2019’da Biriken Enkazın Altında Kaldık

0
0

2019’u geride bıraktığımız günde basketbolumuz adına olumlu az olumsuz ise birçok şeyin olması aslında 2020’ye girilirken durumu özetliyor.

Dünü unutarak, yarını temellendirmek, bugün yapılacak en büyük hata olur.

İki Türk takımı Fenerbahçe ve Anadolu Efes’in Final Four’a adını yazdırması dışında, geride bıraktığımız yıl; birikmiş enkazın altından kalkamadığımız bir dönem oldu. Ekonomik krizin de etkisiyle kapatılan kulüpler, son dakikaya kadar lige girişi belli olmayan takımlar, birçok mağduriyetin yaşanmasını tetikledi.

Bazı oyuncular ve koçlar, 4-5 aylık alacaklarından (peşin ödenen 1-2 aylık para karşılığında) vazgeçti. Vazgeçmeyenler ise ‘sürünün sürünebildiğiniz kadar’ kafasıyla uğraşıyor. Buna, ‘dur’ diyebilecek bir mekanizma da olmadığı için, üçüncü dünya ülkesi kuralları devreye giriyor ve statüko onları haklarından vazgeçme noktasına getiriyor.

Milli takım açısından da facia bir yaz dönemini geride bıraktık. Gençleştiğimiz ve geleceğin takımını oluşturmak istediğimiz söylendi, başarısızlık karşısında. Günün sonunda ise Shane Larkin’e, ‘gel bizi kurtar.’ diyecek kadar temel oluşturduğumuz ortaya çıktı. Eğer gerçekten bir şeylerin temelini oluşturmak istiyorsak, bu halk değil 1, 2 turnuvayı da feda eder. Ama başarısızlığa kılıf bulmak için, arayış içinde olduğumuz yalanına ise düzenin savunucuları dışında kimse inanmaz. Sonuçta bir kez daha, ‘armut piş ağzıma düş’ durumuna geldik.

Birkaç yıl öncesine kadar marka değeriyle övündüğümüz lig, gün geçtikçe değer kaybediyor. İspanya makası açmaya başladı, Almanya sistemli bir şekilde geliyor, düne kadar krizin içindeki İtalya’da bile hareketlenme başladı. Fransız takımları katıldıkları turnuvalarda diş gösteriyor. Onların da yükselişini yok saymayalım. Çünkü birçok Avrupa liginin temeli sağlam bir zemine oturmuş durumda. Kurallar isimlere göre değil, herkese eşit uygulanıyor.

Basketbol, onu izleyenlerle, onu yaşatanlarla, onu yazanlarla güzeldir. Ancak çoğu salonun durumu ortada. Boş tribünlere oynanan yavan maçlar görüyoruz. Yayıncı kuruluşun hakkını verelim. Elinden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyor. Bu işin emekçileri de, imkanları dahilinde bu oyunu yazmak için çaba gösteriyor. Ancak kulüpler ve birçok oyuncu da özeleştiri yapmak zorunda. Bu kadar dışa kapalı, bu kadar iletişimden uzak kalmak, uzun vadede en büyük zararı kendilerine verecek. Zira bu oyunun bir yayıncısı, bir yazanı, bir izleyecisi olmazsa, halı saha maçlarında toplanıp eğlenen mahalle arkadaşlarından bir farkları kalmayacak.

Ülke olarak 2019’u çok iyi geçirmedik. Toplumsal hafızamız biraz zayıftır, o nedenle çabuk unuturuz. Ancak 2020, umarım geçen yılı bizlere bir kez daha hatırlatacak ve yaşatacak bir dönem olmaz.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz