atış çizgisinden bile potaya topu değdiremediği günler oldu. Bu sezon çıktığı ilk maçta ise ilk üçlük isabetini buldu. Her maç takır takır üçlük atmıyor elbette ama çalışıyor ve deniyor. Ege’nin de artık bunlara sıkı sıkı çalışması ve denemesi lazım.

Egemen Güven’in Bir Noktaya Evrilmesi Lazım

Hazır konu destekten açılmışken Egemen Güven’e de bu desteği vermemiz lazım. Lakin Egemen’in de bunu hak etmesi lazım. Özhan Çıvgın’ın ona ne kadar güvendiğini ve inandığını biliyoruz. Ufak bir kıvılcım görse bu kıvılcımı parlatacak bir adamdır Özhan Hoca.

Egemen’in temel sorunu net bir özelliğinin öne çıkmaması ya da çıkartmaması. Her şeyi yapamıyorsan en iyi bildiğin şeyi yap demişler. Egemen’in önce buna karar vermesi lazım. Hücumda ve savunmada dengeli olması bir uzunun ideal olanıdır. Ancak bir dengen oluşmuyorsa, en iyi özelliğini öne çıkartır ve çalışmalarına ona göre devam edersin. Skor, ribaunt, asist ya da blok. Bu kategorilerden sadece biriyle bile sivrilse en azından, ”Şu özelliğiyle öne çıktı…” dedirtir, ki Egemen bunu dedirttiği gün kabuğunu kıracaktır.

Selçuk Ernak’a Helal Olsun Demek Düşer

Sakarya’nın içinde bulunduğu durum hakikaten çok zor. Ekonomik olarak zorlu bir süreçten geçtiğini biliyoruz. Ancak Selçuk Ernak bir şekilde orada direniyor. Kolay değil bu tip zorluklara başa çıkmak. Ödemeler geciktiği anda kendi derdini bir kenara atıp, oyuncuları psikolojik olarak maça hazırlayabilmek herkesin yapabileceği bir iş değil. Bütün yükü omuzlarınızda hisseder ve bu yükün ağırlığını paylaşmakta zorluk çekersiniz.

Ernak bu yükü taşımakla kalmıyor, Sakarya’da çok özel işlerin altına imza atıyor. Alp Karahan’ı parlatıyor bu sezon. Geçen sezon kariyeri sallantıda olan Metecan Birsen’i diriltmişti. Bu sene ise sezon başında, ”Ona çok güveniyorum…” dediği Alp’e o güveni gösteriyor. Alp de Allah için buna karşılık veriyor. Selçuk Hoca’nın hem gençlere, hem yerlilere verdiği değer zaten bilinen bir şey. Bu konudaki kararlığına ve dirayetine gerçekten saygı duymak gerekiyor.

Mert Çevik Şaşırtmıyor

Son Beşiktaş maçından sonra Mert Çevik’le ilgili olumlu yorumlar oldu. Çünkü 19 dakika süre aldı ve 2 üçlük isabeti bularak 8 sayı attı. Daha önce de Svitavy maçında 16 dakika süre alıp 3 üçlükle 9 sayı yapmıştı. Geçen sezon Mert’le ilgili bir istatistik çıkartmıştık. 15 ve üzeri süre aldığı her maçta bir şekilde skora katkı yapıyor ve dış şut tehditiyle aslında içerdeki uzunların da daha rahat pozisyon almasını sağlıyor diye. Durum aslında bundan ibaret. Günümüz basketbolunda bilimsel çalışmalar ve veri analizleri önemli yer tutuyor. Zaten bu bilimi bir şekilde geri atanlar kaybetmeye mahkum oluyor.

Hakan Yavuz’un da bundan sonra Mert’e daha fazla güveneceğini ve süre dağılımını yaparken bazı şeyleri dikkate alacağını düşünüyorum.

Mert Konuk’a Dikkat!

Tofaş’ın 2000 doğumlu genç potansiyeli Mert Konuk’la kapanışı yapalım. Çifte lisansla Yalova’da da oynuyor ve özellikle orada gösterdiği performansla gelecek için büyük umut veriyor.

Kendini asla yeterli görmemesi onun ilerde ‘büyük oyuncu’ olmasının kapısını açacak aslında. Var olanla yetinmeyip, daha iyisini yapabilmek için çalıştığınız sürece günü geldiğinde en iyisini yaparsınız zaten. Bu çocuk da o hamur var. Henüz yeni yeni yoğruluyor ve Türk basketbolu için umut tohumlarını yeşertiyor. Zira Mert’in yapacakları hem kendi jenerasyonu, hem de kendinden sonrakiler açısından bir referans olacak.

Mert’e dikkat dedik ama şimdi asıl konuya gelelim. Geçen gün basketbola gönül vermiş sevdiğim bir dostumla sohbet ederken, ”Mert Konuk’a dikkat çektin, istatistikleri de fena değil ama çocuğu bir türlü izleyemiyoruz.” dedi. Konu sadece Mert’i değil, Mert gibi yetenekleri izleyememek aslında. Yazının girişindeki bölümle o kadar paralel ki bu durum. Avrupa’nın en iyi ligi, o ligin en yetenekli, en potansiyelli gençlerini izletemiyor. TBL maçlarını izleyenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Çünkü biz BSL’yi pazarlamakta o kadar zorlanıyoruz ki, TBL’ye sıra gelmiyor.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

2 YORUMLAR

  1. en azindan biri cikip kral ciplak diyebilmis. en iyiyiz, soyle superiz, boyle muhtesimiz kendimizi kandiriyoruz baska bisey degil. avrupa’nin guya en iyi ligine yayinci cikmiyor ligde takimi olan turk telekom yayini aliyor.

  2. valla gençlere destek olalım ama ege arar ve egemen güven’den olmaz abi. yazıda söylemişsiniz zaten durmmond köpek gibi üçlük çalışırken bizimkiler koca yaz yatıyorlar. karpuz değiller yattıkları yerde büyüsünler. mert konuk’un şutu iyi ama inş melih mahmutoğlu jr olmaz sadece şutuyla oynamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz