28 Dakika!

0
1390

İspanya eşleşmesinden kaçma maçını aslında ilk yarıda kaybettik.

Öncelikle hücum kapasitesi kısıtlı bu açığı savunma ile kapatmaya çalışan bir takım olarak bu grup maçlarının en kötü savunmasını yaptık ilk 28 Dakika .

Evet , ilk yarıda yediğimiz sayı 47. 28.5 dakika dolduğunda ise potamızda gördüğümüz sayı tam olarak 68. Biz grup maçlarında İngiltere ve Belçika gibi takımları yenerken 68-70 seviyesinde tutmuştuk. Çünkü biz de 70’lerde atıyorduk.

28 Dakika

Maçın başında Melih Mahmutoğlu ‘nun ekstra oyunu, savunmadaki bütün hatalarımızı gizledi. Oysa dip çizgiden o kadar boş atış olanağı verdik ki, iyi dış atıcıları olan Letonya’nın bunu cezalandırmaması şansımızdı. Ya da kaçırmaları belki de bizim bazı şeyleri geç keşfetmemize neden oldu.

İlk yarıda Letonya’ya karşı hücuma hücumla karşılık verdik. Hiç de yapmamamız gerekirken. Oysa 28 dakikadan sonra yaptığımız savunmaya ihtiyacımız vardı ilk yarıda bizim. Porzingis’in de kenarda olduğu dönemde 6-7 dakika öyle bir sert savunma yaptık ki Letonya’ya çembere bakma şansı vermedik. Timma ve Davis Bertans gibi iki skorer oyuncusu da faul problemine girince sayı üretmelerine izin vermedik. Hatta maçı o an’a kadar domine eden Porzingis‘i bile uzunları değiştirip, top aldırmayacak derecede iyi savunduk.

Yani milliler, 28 dakika içinde  68 sayı yiyen takım iken sonraki 6 dakika Letonya’nın bize atabildiği sayı sadece 5. Ancak ‘kader’ toplarını kaçırınca çözüldük. Letonya’nın son bölümde, bizim oyundan düştüğümüz anlardaki 8-10 sayısını da saymaya gerek yok.

11 Asist!

Hatamız, savunma öncelikli bir takımken bu kez Letonya’yı hücumla yenmeye çalışmamızdı. Tabi üretkenlik konusunda sınıfta kaldığımızın belgelerinden birisi de 11 asistte kalmamızdı (Letonya 28 asist)  İki maç kazanmamızı ve kaybettiğimiz maçlarda bile oyun içinde kalışımızı sağlayan savunmamızı bu kez oturtamamız, geç hatırlamamız bize hiç de istemediğimiz bir İspanya eşleşmesinin yolunu açtı.

İlk devrede Melih’in yanına bir skorer ekleyememize rağmen ikinci yarıda Cedi Osman’ın katkısı, topu içeride Semih’e iyi geçirip pota altını yıpratma çabalarımız,  geri dönüşümüzün fitili ateşleyen etkenlerdi. Ancak sürekli geriden gelmenin getirdiği baskı, İspanya ile eşleşme endişesi ile birleşince, artan yorgunlukla beraber sonunu getiremedik.

İspanya da sevinmemiştir

Şimdi belki de grup maçlarının başından beri korktuğumuz başımıza geldi. Eurobasket’in favori takımlarından birisiyle eşleştik. 5’de 5 yapan İspanya’ya karşı işimizin kolay olmadığını söyleyebiliriz. Ancak şu da unutulmamalı ki her ne kadar tecrübeli olursa olsun İspanya’nın da evsahibi takımla ile eşleştiği ve deplasmanda oynayacağı için memnun olduğunu sanmıyoruz.

Motivasyona ihtiyaç yok

Bugüne kadar güç seviyesi bizden aşağıdaki takımlarla karşılaştık, bize denk ya da üstte olanlara kaybettik. Bu anlamda oyuncular için bu maç bir diriliş maçı olabilir. Böyle bir takıma motive etmek için ekstra bir şey yapmanıza gerek yoktur. İspanya’nın son 4 Avrupa şampiyonası’nın 3’ünü kazanma bile motive olmak için yeterlidir.

Belki hücum ve üretenlik konusunda sıkıntılıyız ancak yine de bu açığı kapatmak konusunda iyi bir savunma ve tam saha baskılı zone press’i iyi uygulayan bir kadro yapımız var. Tecrübeli İspanya’yı gençliğin verdiği dinamizm ve ortaya konulan enerji ile şaşırtıp sinirlendirerek yençok da imkansız sayılmaz. Belki Hırvatistan dışındaki maçlarında zorlanmadılar ancak 8 günde 5 maç oynamış olmaları ve üstüne bir seyahat eklenmesi ‘yaşlı’ takımların devamlılığı açısından bir dezavantaj olabilir. Telafisi olmayan bir 40 dakika için her şey yaşanabilir.

Bence bizim kaybedecek bir şeyimiz yok, Onlar düşünsün…

Levent Yücelman
levent.yucelman@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz